Çocuğun cinsel istismarı suçunda sanığın mahkumiyetine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının delil yeterliliği açısından Ceza Genel Kurulu tarafından incelenmesi.
Özet: Sanığın iki mağdureye yönelik çocukların cinsel istismarı suçlarından ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkumiyet kararları, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından "yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle bozulmuş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, mağdurelerin korku nedeniyle geç intikal eden ancak özü itibarıyla değişmeyen beyanları, adli raporlardaki bulgular, sanığın telefonunda çocuk pornografisi içeriklerine erişim tespitleri ve kısmi ikrarları gibi delillere dayanarak direnme kararı vermiş ve mahkumiyeti sürdürmüştür. Bu durum, Yargıtay Ceza Genel Kurulu nezdinde, sanığa isnat edilen suçların sabit olup olmadığı yönünde bir uyuşmazlık yaratmıştır.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ceza DairesiSAYISI : 1484-1630I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın katılan mağdure ... ...'a yönelik eylemi nedeniyle nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/1-3-c, 43/1,62, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; katılan mağdure ...'a yönelik eylemi nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1.1. cümlesi, 3-c, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2020 tarihli ve 468-265 sayılı hükümlerin; sanık müdafii, katılanlar vekili, sanık, Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 26.05.2021 tarih ve 463-704 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin kaldırılmasına, sanığın katılan mağdurelere yönelik eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-2. cümlesi, 3-c, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.Bu hükümlerin de sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.07.2022 tarih ve 23662-7582 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin aşamalardaki kendi içinde ve birbiriyle çelişkiler arz eden ifadeleri, katılan anne ...’nin mağdure beyanları ile çelişen anlatımları, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi ise 30.11.2022 tarih ve 1484-1630 sayı ile; "... Katılan mağdurların özü itibariyle benzer aşamalarda değişmeyen beyanları, geç intikal sebebi olarak sanıktan korktukları için daha önce bu konuda şikayette bulunamadıklarını ifade etmeleri, katılan mağdurlar ve katılanlar hakkında düzenlenen adli raporlarda basit nitelikte yaralama bulgularının tespit edilmesi, sanığa ait cep telefonununda yapılan incelemede 'çocuk porno, kendi annesi ile porno, liseli porno, kız kardeş porno' gibi sitelere giriş yaptığının tespit edilmesi, sanığın savunmasında cep telefonundan pornografik sitelere giriş yapıp video izlediğini, eşine tokat attığını, katılan mağdurlara da tokat atma şeklinde vurmuşluğu olduğunu, 'hayvan, eşek' şeklinde hakaret ettiğini, sırtına masaj yaptırdığını kabul etmekle birlikte katılan ... ve katılan mağdur ...'ya herhangi bir cinsel eylemde bulunmadığını, evde atlet ve uzun şort giydiğini belirterek kaçamak anlatımda bulunmuş ise de, sanığın inkara yönelik savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşıldığından dairemizce sanığın çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir...'' şeklinde gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.Bu hükmün de sanık müdafileri, katılan Bakanlık vekili ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2023 tarihli ve 4663 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 14.09.2023 tarih ve 1780-5181 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Sanık ...'un evli ve altı çocuk sahibi olduğu, pazarcılık yaptığı, eşi katılan ... ...'un 14.09.2019 tarihinde eşinin kendisini darbettiği iddiasıyla şikâyetçi olduğu, alınan adli rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı anlaşılan katılan ... ...'un, eşi ...'un kızları ... ve ...'ya da cinsel istismarda bulunduğunu iddia ettiği, Katılan ... ... kollukta; sanığın ona banyo yaptırdığı sırada nedenini bilmediği şekilde kendisine yumruk attığını, tabureyle dövdüğünü, boğazına jilet dayadığını, küfür ve ölümle tehdit ettiğini, çocuklarının yanına sığındığını, eşi evden ayrıldıktan sonra şikâyetçi olmak için karakola geldiğini, eşinin çocuklarının yanında porno film izlediğini ve kızları ... ve ...'ya yönelik göğüs, kalça ve cinsel organlarını okşamak suretiyle istismarda bulunduğunu gördüğünü, üzerinde sadece külodu varken kızlarına zorla masaj yaptırdığını, kasıklarını okşattığını, kızlarının evde açık giyinmesini istediğini, korktukları için bu zamana kadar şikâyetçi olamadıklarını, Kovuşturmada; sanığın kızlarına masaj yaptırırken kendisini odadan çıkardığını, şikâyet tarihinden önceki çarşamba günü kızı ...'yı odasında kendinden geçmiş hâlde bulduğunu, ambulans çağırdıklarını, ambulans görevlilerinin kızının korktuğu için böyle olduğunu söylediklerini, sanığın ...'ya ne olduğunu soran diğer kızı ...'yi dövdüğünü, cuma günü kızı ...'nın babasının masaj yaptığı sırada kendisini taciz ettiğini anlattığını, ertesi gün eşi evden ayrıldıktan sonra şikâyetçi olduklarını, istismar olayını bizzat görmediğini, eşinin kasıklarını ovdurmasından bacaklarını kast ettiğini, diğer beyanlarının ve kızlarına yaptığı iddia edilen şeylerin doğru olduğunu, yirmi yıldır sanıktan dayak yediğini, sanığın telefonundan baba ve kız arasındaki ilişkiyi gösteren porno video izlediğini gördüğünü, Katılan mağdure ... ... kollukta; olay günü annesinin banyodan çığlıklar atarak kendilerine doğru koştuğunu, babasının annesine yönelik küfür ölümle tehdit eylemlerinde bulunduğunu, kendisini ve kardeşlerini de tehdit ettiğini, babasının göğsünü, kalçasını ve cinsel organını okşadığını, karşı çıkmasına rağmen bu davranışlarını sürekli tekrarladığını, kardeşlerinin ve annesinin yanında sürekli porno film izlediğini, üzerinde sadece külot olduğu hâlde kendisi ve kardeşi ...'ya masaj yaptırdığını, bacaklarını, kasıklarını ve kollarını ovdurduğunu, evde hep iç çamaşırıyla dolaştığını, bu nedenle annelerinin kendilerini kapalı giydirdiğini, Kovuşturmada; babasının kendilerine masaj yaptırırken odada yalnız kalmalarını istediğini, sırtına masaj yaparken dirseğini kasıtlı olarak cinsel organına değdirdiğini, "At gibisin!" gibi sözlerle kendisini taciz ettiğini, ölümle tehdit ettiği için eylemleri kimseye anlatamadığını, babasının ...'ya masaj yaptırdığı gün kardeşini odasında kaskatı bulduğunu, ambulans çağırdıklarını, kardeşinin korkudan bu hâle geldiğini söylediklerini, babasına ne olduğunu sorunca kendisini dövdüğünü, cuma günü kardeşi ...'nın kendilerine babasının onu taciz ettiğini ve karşı çıkınca bıçak çektiğini anlattığını, babasının ...'ya tacizde bulunduğunu bizzat görmediğini, kasık bölgesinden kast ettiğinin bacaklarının üst ön tarafı olduğunu, babasının zorlamasıyla yanında refakatçi olarak kaldığını, dokunmalarının kısa süreli ve dokunma çekme şeklinde olduğunu, babasının eylemlerine on iki on üç yaşlarında iken başladığını ve bunu sürekli tekrarladığını, "Seni alan yaşadı!" gibi ifadeler kullanırken göğüslerine ve kalçasına dokunduğunu, Katılan mağdure ... savcılıkta; on iki on üç yaşlarındayken bir gün panikle uyandığını, zira babasının elleriyle göğsüne kalçasına ve cinsel bölgesine dokunduğunu hissettiğini, babasının sürekli olarak kendisine masaj yapmasını istediğini, masaj yaptırırken de belirttiği bölgelerine elbiselerinin üzerinden dokunmaya çalıştığını, her defasında sanığa engel olmak istediğini, sanığın, bacak arasına da dokunmasını istediğini, son olarak bıçakla tehditte bulunmak suretiyle kendisine dokunmaya çabaladığını, engel olmak isterken bayıldığını, bu olaydan sonra intihar etmek istediğini, babasının annesini öldürmesinden korktuğu için olayları kimseye anlatamadığını, ancak gerek annesi gerekse kardeşlerinin babasının yaptıklarından haberdar olduklarını, korkudan kimseye bir şey söyleyemediklerini, babasının kendisine