Balıkesir ili, orman kadastrosu bulunan taşınmazlara ilişkin tapu iptali ve tescil davasında Hazine ile davalılar arasındaki mülkiyet uyuşmazlığına dair temyiz kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, Hazine ve müdahilin, kadastro tespitiyle şahıslar adına kaydedilen ve orman vasfında olduğunu iddia ettikleri üç taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tescili talebiyle açtığı davanın uzun ve karmaşık yargılama sürecini özetlemektedir; dava konusu taşınmazların niteliği, zilyetlik şartları ve tapu/vergi kayıtlarının araziye uygulanmasındaki hatalar iddialar arasındadır ve ilk derece mahkemesinin kararları, Yargıtay tarafından iki kez bozulmuş, özellikle tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı ile kısa ve gerekçeli karar arasındaki çelişki konularına dikkat çekilmiştir, mevcut dosya bozmaya uyularak verilen son kararın temyiz incelemesini içermektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/25 E., 2024/202 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davalılar ... ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1998 yılında yapılan kadastro sırasında; 2 45... parsel sayılı 62.553,40 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu ve vergi kayıtlarına kaydına dayanılarak, tarla niteliği ile ... adına; 2 45... parsel sayılı 49.867,73 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu ve vergi kayıtlarına dayanılarak tarla niteliği ile ... adına, 2 45... parsel sayılı 105.909,18 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu ve vergi kayıtlarına dayanılarak, tarla niteliği ile ... adına tespit ve tapuya tescil edildikten sonra, satış sureti ile 2 45... ve 71 sayılı parseller davalı ..., 2 45... parsel ise davalı şirkete intikal etmiştir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1968 yılında yapılan orman kadastrosu, 1988 yılında yapılan evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması çalışmaları vardır. 2. Davacı Hazine vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; taşınmazların taşlık ve çalılık olduğunu, tarıma elverişli olmadığını ve zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... vekili 05.08.2008 tarihli dilekçesiyle; dava konusu taşınmazların öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davaya katılmıştır. II. CEVAPDavalılar cevaplarında; haksız ve mesnetsiz açılan davaların reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 12.04.2005 tarihli ve 2004/25 Esas, 2005/43 Karar sayılı kararı ile davaların kısmen kabulüne, 21.02.2005 tarihli fen bilirkişi ek raporunda 2 45... parselin (C) harfi ile gösterilen kısım dışında kalan 55.956,90 m²lik kısmının tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, 2 45... parselin (B) harfi ile gösterilen kısım dışında kalan 43.271,23 m²lik kısmının tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, 2 45... parselin (A) harfi ile gösterilen kısım dışında kalan 75.909,18 m²lik kısmının tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ile davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.02.2006 tarihli ve 2005/13758 Esas, 2006/953 Karar sayılı ilâmı ile "Kadastroca revizyona tâbi tutulan tapu ve vergi kayıtlarında özellikle dere hudutlarının sabit ve değişmez nitelik taşımadığı, diğer taraftan, komşu kayıtları bakımından uygulamanın yeterli olmadığı, gerek kayıtların incelenmesinden, gerekse bunların yerine uygulanmasından tapu kaydının çekişmeli yeri tam olarak kapsamadığı, hudutlarda belirlenemeyen açık yönler kaldığı, bu durumda kaydın genişletilmeye elverişli ve miktarıyla geçerli olduğunun kabul edilmesi gerektiği açıklanarak, tapu ve vergi kayıtlarının yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle yerine uygulanması, tapu ve vergi kayıtlarına miktarıyla geçerli kapsam tayin edilmesi, bu uygulama sırasında kayıt maliklerine bırakılacak bölümlerin niteliğinin ve zilyetliklerinin de dikkate alınması ve bundan sonra bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin (Gömeç Asliye Hukuk Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dosyanın gönderildiği Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi) 13.02.2014 tarihli ve 2013/110 Esas, 2014/69 Karar sayılı kararı ile 2 45... sayılı parsel yönünden davacı Hazine ve müdahil Orman İdaresinin davasının reddine, 19.09.2007 tanzim tarihli fen bilirkişi raporunda 2 45... parselin 71/B ile gösterilen 21.302,17 m²lik kısmının tapusunun iptali ile davacı Hazine adına tapuya tesciline, 2 45... parselin 70/B ile gösterilen 38.687,66 m²lik kısmının tapusunun iptali ile davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ile asli müdahil ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/8830 Esas, 2015/3602 Karar sayılı ilâmı ile ''kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasının isabetsizliğine" değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli ve 2015/413 Esas, 2016/36 Karar sayılı kararı ile asli müdahil Orman İdaresinin davası ile davacı Hazinenin davasının 2 45... parsel yönünden reddine, diğer parseller yönünden asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine, davacı Hazinenin davasının ise kısmen kabulü ile 19.09.2007 tarihli fen bilirkişi raporunda 2 45... parsel sayılı taşınmazın 70/B ile gösterilen 38.687,66 m²lik ve 2 45... parsel sayılı taşınmazın 71/B ile gösterilen 21.302,17 m²lik bölümlerinin Hazine adına tescillerine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili, asli müdahil ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 23.11.2021 tarihli ve 2021/12971 Esas, 2021/11550 Karar sayılı ilâmı ile "Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de gereklerinin yerine getirilmediği, dava konusu taşınmazlara uyduğu iddia edilen tapu kaydının dayanağı kök tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve geldi gittileri ile birlikte dosya arasına getirilmediği, dava konusu taşınmazların sınırları ile tapu kaydı sınırlarından hangilerinin dava konusu taşınmazlara ne şekilde uyduğunun açıklanmadığı, vergi kayıtları sınırları itibariyle dava konusu taşınmazlara uysa dahi, zilyetlikle birleşmedikçe, vergi kayıtlarına değer verilemeyeceğinin Mahkemece gözetilmediği, bu doğrultuda eski tarihli hava fotoğrafları incelenerek taşınmazların öncesinin orman sayılan yer olup olmadığının belirlenmesi, ardından tapu uygulaması yapılarak tapu kaydı uyuyor ise kapsam tayini, kayıt malikleri arasında kayıtlara dayananlarla arada akdi ve ırsi irtibat bulunup bulunmadığı, tapu kayıtlarının 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği de araştırılıp, toplanacak delillere göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 2 45... , 70... parsellere uygulanan 08.11.1948 tarih ve 29 sıra nolu tapu kaydının geldisi Ağustos 311 tarih ve 5 sıra nolu tapu kaydı ve 19 37... ve 80 tahrir nolu vergi kayıtlarının dava konusu parsellere uygun olması, sınırlarında genişletilmeye elverişli sınır bulunmaması, kadastro tahdit ve tespiti sırasında tapu kaydı ve vergi kayıtlarının uygulaması sırasında yüzölçümü yönünden değil zemindeki sabit, değişmeyen ve genişlemeye elverişli olmayan sınırlara göre tespitlerinin yapılması, 57 no.lu parsel sahasında tarımın yapılmaması, kuzey tarafının %71 ve üzeri kapalılıkta palamut meşesi, saçlı meşe, kızılçam, ahlat türü ağaç ve ağaççıklar ile örtülü olması, parselin batı ve güney batı kısmının % 41-70 kapalılıkta palamut meşesi, saçlı meşe, kızılçam, ahlat türü ağaç ve ağaççıklar ile örtülü olması, parselin doğu ve güneydoğu kısmında ise; kapalılık oluşturmayan münferit ağaç ve ağaççıkların olması, ağaç yaşlarının 20... yaş aralığında olması, klizimetre ile yapılan ölçümünde; 57 no.lu parselin kuzey kısmının %50-60, güney kısmının %20-25 eğimli olması, toprak yapısının 10-30 cm derinlikte ve çok taşlı olması, yüzeysel taşlılık olması, toprak türünün killi-kumlu-balçık türü olması, 70 no.lu parsel sahasında tarımın yapılmaması, parselin batı ve kuzey kısmında %10-40 kapalılıkta, ağaççık ve çalı formunda bitki örtüsü bulunması, güney kısmında %71 ve üzeri kapalılıkta kızılçam, saçlı meşe ve palamaut meşesi ağaçlarının bulunması, ağaç yaşlarının 20... yaş aralığında olması, klizimetre ile yapılan ölçümünde, %30-40 eğimde olması toprak yapısının 10-30 cm derinlikte ve çok taşlı olması, yüzeysel taşlılık olması, toprak türünün killi-kumlu-balçık türü olması, 71 nolu parsel sahasında ziraat yapılmaması, parselin batı ve güney kısmında %10-40 kapalılıkta, ağaççık ve çalı formunda bitki örtüsü bulunması, kuzey kısmında %71 ve üzeri kapalılıkta kızılçam, saçlı meşe ve palamut meşesi ağaçlarının olması, ağaç yaşlarının 20... yaş aralığında olması, klizimetre ile yapılan ölçümünde %30-40 eğimde olması, taşınmazlara ait eski tarihli hava fotoğraflarında ve memleket paftasında taşınmazların ağaçlık alan olarak belirlenmiş olması, taşınmazlarda tarımın yapılmaması, taşınmazların aktüel olarak da ağaç ve ağaççık formunda bitki örtüsü ile kaplı olması, arazi eğiminin %12 den fazla olması nedeniyle toprak muhafaza karekteri taşımasından, toprak yapısının sığ ve taşlı olmasından, yüz ölçümlerinin 3,0 hektardan (30 dönümden) fazla olmasından taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davacı Hazine ile asli müdahil Orman İdaresinin davalarının kabulüne, 2 45... , 70... