Hazine adına tescilli taşlık ve çalılık arazide zilyetlik tespiti ile yolsuz tescilin iptali taleplerinin hukuki dayanak ve zamanaşımı nedeniyle reddi.
Özet: Dava, 1973 ve 2015teki kadastro çalışmalarıyla Hazine adına taşlık ve çalılık arazi olarak tescillenen 51.124,55 m²lik taşınmaz üzerinde davacıların zilyetliğin tespiti ve tapu kaydının iptali taleplerini içerirken; ilk derece mahkemesi, zilyetlik tespitine ilişkin kanuni düzenleme ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle asıl davayı usulden reddetmiş, birleşen davayı ise kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması gerekçesiyle reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/3327 E., 2026/221 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2025/239 E., 2025/505 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, eski 1 05... parsel sayılı 50.710,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 5 69... parsel numarasıyla ve 51.124,55 m² yüzölçümlü olarak taşlık ve çalılık arazi vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşlık ve çalılık vasfındaki Hazine adına kayıtlı 5 69... parsel sayılı taşımazı fiilen kullandığını, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman arazisi dışına çıkartılarak Hazine adına tescil edildiğini, Hazine tarafından kullanım tespitinin yapılmadığını, müvekkili lehine zilyetliğin tespitini, taşınmazın beyanlar hanesine bilgilendirici işlem mahiyetinde "davalıdır şerhi" eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.3. Birleşen dosya davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, geçmişten beri müvekkili tarafından kullanıldığını, kadastro tutanağında taşınmazın müvekkilinin babasına ait olduğunun belirtildiğini, tapuda Hazine adına tescil edildiğini, müvekkilinin hiçbir zaman taşınmazı pasif durumda bırakmadığını, 5 69... parsel sayılı taşınmazın yolsuz tescilin iptali ile müvekkilinin hissesinin tapuya kayıt ve tescilinin yapılmasını talep etmiştir.II. CEVAP1. ... vekili cevap dilekçesinde; 5 69... parselin Devlet ormanı olduğunu, 3302 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığını, Devlet ormanlarının zilyetlik ile iktisap edilemeyeceğini, parsel üzerine zilyetliğin tespitine yönelik şerhin kaldırılması gerektiğini, Devlet ormanlarının hiçbir şekilde özel mülke konu edilemeyeceğini, değiştirilemeyeceğini, ormanların zilyetlikle ya da yolsuz tescille mülk edinilmesi mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.2. Birleşen dosya davalısı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 5 69... parsele ilişkin daha önce ... tarafından Hazine aleyhine Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/516 Esas sayılı dosyasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesine göre tazminat davası açıldığını, davanın reddine karar verildiğini, kararın 07.06.2022 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın boş ve işgalsiz olduğu, taşınmazın imar-ihya edildiği iddialarının mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, haksız davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 5 69... parsel sayılı taşınmazın 21.07.1972 tarihinde yapılan tapulama çalışmasında, Hazineye ait ziraate elverişli olmayan taşlık ve çalılık arazilerden olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 641. maddesi gereğince bu gibi yerlerin Devletin tasarrufu altında olduğunun mahallen yapılan tahkikat ve bilirkişilerinin kati ifade beyanlarından anlaşıldığı, tamamının 1 05... parsel numara altında taşlık ve çalılık arazi olarak Hazine adına tahdit ve tespitinin uygun olacağı kanaatiyle tutanağın düzenlendiği, tespitin 29.05.1973 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmazın taşlık ve çalılık arazi vasfiyla 50.710,00 m² yüzölçümü ile Hazine adına tapu kaydının oluştuğu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yörede yapılan çalışmalarda 08.09.2015 tarihli uygulama tutanağı ile 51.124,55 m² yüzölçümü ile taşlık ve çalılık arazi vasfında tespitinin yapıldığı, tespitin 17.11.2015 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın hali hazırda tapuda taşlık ve çalılık arazi vasfıyla Hazine adına tam hissede kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, taşınmaz üzerinde zilyetlik tespitine karar verilebilmesi için Kanunda açık bir düzenleme bulunmasının gerekli olduğu, zilyetlik tespiti