Kadastro tespitinde kardeş adına kaydedilen taşınmazın tapu iptali, miras payı oranında tescili ve muhdesat aidiyetinin tespiti istemiyle açılan aile içi mülkiyet uyuşmazlığında, ilk derece mahkemesinin zilyetlik satış senedi ve tanık beyanlarına dayalı ret kararına karşı temyiz başvurusu.
Özet: Dava, davacıların mirasbırakan babaları tarafından edinilip tüm ailenin yaşadığı, ancak kadastro tespitiyle davalı kardeşleri adına kaydedilen bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve miras payları oranında tescili talebine ilişkin olup; davacılar babalarının parasıyla alındığını ve evin yapıldığını, davalının ise o dönemde alım gücünün olmadığını ileri sürerken, davalı taşınmazı bir zilyetlik satış senedi ile bizzat satın aldığını ve mirasbırakanın da bu işleme şahit olduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesi ise davalının zilyetlik satış senedi ile edinimini ve tanık beyanları ile mirasbırakanın da bu satışı doğruladığı yönündeki bulguları kayda geçmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/5755 E.  ,  2026/4497 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2350 E.,2025/1191 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/356 E., 2023/316 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları sonucunda, Zonguldak ili ... ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 98... parsel sayılı 90,04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği, 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere taşınmaz ... oğlu ...'in kullanımında olduğu, 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere taşınmaz üzerindeki krokisinde gösterilen 2 katlı kargir evin ... oğlu ...'e ait olduğu" şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 07.09.2022 tarihinde satış suretiyle ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 98... parsel numaralı taşınmazın beyanlar hanesinde davalı ... adına tespit yapıldığını, yapılan tespit sonrasında davalının tapuda malik olduğunu, müvekkillerinin babası muris ...'in 1990'lı yıllarda dava konusu yeri ev yapmak üzere ...'dan aldığını, arsanın parasının muris ... tarafından verildiğini, davalının daha o yıllarda işsiz olduğunu, bu alım satımı yapmak gibi bir ekonomik durumunun bulunmadığını, müvekkillerinin ve davalının anne ve babalarına ait olan taşınmazın kadastro tespiti sırasında tek başına davalı adına yazıldığını, dava konusu taşınmazın müvekkillerinin annesi adına belediyeye bildirildiğini ve vergilerin ödendiğini, bu hususun dava konusu taşınmazın müvekkillerin ve davalının murislerinden kaldığının delili olacağını, evin yapılması için muris ...'in Trabzon ilinin ... ilçesindeki taşınmazları sattığını, müvekkillerinin murisinin Hazineye ait yeri üçüncü kişiden alırken adi satış sözleşmesi yaptığını, sınırları da belirtilmek üzere bir sözleşme düzenlediğini, bu sözleşmenin davalı adına yapıldığını, müvekkillerinin babası muris ... ve annesi ...'nın dava konusu yerde yaklaşık 30 sene yaşadıklarını, muris babanın 2015 yılında, annenin 2016 yılında vefat ettiğini, dava konusu parsel üzerinde 2 katlı kargir ev bulunduğunu, evin 1. katında müvekkillerinin anne ve babasının oturduklarını, 2. katını davalının babasından da destek alarak kendi oturmak için 2000 yılında yaptığını, müvekkillerinden ...'nın 2017 yılından beri anne ve babasının evinde ikamet ettiğini, kadastro çalışmaları sırasında ...'nın gündelik işlere gittiğinden ve Karadeniz yöresinde genellikle bu tip işlere kadınların karıştırılmaması nedeniyle haberdar olmadığını, diğer müvekkillerinin de ... ve ...'da oturduklarından yapılan kadastro tespitinden haberlerinin olmadığını, 1 98... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payı oranında tescili ve muhdesat aidiyetinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, husumet yokluğundan reddini, haksız bir tescil bulunmadığını, kadastro işlemlerinde müvekkiline geçişinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından satın alma yolu ile edinildiğini, müvekkilinin 10.04.1995 tarihinde resmi şekilde dava konusu taşınmazı ... isimli kişiden 20.000.000 TL bedelle satın aldığını, devir sözleşmesindeki şahitlerden birinin muris ... olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' cevap dilekçesi ekinde sunulan 10.04.1996 tarihli zilyetlik satış senedinde satıcı olan tanık ...'ın dava konusu taşınmazın 10.04.1996 tarihli sözleşme öncesinde fiili kullanıcısı olduğu, keşif mahallinde taşınmazın başında dinlenilen taşınmazın evveliyatını bilen ..., ..., ..., ..., ...'ın beyanları neticesinde anlaşıldığı, önceki fiili kullanıcı olan ve zilyetlik satış senedinin içeriğini doğrulayan tanık ... tarafından da taşınmazın davalı tarafından satın alınmış olduğu ve yine tarafların murisi ... tarafından da bu taşınmazın davalı tarafından satın alındığına muvafakat ettiği ve şahit olarak sözleşmeyi imzaladığı, 3303 sayılı Kanun anlamında 14.11.1999 tarihinden önceki haklı fiili kullanıcısının davalı taraf olduğu bu kapsamda 1 98... parsel sayılı taşınmazın 08.11.2018 tarihli kadastro tutanağının gerçeğe uygun olarak düzenlendiği, idare tarafından hukuka uygun olarak fiili kullanıcı olan davalıya 07.09.2022 tarihinde satışının gerçekleşmiş olduğu, davacıların diğer talebi olan muhdesatın aidiyeti talebine yönelik olarak da dava konusu taşınmaz hakkında derdest bir ortaklığın giderilmesi davası, kamulaştırma veya kentsel dönüşüm işlemleri bulunmadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' taşınmazda mülkiyet hakkı sahibi Hazinenin dava tarihinden önce taşınmazı, 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun’un (3303 sayılı Kanun) ek 1. maddesi uyarınca 07.09.2022 tarihinde satarak taşınmazın 3303 sayılı Kanun hükümlerine istinaden kullanıcı ... adına tapuya tescil edildiği, davacının kullanım iddiasından kaynaklanan şahsi hakkına dayanarak mülkiyet hakkı sahibi Hazineden satın alma nedeniyle kayden malik olan davalıya karşı tapu iptali davası açmasının mümkün olmadığı, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun gereği satış işlemi nedeniyle tapu kaydı oluşturulduktan sonra tapu iptali istemiyle açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, muhdesatın tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı '' gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinin babası muris ...'in 1990’lı yıllarda dava konusu yeri ev yapmak üzere ...’dan aldığını, arsanın parasının muris ... tarafından verildiğini, dava konusu taşınmazın emlak vergilerinin müvekkillerinin annesi tarafından ödendiğini, dava konusu taşınmazın müvekkillerinin kök murisinden kaldığını, keşif mahallinde dinlenen tanıkların çelişkili ifadeler verdiğini, çelişki giderilmeden tanık beyanlarının hükme esas alındığını, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3303 sayılı Kanun’un ek 1. madde gereğince tespit ve tescil edilen taşınmazın, hak sahibi olarak belirtilen davalıya 3303 sayılı Kanun uyarınca kayden satılmasından sonra yolsuz tescile dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil ve muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.