yaptıklarının aynısını ablası ...'ye karşı da gerçekleştirdiğini bildiğini, sürekli cep telefonu ile pornografik içerik taşıyan videolar izlediğini, kardeşinin bir keresinde babasını, cep telefonundan baba ve kızın cinsel içerikli görüntülerini içeren bir porno videoyu izlerken gördüğünü, banyoda annesine şiddet uyguladıktan sonra her şeyi göze alarak şikâyetçi olduklarını, Kovuşturmada; babası tarafından ölümle tehdit edildikleri için olanları kimseye anlatamadığını, bayıldığı gün babasının kendisine bıçak çekip ''Beni mutlu et!'' diyerek üzerine saldırdığını, ambulans gelince kendisini hastaneye göndermediğini, annesi, kendisi ve kardeşlerini devamlı dövdüğünü ve ölümle tehdit ettiğini, Tanık ... kollukta; babasının sürekli annesini, kendisini ve kardeşlerini dövdüğünü, kendisine cinsel bir davranışının olmadığını ancak ablası ...'ya cinsel temaslarını gördüğünü, babasının evde külotla dolaştığını, porno film seyrettiğini, kendilerinden açık giyinmelerini istediğini, ...'ya yarı çıplak masaj yaptırdığını, kendilerini ölümle tehdit ettiği için şikâyetçi olamadıklarını, Kovuşturmada; babasının kendilerini sürekli ölümle tehdit ettiğini, ablasından masaj yapmasını istediğini, bu sırada kendilerini odaya sokmadığını, sanığın masaj teklifini reddedince üstelemediğini ama ablasının öyle bir şansı olmadığını, en son ablasının bayıldığını, bu olaydan sonra intihardan söz ettiğini, babasının ablasına normal olmayan şekilde dokunmaya çalıştığını gördüğünü, bakışlarının tuhaf olduğunu,Tanık ... ... kollukta; babasının eve sürekli alkollü geldiğini, kendilerini ölümle tehdit ettiğini, dövdüğünü ve hakaret ettiğini, sürekli şiddet uyguladığını, Kovuşturmada; babasının lahanalar çürüdüğü için kendisini dövdüğünü, hakaret ettiğini, ablalarına sürekli sırtını sıktırdığını, ''Beni mutlu edin!'' dediğini, masaj yaptırırken kendisinin odada bulunmasını istemediğini, ablasının boğazına bıçak dayadığını, ablasının bayıldığını ve bu olayı kendilerine anlattığını,Tanık ...; ...'nin damadı olduğunu, kızını sebebini bilmediği bir şekilde banyoda dövdüğünü, "Çocukları dövme!" dediğini, "Sen karışma benim işime!" dediğini, evin içinde külotla dolandığını, eşine ve çocuklarına kötü muamelede bulunduğunu, eşine "Boş ol!'' dediğini, ...'nın üzüntüden bayıldığını, kendisinin yanında kızlarına ''Açık giyinin!'' dediğini, torunlarına ''Babanız size kötülük ediyor mu?'' diye sorduğunda torunlarının kendisine bir şey söyleyemediklerini, Beyan etmişlerdir.Sanık ... kollukta; ...'un yirmi yıllık eşi olduğunu, banyoda eşi sırtını keselerken elinin sargılı bölümüne su gelince sinirlendiğini ve eşini darp ettiğini, "Allah belanı versin!" dediğini, önceki tarihlerde onları darp etmediğini, tehdit ve hakarette bulunmadığını, telefonundan normal porno film izlediğini, kızları ... ve ...'nın göğüslerini, kalçalarını ve cinsel organlarını okşadığı ve onları taciz ettiği iddialarının gerçek olmadığını, kızları ... ve ...'ya işten yorgun geldiğinde üzerinde atlet ve uzun şort varken sırtı ağrıdığı için masaj yaptırdığını, evde külotla dolaşmadığını ve kızlarının nasıl giyineceklerine karışmadığını, kızı ...'nın, uykusunda vücudunun farklı yerlerine ve cinsel organına dokunduğu şeklindeki iddiasını kabul etmediğini, neden bayıldığını da bilmediğini, 14.09.2019 tarihinde eşi ile tartıştıktan ve onu darp ettikten sonra eşinin "Seni Sivas'a rezil edeceğim, göreceksin!" şeklinde tehditte bulunduğunu, bir hafta önce annesinin yanında eşini "Boş ol, boş ol, boş ol!" diyerek boşadığını, elinden ameliyat olduğunda kendisini hastanede ziyaret etmediği için eşiyle ilişkilerinin iyi gitmediğini, Savcılıkta; çocuklarını zaman zaman darp ettiğini ama tehdit ve hakarette bulunmadığını, yorgun olduğu için sırtına masaj yaptırdığını ama kızlarından cinsel bölgelerine dokunmalarını istemediğini, büyük kızlarına cinsel amaçlı yaklaşmadığını, hiçbir şekilde onları kullanarak cinsel haz almadığını, çocuklarına pornografik bir görüntü veya video