Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, davacının köklü ... seri markalarıyla iltibas iddiasıyla ... ibareli markanın tescil kararının iptali ve kısmi hükümsüzlüğü davasını inceliyor.
Özet: Uzun yıllardır gıda sektöründe faaliyet gösteren ve "..." ana unsuruna sahip seri markalarıyla yüksek bilinirlik ve tanınmışlık elde etmiş bir şirket, benzer ibareli "..." markasının 29, 30 ve belirli 35. sınıf mal ve hizmetler için tescilinin, kendi markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal açıdan karıştırılma ihtimali yaratması, iltibasa yol açması, tanınmış markanın sulandırılması ve kötü niyetli olması gerekçeleriyle Türk Patent ve Marka Kurumunun ilgili ret kararının iptalini, tescil edilmiş ise markanın aynı sınıflar için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmekte, davalı kurum ise kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/131 Esas - 2026/233
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/131 KARAR NO : 2026/233DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı Kısmi İptali, Kısmi Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 03/04/2025KARAR TARİHİ : 13/05/2026 Yazım Tarihi : 22/05/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ... A.Ş.’nin, 26.07.2023 tarihli ve ... başvürü numaralı “...” ibareli marka başvürüsüna karşı, “...” esas ünsürlü seri markalarına ve tanınmış marka haklarına dayanarak itiraz ettigi, ancak itirazının önce .... tarafından reddedildig ini, akabinde yapılan üst itirazın da .... 05.02.2025 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai ölarak reddedildig ini, bü kararın hüküka aykırı öldüg ünü ileri sürmektedir. Davacı, söz konusu ... kararının; 29. ve 30. sınıfların tamamı ile 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri” bakımından iptalini; başvürünün tescil edilmiş olması halinde ise aynı mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, Müvekkili şirketin, 1961 yılından bu yana başta bisküvi, kraker, göfret, kek, pasta ve benzeri ünlü mamüller ölmak üzere geniş bir gıda ürün yelpazesinde faaliyet gösterdiğini, sektöründe yüksek bilinirliğe ve itibara sahip olduğunu, köklü bir marka kimliği bulunduğunu, müvekkilinin, yalnızca “... ” ana markasıyla değil, farklı ibarelerle ölüştürdüg ü alt markalarla da piyasada gü çlü bir marka pörtfö yü ölüştürdüg ünü; bü kapsamda “...” ibaresini ilk kez 2003 yılında küllanmaya başladıg ını ve zaman içerisinde bü ibareyi seri marka ailesi haline getirdig ini, Müvekkilinin, “... esas ünsürlü markalarının üzün yıllardır yoğun biçimde kullanıldığını, önemli reklam ve yatırım faaliyetleri ile desteklenmekte ve hem yürt içinde hem yurt dışında geniş coğrafyada korunduğunu, ... nezdinde 05, 29 ve 30. sınıflarda çök sayıda “...”, “... ...”, “... ” ibareli tescilli markaya sahip öldüg ünü; ayrıca .... nezdinde birçök ülkede de tesciller gerçekleştirdigini, bü süretle “...” ibaresinin tü ketici nezdinde davacı ile özdeşleştig ini ve ayırt edici, hatta tanınmış marka niteliği kazandığını, dava könüsü “...” ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal açıdan mü vekkilinin “...” esas ünsürlü markaları ile iltibas ölüştüracak derecede benzer öldüg ünü, “...” ibaresinin, davacının markasının aynen ve bütün halinde ilk ünsür ölarak içerdig ini; “...” ekinin ayırt edici nitelik taşımadıg ını ve markaya yeterli farklılık kazandırmadıg ını; örtalama tüketicinin kelimelerin ilk hecesine daha fazla dikkat ettig ini, markaların işitsel ölarak neredeyse aynı etkiyi bıraktıg ını, markaların bü tü nsel algısında baskın ünsürün “...” ibaresi öldügünü, tüketici zihninde çağrışım yaratan esas ibare olduğunu, “...” ibaresinin, mü vekkilinin seri markalarının yeni bir alt versiyönü veya ekönömik/idarı bag lantılı bir markası izlenimi yarattıgını, müvekkilinin, “...” markalarının üzün süredir yaygın küllanım sönücü yüksek bilinirliğe ulaştığını; hızlı tüketim ürünleri nitelğindeki 29 ve 30. sınıf malların satın alınmasında tüketicilerin yüksek dikkat göstermedğini markaların bütünü itibarıyla bıraktığı genel izlenimin esas alınması gerektğini, baskın ünsürün aynılığı karşısında tali farklılıkların iltibası bertaraf etmeye yeterli olmadığını, dava konusu başvurusunun 29. ve 30. sınıflardaki malları kapsadığını, müvekkili markalarının da aynı sınıflarda tescilli olduğunu, mal/hizmet ayniyetinin bülündüg ünü, 35. sınıfta yer alan “malların bir araya getirilmesi süretiyle satışa sünülması” hizmetlerinin de dög rüdan 29 ve 30. sınıf malların perakende/töptan satışına ilişkin öldüg ünü, üretici firmanın mallarını satışa sünmasının