Karşılıksız yararlanma suçundan beraat kararı sonrası bozma üzerine yerel mahkemenin direnme hükmünün temyizen incelenerek ispat yükümlülüğü ve delil araştırması usulü.
Özet: Bu hukuki evrak, bir sanığın karşılıksız yararlanma suçundan beraat etmesi üzerine verilen direnme hükmünün incelenmesiyle ilgilidir; önceki bozma kararında, sanığın suça konu meskeni tahliye tarihi ile kaçak kullanımın tespit tarihi arasındaki ilişkinin, başka birinin kullanımının olup olmadığının, kaçak kullanımın sanığa atfedilmesi halinde bilirkişi marifetiyle gerçek tüketim miktarının ve kastın tespiti ile yasal tazminat bildiriminin yapılıp yapılmadığının ayrıntılı araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2025/10993 E.  ,  2026/9635 K.
"İçtihat Metni"

B O Z M A Ü Z E R İ N E D İ R E N M E

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1218 E. 2025/2004 K.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan direnme hükmünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz talebinin, sanığın kaçak kullanımın olduğu dönemde meskeni tahliye ettiğine dair bir delil bulunmadığı, sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, kaçak kullanımın olduğu dönemde meskenin kullanımının sanıkta olduğunun aşikar olduğu, yerel mahkemenin ceza kararının yasaya uygun olduğu ve istinaf kararının bozulması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosyanın incelenmesinde, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 tarih, 2020/571 E. 2021/322 K. Sayılı kararı ile sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/306 Esas, 2022/3116 Karar sayılı kararı ile "Suç tutanağının düzenlendiği 28.12.2018 tarihi itibariyle sanık ...'in daha önce kiracısı olduğu bu evde ikamet etmediği, sanığın evin icra kanalıyla tahliyesinin yapıldığı 17.12.2018 tarihinden 1 hafta önce bu yeri boşalttığı, sanığın evde oturduğu döneme ilişkin olarak kaçak elektrik kullandığına ilişkin dosyada herhangi bir tespit ve delilin de bulunmadığı, tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın üzerine atılı karşılıksız yararlanma suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı, somut ve objektif delil elde edilemediği anlaşıldığından sanığın karşılıksız yararlanma suçundan beraati yerine yazılı gerekçeye dayanılarak mahkumiyetine karar verilmesi" gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilerek, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verildiği, hükmün katılan kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.12.2024 tarihli ve 2023/18633 Esas, 2024/20599 Karar sayılı kararının 1 nolu bendinde "Sanığın abonelik olmadan sayaçlı şekilde kaçak elektrik kullanması nedeniyle 28.12.2018 tarihinde hakkında kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği, sanığın suça konu evi tahliye ettiği, tutanak tarihinde evde oturmadığı iddiası karşısında, sanığın tahliye tarihi belirlenerek gerek kolluk araştırması gerekirse ev sahibi tanık sıfatıyla dinlenerek sanık tahliye ettikten sonra evde başka bir kimsenin ikâmet edip etmediği, sanığın tahliye tarihinden tutanak tarihine kadar başka kimsenin evde ikâmet etmemesinin tespiti hâlinde kaçak kullanımın sanık tarafından yapılmış olacağı hususunda tereddüt hasıl olmayacağı, sanığın tahliyesinden sonra evde başkaca kimsenin ikâmet etmediğinin tespiti halinde ise sanığın suça konu adreste ne kadar süre oturduğu, sayacı ne zamandan beri kullandığı belirlenerek abonesiz kullanım süresine göre; mahallinde bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak, kurulu güç tespit edilip, abonesiz dönemde normal kullanıma göre tüketebileceği ortalama elektrik miktarı bilirkişiye hesaplattırılarak, tüketimin kayıtsız sayaçtan geçirilen miktarla uyumlu olup olmadığına dair bilirkişiden rapor alınıp, sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket edip etmediği belirlenerek, tüketim miktarı sayaçtan geçiyorsa sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekeceği, sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket ettiğinin sabit olduğunun tespiti hâlinde ise 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanmış ise bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması karşısında belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekli olmasına rağmen eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi" gerekçesiye hükmün bozulduğu, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verildiği anlaşılmış olup, direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 19.12.2024 tarih ve 2023/18633 E. 2024/20599 K. sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.