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; 70... parselin öncesinin orman sayılan yer olmadığı, tespite esas tapu ve vergi kayıtları kapsamında olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Davalı Eko Çağrı Merkezi Hizmetleri AŞ vekili temyiz dilekçesinde; 57 parselin öncesinin orman sayılan yer olmadığı, tespite esas tapu ve vergi kayıtları kapsamında olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların öncesinin orman olup olmadığına, tespite esas tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığına, tapu kayıtları uymuyorsa mevcut tapu maliklerinin bayisi olan tespit maliklerinin imar ihya ve zilyetlikle kazanıma yönelik koşulları taşıyıp taşımadığına ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; hükme esas alınan raporlar taşınmazların öncesi itibariyle orman vasfında olup olmadığını belirlemede yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişiler kurul raporunda, keşif tarihi olan 2023 yılı itibarıyla 57 parselin kuzey tarafının %71 ve üzeri kapalılıkta palamut meşesi, saçlı meşe, kızılçam, ahlat türü ağaç ve ağaççıklar ile örtülü olduğu, parselin batı ve güney batı kısmının % 41-70 kapalılıkta palamut meşesi, saçlı meşe, kızılçam, ahlat türü ağaç ve ağaççıklar ile örtülü olduğu, parselin doğu ve güneydoğu kısmında ise; kapalılık oluşturmayan münferit ağaç ve ağaççıkların olduğu, ağaç yaşlarının 20... yaş aralığında olduğunun ifade edildiği, 70 parselin batı ve kuzey kısmında %10-40 kapalılıkta ağaççık ve çalı formunda bitki örtüsü bulunduğu, güney kısmında %71 ve üzeri kapalılıkta kızılçam, saçlı meşe ve palamut meşesi ağaçlarının olduğu, ağaç yaşlarının 20... yaş aralığında olduğunun belirtildiği, yine 71 parselin batı ve güney kısmında %10-40 kapalılıkta ağaççık ve çalı formunda bitki örtüsü bulunduğu, kuzey kısmında %71 ve üzeri kapalılıkta kızılçam, saçlı meşe ve palamut meşesi ağaçlarının olduğu, ağaç yaşlarının 20... yaş aralığında olduğunun saptandığı görülmüş, ancak bu taşınmazlar üzerindeki hakim bitki örtüsünün ne olduğu açıkça belirlenmediği gibi ağaçların yaşları da tek tek sayılarak açıklanmamıştır. Zira, belirtilen yaş aralığı oldukça fazla olduğundan taşınmazların öncesi itibarıyla üzerinde, hangi ağaçların var olduğu denetlenememektedir. Ayrıca, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (4785 sayılı Kanun ) 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın Devletleştirildiği, 4785 sayılı Kanun'un 2/B maddesinde ise "Sahipli fıstık çamı, palamut meşesi ve aşısız kestane ormanlarının" Devletleştirme kapsamı dışında olduklarının belirtildiği, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/H maddesinde de "Sahipli arazide ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaçcıkların" orman sayılmayacağının açıklandığı, esasen palamut meşesi ağaçlarının da orman örtüsü olduğu, bu gibi yerlerin de orman sayıldığı, ancak, sahipli yani tapulu olmak koşuluyla palamut meşelikleri 4785 sayılı Kanun'un 2/B maddesinde ve yine 6831 sayılı Kanun'un 1/H maddesinde istisnai olarak orman sayılmadıklarından, dava konusu taşınmazlar üzerindeki hakim bitki örtüsünün belirlenmesi, palamut meşesinin yoğunlukta olup olmadığının irdelenmesi ve yukarıda belirtilen kanun maddeleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak, bu hususun hüküm yerinde tartışılması gerekirken böylesine bir araştırmada bulunulmadan bilirkişilerin genel geçer ifadelerine göre hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Öte yandan, aynı orman bilirkişiler kurul raporunda 1956 tarihli hava fotoğrafına ilişkin olarak dava konusu taşınmazların ağaç ve ağaçcık formunda bitki örtüsü ile kaplı olduğu ve çevresinde bulunan taşınmazlarla ile aynı yapıda olduğu belirtilmiş, ancak bu ağaç ve ağaçcıkların cinsi, kapalılık durumu ve yaşı açıklanmamıştır. Ayrıca, komşu parsellerle aynı yapıda olduğu belirtilen dava konusu yerlerin komşuları incelendiğinde komşularda herhangi bir orman parseli olmadığı bilakis tarla vasıflı taşınmazlar olduğu görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince komşu parsellere ilişkin kesinleşen dava dosyaları araştırılarak dosya arasına alınması ve komşularla dava konusu taşınmazların bir bütün halinde değerlendirmesi yapılarak öncesi itibarıyla orman vasfı yönünden bir karar verilmesi gerekirken bu husus da eksik bırakılarak sonuca gidilmiştir. Yine, dosya arasında bulunan, jeodezi uzmanınca düzenlenen 12.01.2024 tarihli raporda yapılan 1956 tarihli hava fotoğrafı değerlendirmesinde; 57 parselin kısmen açık, kısmen kapalı, 70... parsellerin açık olduğu tespiti, orman bilirkişiler kurul raporundaki aynı hava fotoğrafı üzerindeki değerlendirmeyle çelişmekte olup, bu durum da raporların hükme esas alınmasını engellemektedir. Bu şekilde, eksik ve çelişkili raporlara dayanılarak karar verilemez.Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle komşu parsellere ait dava dosyaları araştırılarak dosya arasına alınması, dayanak kök tapu olan 311 tarih ve 5 sıra numaralı kaydın ilgili yerlerden istenerek getirtilmesi, dosya arasında bulunan 1956 yılı hava fotoğrafının yanında, tespit tarihi olan 1998 yılından geriye doğru 1973, 19 76... yılı hava fotoğrafları dosya arasına alınıp, mahalli bilirkişiler ve tanıklar ile birlikte önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve üç jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.Keşifte, önce 1956 tarihli hava fotoğrafı jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafı ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafı ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafı üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek dosya arasındaki memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik 1956 tarihli hava fotoğrafının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki hakim bitki örtüsünün ne olduğu, ağaç ve ağaçcıkların cinsi, tek tek yaşı, dağılımı, kapalılık oranı belirlenmeli, yine tespite esas vergi kaydı ile ihdasından itibaren tapu kaydı tüm tedavülleriyle okunup, kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, özellikle tapu kayıtlarının hudutlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmesine çalışılmalı, öte yandan tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıklar giderilmeli, teknik bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları olan kayıtlarla denetlenmeli, teknik bilirkişiden, komşu taşınmazların oluşumundaki dayanak kayıt ve belgelerin dava konusu taşınmazların bulunduğu sınırı ne olarak okudukları belirlenmeli, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu ve vergi kaydının sınır denetimi yapılmalı, tespitte uygulanan tapu kaydı ve vergi kayıtlarının mahalline uyup uymadığı saptanarak, kayıtlar mahalline uyuyor ise Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.02.2006 tarihli ve 2005/13758 Esas, 2006/953 Karar sayılı bozma ilamına İlk Derece Mahkemesi uyduğundan, dayanak kayıtların genişletilmeye elverişli sınırlı olduğu konusunda taraflar arasında usuli müktesep hak oluştuğu gözetilerek kayıtların miktarı ile geçerli kapsam tayini yapılmalı ve taşınmazları sınırları ile birlikte gösterir teknik bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı; en eski tarihli hava fotoğrafına göre taşınmazlardaki hakim bitki örtüsünün palamut meşesi olduğunun anlaşılması durumunda yukarıda belirtilen 4785 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ve 6831 sayılı Kanun'un 1/H maddesi hükümleri gereğince değerlendirme yapılmalı, 1956 yılı hava fotoğrafında hakim bitki örtüsü yukarıda sayılanlar dışındaki orman ağaçları ise taşınmazların orman olacağı düşünülmeli, şayet dava konusu yerlerdeki hakim bitki örtüsü fundalık-çalılık ise taşınmazlar 6831 sayılı Kanun'un 1/J ve Orman Kadastrosu ve 2/B Yönetmeliğinin 14/O bendi hükümleri gereğince irdelenmeli, ardından dava konusu parseller diğer deliller ve komşu parseller ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilerek öncesi itibarıyla orman vasfında olup olmadığı tereddütsüz belirlenmelidir. Dava konusu taşınmazların öncesi itibarıyla orman vasfında olmadığının, tespitte uygulanan kayıtların dava konusu yerlere de uyduğunun anlaşılması durumunda, 1937 tarihli ve 80 no.lu vergi kaydının maliki ile bu kayda istinaden tespit yapılan kişiler arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı da araştırıldıktan sonra- belirlenen kapsamlarına göre, tapunun miktarınca yer davalılarda bırakılmalı, tapu miktar fazlası vergi kayıtları kapsamında kalan yerler ile kayıt kapsamları dışında kalan yerler bakımından ise 1995, 19 76... tarihli hava fotoğrafları jeodezi uzmanı bilirkişilere incelettirilerek davalıların bayilerinin imar ihya ve zilyetlik durumları saptanmalı, ziraat bilirkişiden ise taşınmazın niteliği, kullanım durumu, imar-ihya edilip edilmediği hususlarında önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeler şekilde tarımsal niteliğini bildirir, taşınmazı komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesindeki şartlar da gözetilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, eksik araştırma ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı olarak ve dahi hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARYukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.