izletmediğini, aile içi ilişkileri gösterir porno açmadığını, eşiyle ailevi problemlerinin olduğunu, ayrıca kızı ... ve oğlu ... arasında bir yakınlaşma sezdiğinden odalarını ayırdığını, bu nedenle çocuklarının da kendisine cephe aldığını,Kovuşturmada; olaydan önce ekili sebzelerin çürümesi nedeniyle eşiyle tartışma yaşandığını, çocuklarını terbiye etmek amacıyla darp ettiğini, kızlarına cinsel istismarda bulunmadığını, kesinlikle evde iç çamaşırıyla dolaşmadığını, eşi ve çocuklarının kendisine iftira attıklarını, çocuklarının öğrenim hayatının başarılı olduğunu, olayların akla mantığa uygun olmadığını, kayınbiraderinin, eşinin baskısı nedeniyle kendi lehine tanıklık yapamadığını kendisine telefonda söylediğini, eşinin boşanma davasına delil oluşturmak için çocuklarını kullandığını,Savunmuştur. IV. GEREKÇE A.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin DeğerlendirmelerAnayasa’nın 138/1 ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme;Sanık ...'nin, katılan ...'yi banyoda darbetmesi ve ölümle tehdit etmesi üzerine uzun süredir eşinden şiddet gören katılan ...'nin yanına çocuklarını da alarak eşinden şikâyetçi olduğu, beyanında eşinin ayrıca kızları ... ve ...'ya yönelik cinsel istismar suçunu işlediğini öne sürdüğü ve olayın bu şekilde adli makamlara intikal ettiği anlaşılmaktadır. Katılan ..., eşinin kız çocukları olan ... ve ...'yı göğüs ve kalça bölgeleri ile cinsel organlarını elbise üzerinden okşamak suretiyle taciz ettiğini gördüğünü ve onları porno film izlemeye zorladığını ifade ettiği soruşturma evresindeki beyanından yargılama aşamasında dönmüş, eşinin kızlarına yönelik cinsel istismar fiillerini görmediğini ama kızlarının anlatımlarının doğru olduğunu ifade etmiştir. Katılan ..., katılan mağdureler ... ve ...'nın anlatımlarının aksine cinsel istismardan haberinin bulunmadığını da belirtmiştir. Katılan ... ve katılan mağdure ..., sanığın katılan mağdure ...'nın bayılmasına yol açan eylemlerinden ve ...'nın soruşturma evresindeki anlatımlarında geçen olaylardan belirtilen evrede hiç söz etmemişlerdir. Olayın intikal sebebine ilişkin bu esaslı anlatım farklılığına karşılık olarak sanık ise müsnet suçları işlediğini kabul etmemiş, eşiyle arası bozulduğu için çocuklarının, eşinin telkinleri altında söz konusu suçlamalarda bulunduklarını, uzun yıllar eşinin erkek ve kız kardeşiyle birlikte yaşadıklarını, böyle bir olay olsa onların da bunu bilmeleri gerekeceğini savunmuştur.Dosya kapsamında yer alan sanık savunmaları, katılan beyanlarındaki çelişkiler ve olayın intikal şekli dikkate alındığında katılan mağdurelerin, sanığın annelerini ağır şekilde yaralamasının sıcaklığı ve annelerinin yönlendirmesi altında kendilerine kötü davranan babalarından kurtulmak ve daha fazla ceza almasını sağlamak için cinsel istismar suçlamasında bulundukları hususunda şüphe bulunmaktadır. Mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin sanığın müsnet suçları işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, açıklanan nedenlerle sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçlarının sabit olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, isabetsiz bulunan Bölge Adliye Mahkemesinin direnme hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Maddi vakıanın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini; doğrudan muhatap olduğu deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve müsnet çocuğun nitelikli cinsel istismar suçlarının sabit olduğu" düşüncesiyle,Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçlarının sabit olduğu görüşüyle,Karşı oy kullanmışlardır.V. KARARAçıklanan nedenlerle,1-Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 1484-1630 sayılı direnme kararına konu hükümlerin gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçlarının sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, CMK'nın 304. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 04.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.