Davacı ve Hazine arasındaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil davasının orman kadastrosu ve görev uyuşmazlıkları nedeniyle defalarca bozulması süreci.
Özet: Bu dava, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla Hazine adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydının iptali ve adına tescili talebiyle açtığı, yargılama sürecinde zilyetlik ispatı, komşu parselin değerlendirilmesi ve özellikle taşınmazların orman niteliği konusunda çıkan görevsizlik nedeniyle Kadastro Mahkemesinde orman vasfında olmadığına karar verilen, ardından ilk derece mahkemesinin davayı kısmen kabul ederek tapu iptali ve tesciline hükmettiği ve bu kararın yeniden temyiz edildiği uzun soluklu bir tapu iptali ve tescil uyuşmazlığını konu almaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/86 E., 2025/160 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar, davacı vekili ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1981 yılında yapılan kadastro sırasında; dava ve temyiz konusu 1144 parsel (yeni 2 08... parsel) sayılı taşınmaz, ham torak vasfıyla, 3.490 m² olarak davalı Hazine adına tespit edilmiş, ardından tapulama komisyonuna yapılan itirazın reddedilmesi üzerine tutanak 1989 tarihinde kesinleştirilerek taşınmaz tapuya tescil edilmiştir. Dava ve temyiz konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 2007 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılmıştır. 2. Davacı ... vekili 18.07.1991 tarihli dava dilekçesinde; 293, 8 64... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının müvekkili lehine oluştuğunu ileri sürerek, anılan taşınmazların tapularının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 293 parsele ilişkin dava eldeki dosyadan tefrik edilmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 28.01.1997 tarihli ve 1991/173 Esas, 1997/28 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 1144 parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, 864 parselin 03.04.1996 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 3.334 m²lik bölümünün iptali ile bu kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 13.04.1998 tarihli ve 1997/5976 Esas, 1998/3888 Karar sayılı ilâmıyla "Sadece mahalli bilirkişi beyanıyla zilyetliğin ispat edilemeyeceği, tanıkların da dinlenmesi gerektiği" ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 24.12.1998 tarihli ve 1998/327 Esas, 1998/419 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 1144 parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, 864 parselin 03.04.1996 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 3.334 m²lik bölümünün iptali ile bu kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 16.12.2004 tarihli ve 2004/8384 Esas, 2004/8810 Karar sayılı ilâmıyla "Davalı Hazinenin sair temyiz itirazları reddedilmiş, 1144 parselin komşusu 1146 parselin tespit sonrası davacı adına hükmen oluştuğu, bu parselin dosyasının getirtilip birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği, yine 11 44... parselle ilgili orman araştırması yapılmasının icabettiği" ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2007 tarihli ve 2005/48 Esas, 2007/115 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 864 parselin fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (B) harfi ile işaretlenen 3.334 m² yüzölçümlü bölümünün ve 1144 parselin tamamının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.04.2009 tarihli ve 2009/2732 Esas, 2009/5550 Karar sayılı ilâmıyla "Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede davanın devamı sırasında orman kadastrosu yapıldığından davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü, eldeki tapu iptali ve tescil davası yönünden Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olmakla birlikte 3373 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 11. madde hükümlerine göre askı süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davalarında kadastro mahkemelerinin görevli olduğu, bu sebeple; tapu iptali ve tescil davasının elde tutulup orman kadastrosun itiraza yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği" ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.Bozma ilâmına uyularak orman hususu yönünden tefrik ile dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, yapılan yargılama sonunda, taşınmazların orman olmadığına karar verildikten sonra İlk Derece Mahkemesinin 12.06.2015 tarihli ve 2009/250 Esas, 2015/384 Karar sayılı kararı ile davacıların davalarının kabulüne, 1144 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar İbrahim oğlu ... mirasçıları adına Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/251 Esas ve 2006/245 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline, 864 parsel sayılı taşınmazın Urla Kadastro Mahkemesinin 2012/4 Esas ve 2012/14 Karar sayılı dosyasına sunulan bilirkişi heyetinin 28.06.2010 tarihli raporlarının ekinde bulunan krokide (B) harfi ile gösterilen 3.334 m²lik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar İbrahim oğlu ... mirasçıları adına Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/251 Esas ve 2006/245 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.03.2021 tarihli ve 2020/10654 Esas, 2021/2620 Karar sayılı ilâmıyla "864 parsel yönünden karar onanmış, 1144 parsel yönünden ise hava fotoğrafları üzerinde değerlendirme yapılarak zilyetliğin belirlenmesi gerektiği" ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi bozulmuş, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekilinin karar düzeltme istemi de aynı Dairece reddedilmiştir. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1144 parsel (yeni 2 08... parsel) sayılı taşınmaz yönünden dava konusu taşınmazın davacı tarafından kadastro tarihinden geriye dönük olarak uzun yıllardır kullanıldığına dair her hangi bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, taşınmaz üzerinde imar ve ihya işlemlerinin yapılmadığı, imar ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacıların murisi lehine oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini, müvekkilinin murisi lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddedildiğini, bu nedenle Kurum lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava ve temyiz konusu 1144 parsel sayılı taşınmazın davacılar murisi lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına, Hazine lehine hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, davalı Hazine lehine hükmedilen vekalet ücretinin davanın açıldığı 1991 yılında dava konusu taşınmazın değeri itibariyle yerinde olmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usûl ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.