Zonguldaktaki kömür havzası kapsamında kadastro tespiti sırasında hatalı beyanlarla Hazine adına kaydedilen miras yoluyla edinilen taşınmaz zilyetliğinin düzeltilmesi ve parsel sınırlarının belirlenmesi talebi.
Özet: Kullanım kadastrosu esnasında yapılan tespitlerde, davalıların yanlış beyanlarıyla taşınmazların bir kısmının hatalı kaydedildiği ve yeni parsel oluşturulduğu iddiasıyla açılan sınır tespiti ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi, tekrarlanan keşifler, bilirkişi raporları, taraflarca kabul edilen aile içi paylaşım krokisi ve tanık beyanlarını esas alarak, davacının murisine ait taşınmazların sınırlarında düzeltme yapmış, belirli bir metrekarelik alanı davacının talep ettiği parsele ekleyerek murisi adına tesciline karar vermiş, davayı kısmen kabul edip kısmen reddetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/6017 E.  ,  2026/4500 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1601 E., 2025/1657 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/110 E., 2022/8 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, Zonguldak ili ... ilçe ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 5 71... parsel sayılı 877,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği, 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere ... oğlu ... 'in kullanımında olduğu, ... oğlu ... 'in ölü olduğu" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla; 5 71... parsel sayılı 954,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine ''3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği, 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere ... oğlu ...'ın kullanımında olduğu, ... oğlu ...'in ölü olduğu" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla ve 5 71... parsel sayılı 269,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği, 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere ... oğlu ...'in kullanımında olduğu, ... oğlu ...'in ölü olduğu, 5 71... numaralı parsel üzerindeki 3 katlı kargir evin bu parsele 35,87 metrekare tecavüzü olduğu'' şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit edilmişlerdir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 917 parsel, yeni 5 71... parsel olan taşınmazın murisi ...'den kendilerine intikal ettiğini, kadastro çalışmaları sırasında davalılardan ..., ..., ..., ...'ın kadastro çalışmaları sırasında yanlış beyanda bulunmaları nedeniyle 5 71... parselde yaklaşık 150,00 metrekarenin davalıların adlarına yazıldığını, davalılar ..., ... ve ... murislerine ait taşınmazın yanında bulunan yaklaşık 269,92 metrekare, 5 71... parsel sayılı yeni bir taşınmaz oluşturduğunu ileri sürerek, bu durumun düzeltilerek davalılar adına yapılan tespitin iptali ile 66 numaralı parselin sınırlarının belirlenerek murisi adına kullanıcı tespitinin yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazda iki kez keşif yapıldığı, davacının iddia ettiği sınırların davacının beyanı ile fen bilirkişisi raporunda gösterildiği, iki raporda gösterilen sınırların birbirinden farklı çıktığı, sınırın belirlenmesinde davacının beyanı esas alınmasına rağmen sınırların birbirinden farklı çıkmasının, sınırların yıllar içerisinde taraflar arasında netliğini kaybettiği kanaatini uyandırdığı, davacının dosyaya sunmuş olduğu ve tüm taraflarca da kabul gören aile arasında paylaşımın düzenleyen kroki şekline bağlı kalınarak, davacı tarafından her ne kadar sınır ispatlanamasa da krokideki gibi düz bir sınırın olduğuna tanık beyanlarıyla da kanaat getirilerek fen bilirkişisinden ek rapor alındığı, 5 71... numaralı parsel sınırından 33.42 metrekarelik alan çıkartılarak 66 numaralı parsele eklendiği, 5 71... parsele ilişkin davalı tarafların kabul beyanı, tanık beyanları dikkate alınarak davacı murisi adına yazılmasına karar verildiği'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi incelemesi neticesinde, çekişmeli taşınmazların kök muris ...’den geldiği, mirasçıların aralarında taksim ettiği, taşınmazlardaki kullanım sınırları uyarınca davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı ... vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının yanlış değerlendirildiğini, 1980 tarihli krokinin tarafların kendi aralarında yaptığı taksim krokisi olduğunu, gerçek kullanım durumunu gösterdiğini, krokilerin delil teşkil ettiğini, krokide taraf rızası bulunmaya devam ettiği sürece göz ardı edilemeyeceğini, krokinin dikkate alınmamasının, davacının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, 64 numaralı parselde tespit gören davalıların orayı kullanmadıklarını ve kendilerine ait olmadığını, açılan davayı kabul ettiklerini beyan ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin bu açık kabul beyanını yeterince değerlendirmediğini, davalıların beyanlarını ve 64 numaralı parselin müvekkilin murisi tarafından kullanıldığına dair delilleri görmezden geldiğini, 67 numaralı parsele ilişkin tecavüzlü durumun düzeltilmesinin sağlanmadığını, müvekkili ve davalıların birlikte gösterdikleri sınırları ve davalı tanıklarının çelişkili beyanlarını yeterince değerlendirmeden karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili davalıların kendilerine ait olan 5 71... parselin 150,00 metrekarelik kısmını yanlış beyanda bulunarak parselin sınırını değiştirmediğini, taşınmazlarını yıllar önce belirlenmiş sınırlar içerisinde kullandıklarını, tarafların uzun yıllardır birbirlerine komşu olarak yaşamakta olduğunu, düzenli olarak taşınmazlarından fındık vb. ürünler topladığını, ayrı ayrı bakımını yaptıklarını, bakım ve temizliği yapılırken, her bir tarafın kendi sınırları içerisinde kalan ağaçların bakımını yaptığını, taşınmazların sınırının fındıkların dibindeki yıkık kestane ağacı ve halen mevcut olan tel örgülere göre belirlendiğini, tarafların yıllarca yıkık kestane ağacını, tel örgüleri ve iki taşınmaz arasındaki belirli fındık ağaçlarını sınır belirleyici olarak kabul ettiklerini, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından sınırın ispatlanamadığı kabul edilmiş olmasına rağmen, soyut tanık beyanları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, sadece davacının kendi beyanlarına ve dava konusu taşınmazla ilgili bilgisi bulunmayan davacı tanıklarının anlatımlarına göre düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.