Silahlı terör örgütüne üyelik suçunda organik bağ, eylem sürekliliği ve tanıkların doğrudan dinlenmesi şartlarını inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararı.
Özet: Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen beraat kararını kaldıran mahkeme, örgüt üyeliğinin organik bağ, hiyerarşi ve süreklilik gerektirdiğini belirterek, sanığın terör örgütü evlerindeki geçmiş bağlantılarını değerlendirmiş ve maddi gerçeğin ortaya konulması, adil yargılanma hakkının temini amacıyla mahkumiyete esas tanıkların sanık huzurunda veya SEGBİS aracılığıyla doğrudan dinlenmesi gerektiğini vurgulayarak hükmü bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/347 E., 2022/664 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bitlis 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2020/457 E., 2022/29 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM: CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının kaldırılarak; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53... /9. maddeleri uyarınca mahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Sanığın aşamalardaki savunmasında, 2011-2013 yılları arasında İstanbul'da Polis Meslek Yüksekokulu öğrencisiyken örgüte ait evlere 2-3 kez kahvaltıya gittiğini ve mezuniyet sonrası Rize'de 2-3 ay örgüt evinde kaldığını, ilk temasın öğrencilik yıllarında (2011-2013) olduğunu, son temasın ise 17-25 Aralık süreci sonrası evden ayrılmasıyla kesildiğini beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkması bakımından;1. Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanıklar ... , ..., ...'nun doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiğinin gözetilmemesi,2. Emniyet mensubu olan sanık hakkında ilgili birimlerden Veri analiz raporu (VAR) düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, sanık hakkında emniyet mahrem yapılanması kapsamında dosyada mevcut veri inceleme raporu ile hazırlanmışsa veri analiz raporunda yer alan ve kovuşturma aşamasında tanık olarak beyanına başvurulmayan "zümre başkanı", "öğretmeni" ve "asil-vekil" hanelerinde gösterilen tüm şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının, dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması, var ise dosyalarının celp edilip incelenmesi ile tanık olarak duruşmaya çağrılıp dinlenmeleri ve HTS ve baz sinyal kayıtlarının getirtilerek sanık ile bahse konu kişilerin görüşme ve bir araya gelme durumlarının tespiti yönünden inceleme yapılması, gerek görülmesi halinde bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,3. Sanığın örgütün gerçek yüzü ortaya çıktıktan sonra örgüt içerisinde herhangi bir eylem ya da faaliyetinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitine çalışılması, tespiti durumunda hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlanılan soruşturmadan sonra davet üzerine emniyete ifade vermeye giden, savunmasında etkin pişmanlık kapsamında örgüt ve mensupları hakkında örgütte kaldığı süre, örgüt içindeki konum ve faaliyetlerine uygun bilgiler verdiği anlaşılan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilip verilmeyeceğinin tartışılması hususunda zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.