Karşılıksız yararlanma suçunda, sayaçtan geçen suyun usulsüz kullanımından beraat kararının bozulması üzerine kurulan direnme hükmünün temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan verilen beraat kararının, yüksek mahkeme tarafından bozulmasına rağmen ilk derece mahkemesinin beraatta direnme hükmünü incelemektedir; dosyadaki önceki bozma kararında, kapalı abonelikte kesme aparatı sökülerek usulsüz su kullanıldığı tespit edilen sanığın kastının ve suçun unsurlarının tam olarak oluşup oluşmadığının, ayrıca olası kurum zararının giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının bilirkişi raporuyla belirlenmesi için detaylı araştırma yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2025/16468 E.  ,  2026/9633 K.
"İçtihat Metni"

B O Z M A Ü Z E R İ N E D İ R E N M E

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1450 E. 2025/2221 K.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan direnme hükmünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz talebinin, şebeke suyunun usulsüz bir şekilde kullanıldığının kurum personeli tarafından tespit edildiği, tahsise kapalı abonelikten kesme aparatı takılmak sureti ile su kullanımına kapatılan sayaçtaki kesme aparatı kopartılarak şebeke suyunun usulsüz bir şekilde kullanıldığı tespit edilmesi sonucunda oluşan kurum zararının giderilmediği, müvekkil kurumun zarara uğradığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosyanın incelenmesinde, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli ve 2022/1668 (E) 2023/1629 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, sanık ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 2023/4554 E. 2024/1770 K. sayılı 19.04.2024 tarihli kararı ile "Sanığın, kapama aparatı (mühür) kırarak su kullandığının 08/12/2020 tarihinde tespit olunarak hakkında karşılıksız yararlanma suçundan TCK'nın 163/3. maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, sanık hakkında düzenlenen tutanak içeriği, bilirkişi raporu ve katılan kurumun 21/07/2023 tarihli yazısı ekinde bulunan evraktan, kullanılan suyun sayaçtan geçtiği, sayaca müdahale edildiğine ya da sayaç harici tüketim yapıldığına ilişkin bir iddia ve delilin bulunmadığı anlaşıldığına göre, TCK'nın 163/3. maddesinde yazılı ve suçun oluşumu için aranan "tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi..." koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeden, sanığın karşılıksız yararlanma suçundan beraati yerine yerinde olmayan gerekçe ile mahkûmiyetine karar verilmesi" gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilerek, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, hükmün katılan kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.02.2025 tarihli ve 2024/9843 Esas, 2025/2402 Karar sayılı kararı ile "sanığın tahsise kapalı abonelikte su kullanımı nedeniyle sayaçlı şekilde kaçak su kullandığının 08.12.2020 tarihli tutanakla tespit edilmesi karşısında, sanığın suça konu yerde kaçak su kullandığı süre tespit edilip, bu süreye göre, sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın olup olmadığı bilirkişi raporuyla belirlenip, sanığın sayaca müdahale edip etmediği ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastı bulunup bulunmadığı tespit edilerek kullanılan suyun sayaçtan geçtiği, sayaca müdahale olmadığı ve tüketimin ihtilafsız dönemlerle ve kurulu güçle uyumlu olması durumunda sanığın karşılıksız yararlanma kastı bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerekeceği; Sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit edilmesi hâlinde ise; 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturmayla yazılı şekilde beraat kararı verilmesi," gerekçeleriyle hükmün bozulduğu, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verildiği anlaşılmış olup, direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 13.02.2025 tarihli ve 2024/9843 E. 2025/2402 K. sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.