Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü üyeliği mahkumiyetinde hatalı ceza tayini ve suç tarihi tespiti nedeniyle bozma kararı verdi.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararını onayan bölge adliye mahkemesi hükmü, yargılama sürecinin usulüne uygun ve delillerin hukuka uygun olduğu tespit edilmesine rağmen, cezanın alt sınırdan uzaklaşarak bireyselleştirilmesinde yetersiz gerekçe gösterilmesi ve temadi eden suç niteliğindeki fiilin başlangıç tarihinin sanığın yakalandığı 04.12.2020 yerine hatalı olarak "2016" şeklinde belirtilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunarak bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1065 E., 2022/849 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2020/337 E., 2021/186 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinafbaşvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkumiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;1. Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,2. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olduğundan ve sanığın yakalanması ile temadi kesileceğinden, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi gerekçeli karar başlıklarının suç tarihinin, sanığın yakalandığı tarih olan "04.12.2020" yerine “2016” olarak gösterilmesiKanuna aykırı; sanık müdafiinin temyiz talebi bu itibarlarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.