6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında orman dışına çıkarılan taşınmazın tespiti talebinde adli yargının görevli olmadığına ve dava şartı yokluğuna ilişkin Yargıtay kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, kadastro sonrası davacı adına tescillenen ve bir kısmı orman olarak hazine adına tescil edilen taşınmazların, 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespiti ve tapuya şerh verilmesi talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin başlangıçta davayı kabul etmesine karşın, üst mahkemenin bozma ilamı doğrultusunda idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesi üzerine, davacının adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmesiyle oluşan görev uyuşmazlığını ele almaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/341 E., 2025/363 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sonucunda, Uşak ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1178 parsel sayılı taşınmaz, dava dışı ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 1992 yılında ifraz edilerek 16 13... ila 9, 16 14... ila 4 ve 2792 parsellere ayılmış, satış ve tedavüller neticesinde davacı adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının taşınmazların bir kısmında malik, bir kısmında ise hak sahibi olduğunu, Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/190 Esas ve 1996/246 Karar sayılı kararıyla 16 13... parsel sayılı taşınmazın bir kısmıyla 16 13... , 7 ve 16 14... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiğini, taşınmazların bulunduğu köyde 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) uyarınca 35 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan çalışmanın 02.03.1998 tarihinde kesinleştiğini, ancak davalı İdarenin taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olduğunu kabul etmediğini ileri sürerek, taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olduğunun ve müvekkkilinin bu taşınmazlarda hak sahibi olduğunun tespiti ile tapu kaydının beyanlar hanesine bu hususun şerh verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... İdaresi vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 10.10.2023 tarihli ve 2020/496 Esas, 2023/179 Karar sayılı kararı ile, "dava konusu taşınmazın eylemli orman olmadığı, taşınmazı çevreleyen komşu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu'nun (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi kapsamında kaldığının tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 10.10.2023 tarihli ve 2020/496 Esas, 2023/179 Karar sayılı kararına karşı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 09.09.2025 tarihli ve 2024/1030 Esas, 2025/5434 Karar sayılı ilamıyla; "davacının, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince açtığı davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577 sayılı Kanun) 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; 'İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları' ve 'İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları' kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna uygun bulunmadığı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; açılan davada adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca taşınmazın bedelsiz iade istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davanın adli yargının görevi kapsamında mı yoksa idari yargının görevi kapsamında mı olduğu noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.