Hırsızlık suçundan sanığın canlı teşhisi, çelişkili savunmaları ve aleyhindeki delillerle tebliğnameye aykırı olarak hükmün onanması.
Özet: Hırsızlık suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararını temyiz eden sanık müdafiinin beraat veya cezanın fazla olduğuna ilişkin talebi; katılanın olaydan iki gün sonra yaptığı kesin teşhis, mağdurun yargılamanın ilerleyen aşamalarındaki çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları, sanığın yanlış olduğu anlaşılan savunmaları ile telefon hattı kullanımına ilişkin yanıltıcı bilgileri içeren tüm dosya kapsamındaki deliller neticesinde sanığın suçu işlediği anlaşıldığından yerinde görülmeyerek, tebliğname görüşüne aykırı bir şekilde istinaf mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1718 E., 2023/3027 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaSanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 25. maddesi uygulanarak beraat kararı verilmesi ile fazla ceza verildiğine yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede; Katılanın olaydan 2 gün sonra sanığı canlı olarak teşhis etmesi, yargılamada da bu teşhisinin doğru olduğunu söylemesi, ilk derece mahkemesinin kararı sonrasında suçtan yaklaşık 1,5 yıl sonra verdiği dilekçesi ve dilekçesindeki beyanların hayatın olağan akışına uygun kabul edilmediğinden itibar edilmemesi, sanığın savunmalarındaki Silifke'den otobüs ile suç yeri olan Antalya'ya geldiğini söylerken verdiği bilgilerin doğru olmadığının anlaşılması, sanığın soruşturma aşamasında başka bir telefon numarası vermesi ve bu hattın kullanımının olmadığı, yargılamada ise adına kayıtlı başka bir numara vermesi itibarıyla sanığın birden fazla hat kullandığı, yargılamada verdiği hattın sanıktan başka bir kimse tarafından da kullanılması ihtimali ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine itibar edilmemiştir.Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ve hukuka uygun olduğu kabul edildiğinden, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.