Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Antalya Muratpaşada Adalet Bakanlığının yargı kararına rağmen ticaret alanı olarak yeniden planlanan parselin imar planının iptalini onadı.
Özet: Antalyada belirli bir parsel için Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/5000 nazım ve 1/1000 uygulama imar planı, idarenin daha önce aynı taşınmaza getirilen ticaret alanı kullanımının hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği kesinleşmiş yargı kararının gereklerini yerine getirmemesi ve Adalet Bakanlığının yeni yargı birimleri için bölgedeki mevcut binaların yetersiz kalması nedeniyle taşınmaza olan devam eden ihtiyacını dikkate almaksızın, anayasal zorunluluğa aykırı şekilde yeniden ticaret alanı kullanım kararı getirmesi gerekçesiyle iptal edilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2025/558Karar No : 2025/1083 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ...2-... BaşkanlığıVEKİLİ: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) :... Odası (... Şubesi)VEKİLİ: Av. ...İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 07/01/2025 tarih ve E:2024/1064, K:2025/61 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 17/11/2023 tarih ve 7809 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 07/01/2025 tarih ve E:2024/1064, K:2025/61 sayılı kararıyla; Taşınmaza ilişkin daha önce onaylanan ve dava konusu imar planları ile aynı kullanım kararı (ticaret alanı) getiren imar planlarına karşı açılan davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilen Dairelerinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2016 tarih ve E:2016/1957, K:2016/2316 sayılı kararı ile onandığı,Dairelerinin... tarih ve E:... sayılı ara kararı ile uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için gerekli görüldüğünden, dava dışı Adalet Bakanlığından; Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin bitişiğinde yer alan mülkiyeti Hazine'ye ait uyuşmazlık konusu taşınmaza Bakanlığın ihtiyacı olup olmadığının sorulması üzerine, Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının 11/06/2024 tarihinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden gönderdiği cevabi yazısında özetle; Hakimler ve Savcılar Kurulunun hakim atamasıyla Antalya ilinde kurulan yeni mahkemelerin faaliyete başlayacağı, bugün itibarıyla bile ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalan mevcut binaların, kurulan yeni yargı birimlerinin faaliyete geçmesiyle tamamen yetersiz hale geleceği, Antalya ilindeki yargı birimlerinin ek bina ihtiyacının karşılanması, kurumsal bütünlüğün bozulmaması ve kamu yararı amacıyla uyuşmazlık konusu taşınmazın Bakanlık kullanımına tahsisi için Hazine'ye devri hususunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığından birçok kez talepte bulunulduğu, ancak bu konuda herhangi bir gelişme sağlanamadığı, uyuşmazlık konusu taşınmaza, Bakanlıkça ihtiyaç bulunduğunun belirtildiği,Dava konusu imar planlarına ait plan açıklama raporunda; ''...çevredeki mevcut yapılaşmaya dikkat edilerek imar bütünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır. Planlama alanının güney kısmı, Antalya Adalet Sarayının burada yer almasından dolayı resmi kurum alanı (adliye) olarak planlanmıştır. Planlama alanının kuzey kısmı bulunduğu konum ve çevresinde ihtiyacı karşılayacak herhangi bir alışveriş merkezinin bulunmaması nedeniyle ''ticaret alanı'' olarak planlanmıştır. Ticaret alanı ve resmi kurum arasında 10 metrelik yaya yolu ayrılmıştır.'' açıklamalarına yer verildiği (anılan ifade, daha önce onaylanan planlara ilişkin bir gerekçe olup, dava konusu işlemin gerekçesi değil ise de, Daire kararında sehven yer verilmiştir.),Dava konusu imar planlarına ait plan açıklama raporu, Dairelerince verilen ara kararına Adalet Bakanlığınca verilen cevabi yazı ile dosyada yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, iptal kararından sonra, Adalet Bakanlığının uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin ihtiyaç durumunda (ihtiyacının devam ettiği) ve bölgedeki taşınmazların durumunda herhangi bir değişiklik olmadığının anlaşıldığı,Bu durumda, Anayasa'nın 138. ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca, idarenin yargı kararının gereğini yerine getirmesi bir zorunluluk olup, davalı idarece, yargı kararının gerekçeleri göz önünde bulundurulmadan ve Adalet Bakanlığının görüşü dikkate alınmadan, taşınmaza, yargı kararıyla iptaline karar verilen önceki imar planındaki ''ticaret alanı'' kullanım kararının aynı şekilde yeniden getirildiği, yalnızca bu alan için öngörülen ''E:3.00 Hmax:10 kat'' yapılaşma koşulları değiştirilerek ''E:1.00 Yençok:10 kat'' olarak belirlendiği, kesinleşmiş yargı kararının tam anlamıyla uygulanmadığı, Dairelerince verilen iptal kararında belirtilen hukuka aykırılıkların giderilmediği ve yargı kararının gereklerinin yerine getirilmediği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu imar planlarında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, planlama alanının belirli bir kısmının ticaret alanı, %60 oranında resmi kurum alanı olarak planlanmasına yönelik Özelleştirme Yüksek Kurulunun ...tarih ve .../... sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin, ticaret alanına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, taşınmazın ''ticari alan'' kullanımı getirilen kısmının plansız ve atıl durumda kalması üzerine kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi kapsamında, kamu yararının arttırılması amacıyla, ekonomik anlamda devlete ait olan arazilere değer katılmasının hedeflendiği ve bu amaçla yargı kararında belirtilen iptal gerekçeleri de göz önünde bulundurularak plan değişikliklerinin yapıldığı, söz konusu değişiklikler hazırlanırken çevre ve imar bütünlüğünün göz önünde bulundurulduğu, taşınmazın batısında Akdeniz Üniversitesinin kampüs alanı, doğusunda kamu kurumları ve konut siteleri bulunduğu, bölgede atıl kalmış çok küçük bir alana faydalı alan kullanımı verilerek mevzuata aykırı olarak yürütülen işlemlerden dolayı oluşan kamu zararının az da olsa telafi edildiği, bölgede imar planı dahilindeki tüm maliklerden %45 düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılarak oluşturulması gereken ''resmi kurum alanı'' kullanımlarının hiç faydalı alan kullanımı verilmeden hazine parsellerinden karşılandığı, eşitlik ilkesine aykırı olarak özel mülkiyete tanınan imar haklarının hazine mülkiyetindeki kamu arazilerine tanınmadığı, taşınmaz için önceki imar planlarında belirlenen yapılaşma koşulları üçte biri oranında azaltılarak hem bölgedeki kamu görevlilerine hem de konut sitelerine hizmet edebilecek ''ticaret alanı'' kullanımı önerildiği, taşınmazın hem ana güzergahlara hem de ara yollara cephesi bulunduğundan imar planları ile getirilen kullanım kararının bölgeye trafik yönünden olumsuz bir etkisinin olmayacağı, plan notları ile ticaret alanında doğacak otopark ihtiyacının parsel içerisinde karşılanacağı hüküm altına alınarak yargı kararlarının yerine getirildiği, taşınmazın üzerinde bugüne kadar bir tesis yapılmadığı, kamu kurum alanı olmadığı, atıl kalan bu alanın kente ve bölgede yaşayan nüfusa kazandırılmasının hedeflendiği, dava konusu imar planlarının planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ :Anayasa'nın 138. ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddeleri uyarınca; idarelerin, yargı kararının gereğini yerine getirmesi zorunluluk olup, yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen işlemler ise, yeni bir idari işlem niteliğinde olduğundan, hem önceki yargı kararına hem de hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edilip edilmediklerinin yargılamada birlikte gözetilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava dosyasına sunulan "imar planı açıklama raporu"nda, taşınmazın resmi kurum ve konut kullanımlarıyla çevrelendiği, bölgesel ihtiyaçlar ile çevre imar bütünlüğü, fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/5497 sayılı kararı dikkate alınarak "ticaret alanı" olarak planlandığı, Otopark Yönetmeliği'ne uygun olacak şekilde, otopark ihtiyacının parsel içerisinde düzenleneceği, diğer yandan, mevzuata uygun olarak, dava konusu imar planlarına ait "sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu"nun hazırlandığı, bu raporda, dava konusu planlama alanının 500 metre yarıçaplı çevresinde yer alan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının hava fotoğrafı üzerinde işaretlenerek, alandaki okullar, cami, sağlık alanı, spor tesisi, sosyal tesis alanı ve park alanlarının gösterildiği, ayrıca taşınmaz özelinde, alana ek nüfus getirilmediği, kalıcı nüfusa neden olmayan planlar açısından sosyal ve kentsel donatı ihtiyacı bulunmadığı, alanın 100 metrelik ve 32 metrelik iki yoldan cephe aldığı, otopark ihtiyacı yapı adası içinde karşılanacağından araç sirkülasyonunun olumsuz etkilenmeyeceği yönündeki analizlerin yanı sıra, rapor ekinde teknik altyapıya ilişkin kurum görüşlerine yer verildiği görüldüğünden, önceki yargı kararında, plan değişikliklerinin imar mevzuatına aykırı olduğu yönündeki gerekçenin, dava konusu işlem ile yerine getirilerek şehircilik ilkeleri ile planlama esasları açısından mevzuata uygun şekilde imar planlarının onaylandığı sonucuna varılmıştır.Adalet Bakanlığının