Yargıtay, karşılıksız yararlanma suçunda sanığın kastının tespiti için sayaç incelemesi, tutanak tanıklarının dinlenmesi ve ödeme ihtarının usulüne uygun yapılmaması nedeniyle eksik kovuşturma kararı verdi.
Özet: Yargıtay, karşılıksız yararlanma suçundan verilen beraat kararını, sanığın enerji kullandığına dair tespitteki sayaç markası, seri numarası ve endeks "0" bilgileri ile fotoğraf kaydı eksikliklerinin giderilmeden, sanığın ayrıntılı savunması alınmadan ve sayacın durumu ile müdahale kastının netleştirilmeden hüküm kurulmasını eksik kovuşturma saymıştır; ayrıca, 6352 sayılı Kanun sonrası işlenen bu tür suçlarda mağdur kurumun zararının tazmini halinde davanın düşme ihtimaline karşı sanığa soruşturma ve kovuşturma aşamalarında yapılması zorunlu ödeme ihtarının ve sonuçlarının değerlendirilmemesini de bozma nedeni olarak belirtmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/2846 E.  ,  2026/9638 K.
"İçtihat Metni"

B O Z M A Ü Z E R İ N E

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/2500 E. 2025/1952 K.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 26.10.2023 tarihli, 2023/699 Esas, 2023/1985 Karar sayılı kararın Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 29.05.2025 tarihli ve 2024/1478 Esas, 2025/10455 Karar sayılı ilâmı ile bozulması üzerine, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verildiği belirtilmiş ise de; bozma doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, direnme kararında, bozmadan önce verilen kararda yer verilmeyen yeni ve farklı gerekçeler gösterildiği, bu itibarla direnme kararının eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hüküm olduğu anlaşılarak ve yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz isteminin, kararın gerekçesiz olduğu ve lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Sanık ... hakkında "abonenin sözleşmesiz enerji kullandığı tespit edildi" ibaresiyle kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiği, her ne kadar tutanakta sayaç imal yılı olarak 2018 olarak belirtilmişse de, sayaç markası ve seri numarasının mevcut olmadığı, endeksin de "0" olarak belirtildiği, buna göre, fotoğraf çekildiğine dair şerhin de düşülmüş olması karşısında, öncelikle ilgili kurumdan tutanağa ilişkin fotoğraf mevcut olup olmadığı, fotoğrafların mevcut olmaması hâlinde tutanak tanıkları dinlenerek ve sanıktan bu husustaki ayrıntılı savunması alınarak sayacın mevcut olup olmadığı ve endeksin "0" (sıfır) olarak yazılmasının sebebinin sayacın çalışmaması veya müdahale edilmiş olması durumlarından biri olup olmadığı hususları sorularak, sayacın mevcut olmadığının veya müdahale edilmiş şekilde olmasının tespiti halinde sanığın karşılıksız yararlanma kastının bulunduğunun sabit olacağı, sayacın mevcut olması hâlinde ise, keşif esnasında tespit edilen kurulu gücün mevcut ise getirtilerek eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın olup olmadığı, tüketimin doğru şekilde sayaçtan geçip geçmediği hususları bilirkişi raporuyla belirlenip, sanığın sayaca müdahale edip etmediği ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği, karşılıksız yararlanma kastının bulunmaması hâlinde sanığın beraatine karar verilmesi, sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit edilmesi hâlinde ise;
6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma ve kovuşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması gerekirken yazılı şekilde eksik kovuşturma ile beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.