3402 sayılı Kanun 22/2-a ile hatalı tesis kadastrosu parsel sınırının uygulama kadastrosunda düzeltilmesinin hukuka uygunluğu.
Özet: 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosunda, davacıların parseli ile davalıların komşu parseli arasındaki sınırın tesis kadastrosunda hatalı olarak düz gösterildiği, ancak hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi beyanları ve fiziki delillerle zemindeki kırıklı yapının sabit sınır olduğu tespit edildiğinden, uygulama kadastrosunun bu hatayı düzelterek gerçek durumu yansıttığı ve ilgili yasa ve yönetmeliklere uygun olduğu gerekçesiyle davacıların sınır düzeltme işleminin iptali talebi ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilerek taşınmazların uygulama kadastrosu kayıtlarına göre tesciline karar verilmesinin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/823 E.  ,  2026/4502 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/347 E., 2024/1666 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/1 E., 2022/125 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 208 parsel sayılı 5.040,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 01... parsel numarasıyla ve 5.040,76 m² yüzölçümlü olarak; davalılar adına tapuya kayıtlı bulunan eski 209 parsel sayılı 2.280,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 01... parsel numarasıyla ve 2.659,76 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin eski 208 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, yörede yapılan 22/2-a uygulama kadastrosunda, davalılara ait eski 209 parsel sayılı taşınmazla arasındaki sınırın kırıklı hale getirildiğini, tesis kadastro sınırlarının kullanım durumu ve gerçeği yansıttığını ileri sürerek, yapılan sınır düzeltme işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacılar ve keşif sırasında dinlenen davacılar tanığı ... ve ...'ın davacılara ait parselin yörede yapılan 22/2-a kadastrosunda, davalılara ait eski 209 parsel sayılı taşınmazla arasındaki sınırın kırıklı hale getirildiği, tesis kadastro sınırlarının kullanım durumu ve gerçeği yansıttığı iddiasında bulunmuş iseler de, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ...,... ve ...'ın alınan beyanlarında taşınmazlar arasındaki sınırın tesis kadastrosundan beri kırıklı bir yapıda olduğu, zemindeki taş duvarların sabit sınır olduğu, herhangi bir sınır değişikliğinin olmadığını ifade ettikleri, hava fotoğrafları , ortofotolar, tüm teknik evraklar, dava konusu parsellerin konumu, yöntem ve kanuna uygun bulunan bilirkişi raporu ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu parseller arasında sınırın tesis kadastrosunda düzenlenen krokinin hatalı hazırlandığı, amacı bu tür hataları düzeltmek olan 22/2-a uygulaması ile bu hatanın giderilerek doğru olacak şekilde zemindeki kırıklı yapının 22/2-a paftasına doğru olarak işlendiği, davaya konu taşınmazlarda yapılan 22/2-a uygulaması ile yapılan sınırlandırmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu'' gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... ve 5 parsel sayılı taşınmazların tapuya uygulama kadastrosu tutanaklarındaki gibi tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' 1953, 19 72... tarihli hava fotoğrafları ile 2009, 2012, 2015, 20 17... tarihli hava fotoğraflarında, davacıya ait 1 01... numaralı parsel ile davalıya ait 1 01... parsel arasındaki sınırın, sabit sınır niteliğinde olduğu, 1955 tarihinde yapılan ilk kadastro çalışmalarında bu sınırın hatalı oluşturulduğu, bu sınırda 22/2-a uygulama ekibince yapılan sınırlandırmada yönetmeliğe aykırı bir durum olmadığı, davacıya ait 1 01... numaralı parselin batı sınırının, hava fotoğraflarında aynı, belirgin ve değişmediğinin görüldüğü, 1955 tarihinde yapılan ilk tesis kadastrosunda hatalı sınırlandırma yapıldığı, eksik detay okuması yapılarak düz bir hatla hatalı parsel sınırı oluşturulduğu, 22/2-a uygulama ekibince eski 2 08... parsellerin davaya konu sınırında yapılan sınırlandırmanın doğru olduğunun belirlendiği, kararda usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davacılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ... ve arkadaşaları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaza komşu 1 01... parselin tapuda muris ...adına kayıtlı olduğunu, davalıların muris...'nın mirasçıları olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışma ile müvekkillerine ait 2 06... parsel sayılı taşınmazların eski kadastral paftasındaki geometrik şekli ile yeni oluşturulan geometrik şekli arasında fark oluşturulduğunu, müvekkillerine ait 208 parselin güney sınırının ilk tesis kadastrosunda hat şeklinde olduğunu, 22/2-a çalışmalarıyla sınırın kırıklı hale geldiğini, kadastro çalışması ile eski kadastro çalışması arasında uyumsuzluk yaratılarak aleyhe düzenleme yapıldığını, dava konusu alanın kadimden buyana müvekkilleri tarafından kullanıldığını, herhangi bir ihtilaf yaşanmadığını, taşınmazların dere yatağında olduğundan dolayı 1 01... ve 5 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınır taşları sel sebebiyle sabit kalamadığından bozulan taşların 1 01... parsel içerisindeki ağaçlar destek alınarak şuan ki haline getirildiğini, fiili kullanımın bu sebeple değişmediğini, sabit sınırın sadece incir ağacı olduğunu, mahalli bilirkişilerin beyanlarının çelişkili olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından çelişkinin giderilmediğini, mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edilerek eksik ve yetersiz araştırma ile hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1 01... parsel sayılı taşınmazdan bahsedilmediğini, raporda 1 01... , 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların birlikte değerlendirilmediğini, müvekkillerine ait 1 01... numaralı parselin 6.040,00 m² olan yüzölçümünün yenileme çalışması sonrasında 5.901,23 m² olarak belirlendiği, 22/2-a sınırlandırması sonucunda hesaplanan yüzölçümünün yaklaşık 138,77 m² azaldığı tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporunda bu tespitten ve bu tespitin dayanağından bahsedilmediğini, raporda sayısallaştırma çalıştırmaları neticesinde davalılara ait 1 01... numaralı parselin yüzölçümünün 379,76 m² artışla 2.659,76 m² olduğu tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporunda bu tespitinin dayanağından bahsedilmediğini, bu husus göz ardı edilerek eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak hukuka aykırı olarak karar verildiğini, ilk tesis kadastrosundaki orjinal ölçü krokisine göre oluşturulan paftada herhangi bir tersimat hatası gözlemlenmediği tespiti yapılıp, bu tespite itibar edilmeyerek yetersiz gerekçe ile 22/2-a uygulama ekibince yapılan sınırlandırmada yönetmeliğine aykırı bir durum söz konusu olmadığı tespiti yapılmasının ve çelişkili bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda ada bazında irdeleme yapılmadığını, komşu parsellerle birlikte inceleme yapılmadığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca
ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.