3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuyla parsel yüzölçümünün azaldığı iddia edilen davada ölçü hatası düzeltmesinin hukuka uygun bulunması.
Özet: Davacının Amasyadaki taşınmazının 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucu yüzölçümünün azalması üzerine eski haline getirilmesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi bilirkişi incelemesiyle tesis kadastrosu sırasında yapılan sınırlandırma ve ölçü hatalarının 1967 yılındaki fiili zemin ve yol güzergahına uygun olarak uygulama kadastrosuyla düzeltildiğini, bu düzeltmenin parselin gerçek yüzölçümünü yansıttığını tespit ederek, davacının kadastro tespiti yanlış olduğu yönündeki iddiasını esastan reddetmiş ve taşınmazın uygulama kadastrosundaki haliyle tesciline hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/446 E., 2024/1521 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya Kadastro MahkemesiSAYISI : 2023/1 E., 2024/1 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Amasya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 1438 parsel sayılı 3.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 71... parsel numarasıyla ve 2.219,03 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında müvekkiline ait 1 71... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, taşınmazının eski hale getirilmesini talep etmiştir. II. CEVAPHazine vekili cevap dilekçesinde; görev, husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, taraf sıfatı konusunda itirazları bulunduğunu, Kadastro Komisyonu tarafından tespit çalışmasının mevzuata uygun gerçekleştirildiğini, askı ilanına çıktığını, kadastro çalışmalarında hata bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''bilirkişi kurulunun tesis kadastrosu ve 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile ortofoto ve hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde yöntemine uygun şekilde yaptığı inceleme sonucunda, tesis kadastrosunun tamamlandığı 20.12.1975 yılına en yakın 1967 yılına ait eski tarihli hava fotoğraflarında 22/2-a uygulamasına göre çizilen sınırların mevcut olduğu, kadastro tespiti sırasında çizilen sınırın mevcut olmadığı, tesis kadastrosu zamanında ve öncesinde davacıya ait parsel ile yol arasında zeminde mevcut olan sınır tesis kadastrosu sırasında yanlış yerden geçirildiği, sınırlandırma hatası yapıldığı, 22/2-a uygulaması ile sınırlandırma hatasının düzeltildiği, kadastro tespiti sırasında mevcut olan ve değişmeyen sınıra getirildiği, tesis kadastrosu sırasında ve öncesinde kullanımın bu sınıra göre olduğu, davacının sonradan geçirdikleri tel örgü sınırının doğru ve olması gereken sınırdan geçirildiği, 1967 yılı hava fotoğrafında belirgin olan yol güzergahının halen mevcut olduğu, güncel fiili zemin durumunu yansıttığı, tesis kadastrosu arazi ölçümlerinde, kuzeyden güneye doğru ... yolu sınır tersimatı yapılırken son sınır ... köyü 1 40... numaralı parselinin kuzey köşesine bağlanarak tamamlandığı bu hata nedeniyle 1 71... numaralı parsel sınırlarının yolda kalmasına sebep olunduğu, oluşturulan kadastro paftasındaki 1 71... numaralı parsel ile yolun müşterek sınırı 1967 ve sonrasındaki hiçbir hava fotoğrafı ile uyuşmadığı, tesis kadastro çalışmasında ölçü hatası yapılarak tersimatın tamamlandığı, 2018 yılında tamamlanan kadastro yenileme çalışmalarında ise ilk tesis kadastrosunda ölçü hatası yapılan ve rapora ek krokilerde (A) harfi ile gösterilen kısım parsel sınırlarından düşülerek 1967 yılında kullanıma açılan ... köy yolu ile 1 71... numaralı parselin müşterek sınırına olması gereken son hali verildiği, tesis kadastrosunda yapılan ölçü hatası da giderildiği, .... yolu sınırı ile komşu parsellerin sınırında bir ihtilaf bulunmadığı, diğer hudutlarını teşkil eden sınırlarının tespitinin de 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince doğru tespit edilmiş olduğu, kadastro parseli ile ilgili 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan sınır değerlendirmesinin yerinde olduğu, bu sınırlara göre hesaplanan yüzölçüm miktarının parselin gerçek yüzölçüm miktarı olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a uygulaması ile elde edilen yüzölçümünün yenileme çalışmalarının mevzuata uygun olarak oluşturulduğu, dava konusu taşınmazla ilgili uygulama kadastrosunun, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı '' gerekçesiyle Kadastro Müdürlüğü ve ...'ne karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddine, Hazine ve Bayırlı Köy Tüzel Kişiliğine karşı açılan davanın esastan reddine, 1 71... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro tespitinde olduğu üzere tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmaza yönelik tesis kadastrosunun 1975 yılında yapıldığı, teknik bilirkişinin raporunda paftaların fotogrametrik yöntem ile üretildiğini açıkladığı, taşınmazların tesis kadastro tespit tarihine en yakın hava fotoğrafı olan 1967 yılına ait hava fotoğrafında çekişmeli 1 71... parsel sayılı taşınmaz ile ... köy yolunun sınırlarının belirgin olduğu, hava fotoğrafındaki sınırlar ile 22/2-a uygulama kadastrosunda tespiti yapılan sınırların örtüştüğü, tesis kadastrosunda tespiti yapılan sınırların 1967 tarihli hava fotoğrafları sonrasındaki fiili durumu yansıtmadığı, uygulama kadastrosu ile yapılan bu ölçü hatasının giderildiğinin teknik bilirkişi raporu ile belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı '' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yasaya uygun olmadığını, davalı ... İdaresinin kamulaştırma işlemi yapmadan 1967li yılların başlarında müvekkilinin taşınmazından geçen yolu inşa ettiğini, tapulama kadastrosunun 1975 yılında yapıldığını, davalı idarenin tespit kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla ayni hak kazanımının söz konusu olmadığını, kadastro tespit tarihinde davalı idarenin müvekkiline ait taşınmaza haksız müdahalesinin söz konusu olduğunu, kadastro tespitinde ihtilaflı alanın tespit malikleri adına tespit gördüğünü, tespitin üzerinden 10 yılı aşkın zaman geçtiğini, 10 yıllık süre içerisinde davalı ... tarafından kadastro tespitine karşı dava açılmadığını, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar zeminde mevcut yolun daha önce olmadığını ve tarla olarak taşınmazın önceki malikleri tarafından kullanıldığını beyan ettiklerini, bu durumun davalı ... İdarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el attığının delili olduğunu, 1966 yılı ve öncesinde ki hava fotoğraflarında davaya konu taşınmazın kuzey batı sınırında bulunan yeni yolun olmadığını sadece eski köy yolunun olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarıncaONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.