ve zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün bulunmadığı, asıl dosyada davacının dava konusu Hazine adına kayıtlı taşınmazda zilyetlik tespiti istemiyle dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı, davanın usulden reddine karar verildiği, birleşen dosyada, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31/2. maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddelerine göre tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, davacının hatalı tespit sonucu taşınmazın Hazine adına tapu kütüğüne tescil edildiğini beyanla eldeki davayı açtığı, tespitten önceki sebeplere dayandığının kabulü ile 29.05.1973 tarihinde kesinleşen kadastro tespitinin hatalı olduğu iddiasıyla 07.05.2025 tarihinde açılan davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığının sabit olduğu'' gerekçesiyle asıl davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, birleşen davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''asıl dosyada; davacı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B kapsamında orman arazisi dışına çıkartıldığını ileri sürerek, zilyetliğin tespitini ve korunmasını talep ettiği, dava konusu taşınmazın kadastro neticesinde tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazın 2/B vasfında olmadığı, kullanım kadastrosunun yapılmadığı, taşınmazın niteliğine göre eda davası açılacak yerde tespit davası açmakta hukuki yarar dava şartının bulunmadığı, davalı ... idaresinin tapu kayıt maliki olmadığı, davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, birleşen dosyada; davacının dava konusu taşınmazın kadastro sırasında babasına ait olduğu ve geçmişten beri zilyetliğinde olan bir taşınmaz olduğunu ileri sürerek, dava açtığı, davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 29.05.1973 tarihinde kesinleştiği, davanın 07.05.2025 tarihinde açıldığı, davanın açılış tarihi ile kadastro tespitinin kesinleştiği tarih arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı, hak düşürücü sürenin hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerektiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin dolduğu hallerde taşınmazın aynını talep etme olanağı kalmadığı, davalılardan tazminat talep edilmesine olanak bulunmadığı, tazminat istemi yönünden davanın reddine dair kararın usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; parselin tapu kaydının kadastro tutanağına dayanılarak değil, tescil aşamasında yapılan idari bir hata sonucu oluşturulduğunu, dava konusu taşınmazın kadastro yoluyla oluşmuş tapu kaydı olmadığını, 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin, kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara veya sınırlandırmalara karşı açılacak davalar için öngörüldüğünü, müvekkilinin kadastro tutanağında yapılan tespiti değil, tutanağın tapuya yanlış geçirilmesi sonucu yapılan yolsuz tescili dava ettiğini, hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığını, kadastro tutanaklarına itiraz edilmediğini, yalnızca yolsuz tescil işlemine karşı dava açıldığını, taşınmazın Hazine adına tescilinin, kadastro tespitine değil, tescil aşamasındaki idari hataya dayandığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; parselin tapu kaydının kadastro tutanağına dayanılarak değil, tescil aşamasında yapılan idari bir hata sonucu oluşturulduğunu, dava konusu taşınmazın kadastro yoluyla oluşmuş tapu kaydı olmadığını, 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin, kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara veya sınırlandırmalara karşı açılacak davalar için öngörüldüğünü, müvekkilinin kadastro tutanağında yapılan tespiti değil, tutanağın tapuya yanlış geçirilmesi sonucu yapılan yolsuz tescili dava ettiğini, hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığını, kadastro tutanaklarına itiraz edilmediğini, yalnızca yolsuz tescil işlemine karşı dava açıldığını, taşınmazın Hazine adına tescilinin, kadastro tespitine değil, tescil aşamasındaki idari hataya dayandığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının olup olmadığına ilişkindir. Birleşen dosyada, kadastrodan önceki nedenlere dayalı tapu iptali tescil ve tazminat istemine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarıncaONANMASINA,Davacıların yatırmış oldukları 732,00'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.