taşınmaza olan ihtiyacı yönünden ise, gelinen aşamada, kurumlar arası koordinasyonun halen sağlanamadığı, 4046 sayılı Kanun'un amacı ile birlikte, taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin işleme dava açılmadığı gibi anılan işlemin idarece de geri alınmadığı hususları dikkate alındığında, belirtilen kapsamda bulunan taşınmazın, bir kamu kurumundan başka bir kamu kurumuna devredilmesi sonucunu doğuracak nitelikte yargı kararı verilmesi, 4046 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık teşkil edeceğinden dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ...'in, davacı Oda'nın dava konusu planların iptalini istemede hukuki menfaatlerinin bulunmadığı yolundaki usule ilişkin oyuna karşılık, bakılan uyuşmazlıkta davacının dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 07/01/2025 tarih ve E:2024/1064, K:2025/61 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 21/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava, Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 17/11/2023 tarih ve 7809 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü yer almaktadır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü yer almaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Plan raporu" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır.(2) Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir.(3) Planların araştırma aşamasında yapılan çalışmalarda elde edilen bilgi, belge ve sonuçlar ayrı raporlar halinde sunulabilir.(4) Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur. ..." hükmüne,"İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne, yedinci fıkrasında da, "Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." kuralına yer verilmiştir.Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisinde olup, bu yetkinin kullanımında planlama usul ve esasları yönünden Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ayrıksı bir yetki tanınmamıştır. Başka bir deyişle, adı geçen idare yönünden de imar mevzuatı ile belirlenen planlama usul ve esaslarına uyma zorunluluğu bulunmakta olup, özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle, her ölçekteki imar planı ve değişikliğini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte ve imar mevzuatına uygun olarak yapılması gerektiği açık olup, plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu, diğer yandan, yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla, ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun ve analizinin de hazırlanması/hazırlattırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra planlamaya tabi tutulan taşınmazlara bakıldığında, bunların temel özelliğinin birbirinden farklı bölgelerde yer alan ve sınırlı sayıdaki parselleri içeren taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların bazen özelleştirme uygulamaları gereği tek başına satışa ya da devre konu edildikleri ve bu durumun bir sonucu olarak planlamanın da zorunlu olarak bu sınırlı sayıdaki taşınmaza yönelik olarak bazen parsel bazında gerçekleştirildiği görülmektedir.Parsel bazında gerçekleştirilen plan değişikliklerinin yargısal denetimi yapılırken, 3194 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin yanı sıra, 4046 sayılı Kanun'da gösterilen amaç ve planlamaya konu taşınmazların bu şekilde özelleştirilmesi ya da değerlendirilmesi yolundaki özelleştirme uygulamasına ilişkin gereklilik ve zorunluluğun da göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta, daha önce verilen yargı kararına dayalı olarak, özelleştirme kapsamında yer alan dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliğine gidildiğinden, yapılan plan değişikliğinin yargısal denetiminde, yargı kararı ile, planlama ilkeleri açısından yukarıda belirtilen hususlar birlikte dikkate alınmalıdır. Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti daha önce Karayolları Genel Müdürlüğüne ait olan Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parselin (26.554,00 m²) ifrazı ile oluşan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın; 20/10/2003 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında ''kısmen karayolları tesis alanı, kısmen adliye alanı'', 15/02/2008 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planında ''kamu kurum alanları'' kullanımlarına ayrıldığı,... tarih ve ... sayılı karar ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, daha sonra, Özelleştirme Yüksek Kurulunun... tarih ve .../... sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen "alt merkezler" kısmen ''kamu kurum alanı (adliye)'', 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ''kısmen ticaret