Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, forklift kiralama hizmetinden doğan ve yaklaşık ispat tartışması içeren reddedilmiş ihtiyati haciz talebinin istinafına dair kararı.
Özet: Forklift ve iş makinesi kiralama hizmetlerinden kaynaklanan, vadesi gelmiş ve teminat altına alınmamış 1.170.657,38 TL tutarındaki alacağının tahsili amacıyla borçlu şirket hakkında talep ettiği ihtiyati haczin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine alacaklı şirket istinaf kanun yoluna başvurarak, borcun borçlu tarafından kaşeli e-posta ile gönderilen mutabakat belgesi ve faturalarla yaklaşık olarak ispatlandığını, bu nedenle talebinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2149 - 2026/1764
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ40. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/2149 KARAR NO : 2026/1764T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE :KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 13/04/2026NUMARASI : 2026/265 Esas 2026/265 KararTALEP EDEN : VEKİLİ : Av. KARŞI TARAF :DAVA KONUSU : İhtiyati HacizYerel Mahkemesince; yukarıda tarih ve numarası yazılı davada verilen karara karşı talep eden vekili tarafından süresinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla; dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü.DAVA: İhtiyati haciz isteyen vekili dilekçesi ile özetle; müvekkili ...A.Ş ile borçlu ... A.Ş arasında süreklilik arz eden bir alacak-verecek ilişkisi olduğunu, müvekkilinin ... markası gibi forklift ve benzeri iş makinalarının bayi, servis ve kurumsal kiralama işlemlerini yapan sektörün öncü firmalardan olduğunu, aleyhine ihtiyati haciz talep olunan şirketine de bu minvalde kiralama hizmeti sunulduğunu, müvekkilinin yüklü bir alacağının bulunduğunu, mevcut bu ilişkiye göre borçlu şirketin toplam 1.669.353,62-TL borcu bulunduğunu, bunun 498.696,24 TL'lik kısmının ödendiğini, son durumda vadesi gelmiş ve ödenmemiş 1.170.657,38-TL bakiye miktar borç bulunduğunu, taraflar arasında mutabakat bulunduğunu, borçlu tarafın, vadesi gelmesine rağmen söz konusu borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin bu alacağı herhangi bir rehin veya ipotek ile teminat altına alınmadığını, açıklanan nedenlerle talebin kabulü ile borçlu şirketin, borcunu karşılamaya yetecek kadar taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı; davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir.İSTİNAFİstinaf Kanun Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde talep eden vekili istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.İstinaf SebepleriTalep eden vekili; müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında süreklilik arz eden bir alacak-verecek ilişkisi olduğunu, müvekkilinin forklift ve benzeri iş makinalarının bayi, servis ve kurumsal kiralama işlemleri yaptığını, davalı şirkete de bu minvalde sözleşme ile kiralama hizmeti sunulmuş olup, müvekkilinin yüklü bir alacağı olduğunu, mevcut bu ilişkiye göre borçlu şirketin toplam 1.669.353,62 TL borcu bulunmakta olup, bunun 498.696,24 TL'lik kısmının ödendiğini, son durumda vadesi gelmiş ve ödenmemiş 1.170.657,38 TL bakiye miktar borç bulunduğunu, taraflar arasında mutabakat bulunduğunu, borçlu şirketin, toplam 1.170.657,38 TL borcu olduğunu açıkça kabul ettiğini, karşı taraf borçludan doğmuş ve vadesi gelmiş toplam 1.170.657,38 TL tutarında muaccel bir para alacağı bulunduğunu, borçlunun, vadesi gelmesine rağmen söz konusu borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin bu alacağının herhangi bir rehin veya ipotek ile teminat altına alınmadığını, dosyada yer alan mutabakatın, ıslak imzalı olmaması sebebiyle dikkate alınmadığını, ancak HMK m.199 ve TTK m.1525 dikkate alındığında mail yoluyla gönderilen ve altında borçlu şirketin kaşesinin bulunduğu mutabakatın, HMK uyarınca belge niteliği taşıdığını, dosyada sunulu faturaların tek başına yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı düşünülse dahi borçlu tarafından kaşeli bir şekilde gönderilen mutabakat ile desteklendiğinde haklı bir alacağın varlığı konusunda yaklaşık ispat koşulunu yerine getirdiğini belirterek istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Uyuşmazlık; kira sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati haciz talebine ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İhtiyati haczin şartları ve etkileri İİK 257. maddesinde aşağıda gösterilen şekilde düzenlenmiştir. “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” şeklindedir.Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Madenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.İhtiyati hacizle, yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olayda uyuşmazlık; kira sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati haciz talebine ilişkin olup, taraflar arasında kira sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. İhtiyati hacizle ilgili İİK' nın 258. maddesinde mahkemeden söz edilirken sadece yetkili mahkeme gösterilmiş, görevli mahkeme hakkında bir belirleme yapılmamıştır. Mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla belirlendiğine ve bu konuda da kanunda açık hüküm bulunmadığına göre genel kurallar uygulanacaktır. O yerde görev bakımından özel mahkeme bulunuyorsa o mahkeme, ayrı bir özel mahkeme kurulmamışsa genel mahkeme özel mahkeme sıfatıyla ihtiyati hacze karar vermelidir. Somut olayda davanın; kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup Ticaret Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davacı şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin bu yönden kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KABULÜ ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,2-Dosyanın yeniden bir karar verilmesi için yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 5-HMK'nin 27. maddesi gereğince tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK'nin 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 16/09/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 18/09/2026Başkan¸e-imzalıdır Üye¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır