Yargıtaydan MERNIS adresine usulsüz tebligatın temyiz süresine etkisi ve hırsızlık/mala zarar verme davalarındaki sonuçlarına ilişkin içtihat.
2. Ceza Dairesi         2025/15911 E.  ,  2026/7691 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/2572 E., 2019/588 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.03.2019 tarihli ve 2018/2572 Esas, 2019/588 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak,7201 sayılı Kanun'un 21/1 maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde,7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 maddeleri ile 7201 sayılı Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2 maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen hükmün MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesi gereğince “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan tebligatın usûlsüz olduğu ve sanığın bu şekilde 09.11.2020 tarihli temyizinin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
I- Sanığın mala zarar verme suçu için temyizinin yapılan incelemesinde
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık ve müdafiinin hırsızlık suçu için temyizlerinin yapılan incelemesinde
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek karar temyiz edilirken herhangi bir gerekçe gösterilmediğinden sanığın temyiz isteminin ve Dairemizin 10.09.2025 tarihli gönderme kararı akabinde 11.11.2025 tarihinde usûlüne uygun olarak tebliğ edilen hükme yönelik olarak sanık müdafii temyiz isteminde bulunmuş ise de, temyiz dilekçesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 295. maddesinde öngörülen 7 günlük yasal süreden sonra 19.11.2025 tarihinde verildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca Diyarbakır 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.