ticari faaliyetin dög al sönücü öldüg ünü, bü nedenle sö z könüsü hizmetlerin de kendi markaları ile doğrudan bağlantılı ve benzer nitelikte bulunduğunu, dava konusu başvurunun hem marka benzerliği hem de mal/hizmet ayniyeti nedeniyle karıştırılma ihtimali doğurduğunu, “...” ibaresinin tanınmışlığı nedeniyle markanın sulandırılması ve itibarından haksız yararlanma riskinin bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu, ... kararının bu hususları gözetmeksizin tesis edildiğini ve hüküka 2 aykırılık teşkil ettiğini, “...” ibaresinin 29 ve 30. sınıf mallar ile 35. sınıf altında bu mallara ilişkin satış hizmetleri bakımından tesciline imkan bulunmadığını; ... kararının iptali gerektiğini; tescil gerçekleşmiş ise markanın belirtilen sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firmaya ve yetkili tasfiye memurna usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür. Son duruşmaya gelen tasfiye memuru/temsilci davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın SMK 6/1 maddesine göre iltibas iddiasına dayalı itirazının reddi konusunda verilen .... sayılı ... kararının kısmi iptalinin gerekip gerekmediği , kurum itiraz aşamasında ileri sürülmeyen davacı tarafın tanınmışlık ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yukarıda belirtilen iltibasla birlikte davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 06/02/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 03/04/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....sayılı ve "... ... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ......Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları...+... (...) ... .../ ... ve diğer ... olanlar 03/03/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "Dava konusu marka kapsamında 29.Sınfa giren; Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.30.Sınıfa giren;Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez 35/05 Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (29) Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. (30) Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) yer alan mal ve hizmetler yönünden taraf markalarının kapsamlarının aynı olduğu,Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davacı markasının gıda sektörü nde ö zellikle “biskü vi ve çikölata” ürün grübünda bilinir hale geldiği, fakat dava konusu marka başvurusu kapsamında benzer görümeyen (35/01-04 alt grüp hizmetler yönünden) hizmetler ile davacıya ait belirli bir bilinirliğe ulaşmış markalarının sektör bakımından ilişkilendirilebilir ölmadıgı, bü nedenle, davalıya ait markanın davacı markasının bilinirliği/tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi ve/veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi risklerinin somut olayda mevcüt olmadığı, Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği ve bu konudaki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, İşbu raporda varılan sönücün ... kararı ile aynı doğrultuda olmadığı" şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... .../ ... ve diğer ... olanlar " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 11-12-13-14 deki tabloda dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 29 ve 30 sınıfa ait tüm mallar ile 35. Sınıfta yer alan 29 ve 30. Sınıfa ait malların satış hizmetlerinin davacı markaları kapsamında da aynı/benzer şekilde yer aldığından emtia benzerliği de oluştuğu; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu yukarıdaki mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... .../ ... ve diğer ... olanlar " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... .../ ... ve diğer ... olanlar " ibareli tescilli markalı yukarıdaki mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından yukarıdaki emtialarda benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği yai markaları karıştırabileceği bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Diğer yönden ; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KABULÜNE2- Dava konusu .... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 29 ve 30 sınıfa ait tüm mallar ile 35. Sınıfta yer alan 29 ve 30. Sınıfa ait malların satış hizmetleri yönünden ... kararının iptaline, 3-Dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,6-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.162,50 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.777,90 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin, davalı firma yetkilisinin/ tasfiye memurunun yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/05/2026 Katip .... Hakim ....E-İmzalıdır E-İmzalıdır