İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, menfi tespit davasında icra takibini durdurmaya yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi istinafını esastan değerlendirerek reddetti.
Özet: Davacılar tarafından, ticari ilişkiden ve inanç sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında, davalıların gerçek bir alacağı olmadığını ve güvenilir kişi sıfatıyla hareket ettiklerini iddia ederek icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin, ilk derece mahkemesince sunulan belgelerin yaklaşık ispat koşulunu karşılamadığı ve aynı gerekçelerle daha önceki benzer taleplerin istinaf sonucunda kesin olarak reddedildiği belirtilerek reddedilmesi üzerine, davalı beyanlarının çelişkili olduğu ve ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yapılan istinaf başvurusunun, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında incelendiği bir hukuki evraktır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1670
KARAR NO : 2026/1649
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 25/06/2026
NUMARASI : 2026/692 Esas (Derdest)
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)|Menfi Tespit(İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili 24/06/2026 tarihli duruşmada; asıl ve birleşen dava davacıları ... ve ... vekili tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Asıl dosyada davacılar vekilleri bir kısım belgeler mahkemeye sunarak geçen zaman içerisinde koşulların değiştiği bu nedenle ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olup, İİK 72/3 maddesi kapsamında icra takibinin durdurulması yönünde istemine ilişkindir. İcra iflas kanunun 72/3 maddesi icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasının ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15 aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. İhtiyati tedbirin koşulları bakımından icra iflas kanunda düzenleme bulunmadığından, HMK 389 ve devamı maddeleri uygulanır, ve bu maddelerin uygulanabilmesi için yaklaşık ispat koşulunun olması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta asıl davada davacı vekilleri tarafından dosyaya sunulan belgeler yaklaşık ispata ilişkin olmayıp hukuki mütalaada mahkemeleri bağlayıcı nitelikte bulunmadığından, mahkememizin 06/11/2025 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin talebin reddine ilişkin kararın İstanbul BAM 43. HD 30/12/2025 tarihli kararı ile İstinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiği, aradan geçen zamanda mevcut durumuna değiştiren ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiren somut delillerin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla, asıl dava davacı vekillerinin ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...’nun isticvap beyanlarının, davanın dayanağını oluşturan maddi vakıaları ve davalıların güvenilir kişi sıfatıyla hareket ettiği hukuki ilişkiyi ortaya koyduğunu, davalının temlik bedelinin kaynağına ilişkin beyanlarının soyut ve çelişkili olduğunu, davalının 2012 yılında temlik aldığını kabul etmesine rağmen yıllarca takip başlatmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı ve huzurdaki davanın haklılığının göstergesi olduğunu, davalı ...'nun isticvap beyanlarının resmî belgelerle açıkça çeliştiğini, davalı ...'nun isticvap beyanlarının, davacı şirketin gerçek konumu ile çelişkili olduğunu, dava konusu milyonlarca liralık işlemleri kendi adına ve hesabına gerçekleştirebilecek mali ve ticari yeterliliğe sahip olmadığını gösterdiğini, davalı tarafın daha öncesinde gerçekleştirilen inançlı işlemleri hatırlamadığını söyleyerek dosya kapsamındaki delillere ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, önceki beyanlar ve dosya kapsamındaki somut olguların, ihtiyati tedbir şartlarının tümüyle gerçekleştiğini ortaya koyduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Asıl ve birleşen menfi tespit davalarında talep; İİK'nın 72/3. Maddesi kapsamında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesidir.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
İhtiyati tedbir isteyenler; davalı tarafın güvenilir kişi belirlenmesi nedeniyle yapılan bir takım işlemler ile, gerçekte kredi borcunun davalı tarafça ödenmemesine rağmen onların aracılığıyla ödenmesi nedeniyle alacağın temliğinin davalılar adına yapıldığını ve davalı tarafın icra dosyalarında gerçek bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle açılan menfi tespit davasında icra takiplerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; değişik tarihlerde aynı gerekçe ile talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararların istinaf incelemesi dairemizce yapılmış ve istinaf taleplerinin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı taraf 24/06/2026 tarihli duruşmada tedbir talebini yenilemiş ilk derece mahkemesince de talebin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.
Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.
Somut uyuşmazlıkta: ihtiyati tedbir kararının reddine dair önceki ara kararı ve bu kararın istinafı üzerine dairemizce verilen red kararından sonra dosyaya davalı ...'nun davacıların aleyhine isticvap beyanından başka giren bir delil mevcut olmayıp yargılamanın geldiği aşama itibarı ile davacı haklılığının yaklaşık olarak ispatı ölçüsünde delil bulunmadığından ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davacıların yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026