Bölge Adliye Mahkemesinin CMK 280de belirtilen sınırlı haller dışında duruşmasız bozma kararı vermesinin hukuki değerden yoksunluğu ve mahkemeye erişim hakkı ihlali.
Özet: Yargıtay, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, bölge adliye mahkemesince CMKnın 280/1. maddesinde belirtilen sınırlı haller dışında, duruşma açılmaksızın ve yasal dayanağı olmayan gerekçelerle verilen bozma kararının usule ve hukuka aykırı olduğunu belirlemiştir. Bu usul hatası nedeniyle, hem bölge adliye mahkemesinin bozma kararı hem de bu bozma üzerine ilk derece mahkemesince verilen hüküm hukuki değerden yoksun sayılmış, dosyanın CMKnın 280/1-(g) bendi uyarınca bölge adliye mahkemesince duruşma açılarak yeniden görülmesi ve hukuka aykırılıkların giderilmesi yönünde karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/6619 E.  ,  2026/9643 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/4348 E., 2026/341 K.
SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin "beraate" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2024 tarihli ve 2024/1097 Esas, 2024/1348 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.03.2025 tarihli ve 2025/425 Esas, 2025/1258 Karar sayılı kararı ile “sosyal inceleme raporunun düzenlenmemesinin gerekçesinin belirtilmesi ve Türk Ceza Kanunu'nun 116/4. maddesinin uygulanması gerektiğinden " bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği; ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.03.2025 tarihli ve 2025/425 Esas, 2025/1258 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2025 tarihli ve 2025/241 Esas, 2025/444 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.