alanı E:3.00 Hmax:10 kat (8.980,92 m²), kısmen resmi kurum alanı (adliye) (16.229,89 m²), kısmen 10 metre enkesitli yol (1.343,19 m²) olarak planlandığı, söz konusu imar planlarının ''ticaret alanı'' olarak planlanan kısmına yönelik açılan dava neticesinde, dava konusu işlemlerin iptali yolunda Danıştay Altıncı Dairesince verilen E:2013/824, K:2015/5497 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2016 tarih ve E:2016/1957, K:2016/2316 sayılı kararı ile onandığı görülmektedir.Anılan yargı kararı irdelendiğinde, iki gerekçesinin bulunduğu, ilk gerekçenin, plan değişikliklerinin planlama tekniklerine, şehircilik ilkelerine ve imar mevzuatına aykırı olduğuna (imar planlarının bütünlüğünün bozulduğu, diğer kentsel arazi kullanım kararları ile ilişkilerin dikkate alınmadığı, ulaşım kararları üzerindeki etkilerin etüt edilmediği, ilgili kurum görüşlerinin dikkate alınmadığı), diğer gerekçenin, Antalya Adliye Sarayının yanında yer alan taşınmaza, Adliye tarafından ihtiyaç duyulmasına rağmen, bu işlevi yerine getirmek üzere resmî kurum alanı olarak kamusal kullanıma ayrılmış bir taşınmazın, belirli bir kısmının ticaret alanına dönüştürülmesinde kamu yararı bulunmadığına dayandığı anlaşılmaktadır.Yukarıda bahsedilen yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen 17/11/2023 tarihli dava konusu işlem ile, ... parsele ilişkin olarak onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile taşınmazın önceki imar planında ''ticaret alanı'' olarak planlanan kısmı, E:1.00 Yençok:10 kat yapılaşma koşullarında ''ticaret alanı'' olarak planlanmış olup, dava konusu işlemden önce, uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan alanda 09/10/2017 tarihinde onaylanan Antalya-Burdur Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında parsel ''kentsel yerleşik alan'', 10/10/2022 tarihinde onaylanan Antalya 1/25.000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planında da ''mevcut konut alanı-yüksek yoğunluklu (301-600 ki/ha)'' kullanımlarına isabet etmektedir.Anayasa'nın 138. ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddeleri uyarınca; idarelerin, yargı kararının gereğini yerine getirmesi zorunluluk olup, yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen işlemler ise, yeni birer idari işlem niteliğinde olduğundan, hem önceki yargı kararına hem de hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edilip edilmediklerinin yargılamada birlikte gözetilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde; dava dosyasına sunulan "imar planı açıklama raporu"nda, taşınmazın resmi kurum ve konut kullanımlarıyla çevrelendiği, bölgesel ihtiyaçlar ile çevre imar bütünlüğü, fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/5497 sayılı kararı dikkate alınarak "ticaret alanı" olarak planlandığı, Otopark Yönetmeliği'ne uygun olacak şekilde, otopark ihtiyacının parsel içerisinde düzenleneceği, diğer yandan, mevzuata uygun olarak, dava konusu imar planlarına ait "sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu"nun hazırlandığı, bu raporda, dava konusu planlama alanının 500 metre yarıçaplı çevresinde yer alan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının hava fotoğrafı üzerinde işaretlenerek, alandaki okullar, cami, sağlık alanı, spor tesisi, sosyal tesis alanı ve park alanlarının gösterildiği, ayrıca taşınmaz özelinde, alana ek nüfus getirilmediği, kalıcı nüfusa neden olmayan planlar açısından sosyal ve kentsel donatı ihtiyacı bulunmadığı, alanın 100 metrelik ve 32 metrelik iki yoldan cephe aldığı, otopark ihtiyacı yapı adası içinde karşılanacağından araç sirkülasyonunun olumsuz etkilenmeyeceği yönündeki analizlerin yanı sıra, rapor ekinde teknik altyapıya ilişkin kurum görüşlerine yer verildiği görüldüğünden, önceki yargı kararında, plan değişikliklerinin imar mevzuatına aykırı olduğu yönündeki gerekçenin, dava konusu işlem ile yerine getirilerek şehircilik ilkeleri ile planlama esasları açısından mevzuata uygun şekilde imar planlarının onaylandığı sonucuna varılmıştır.Adalet Bakanlığının taşınmaza olan ihtiyacı yönünden ise, gelinen aşamada, kurumlar arası koordinasyonun halen sağlanamadığı, 4046 sayılı Kanun'un amacı ile birlikte, taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin işleme dava açılmadığı gibi anılan işlemin idarece de geri alınmadığı hususları dikkate alındığında, belirtilen kapsamda bulunan taşınmazın, bir kamu kurumundan başka bir kamu kurumuna devredilmesi sonucunu doğuracak nitelikte yargı kararı verilmesi, 4046 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık teşkil edeceğinden dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.