Yargıtay, suça sürüklenen çocuğun suç eşyası kabulünden hırsızlığa dönüşen eyleminde dava zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi.
Özet: Suça sürüklenen çocuğun, ekonomik değeri yüksek bir aracı kimlik bilgilerini bilmediği bir kişiden aldığını iddia etmesine rağmen somut bilgi vermemesi ve sabıkalı geçmişi nedeniyle eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi değil, hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay içtihadı uyarınca yapılan incelemede, hırsızlık suçu için öngörülen on yıllık dava zamanaşımı süresinin mahkumiyet tarihinden itibaren dolmuş olması sebebiyle asliye ceza mahkemesinin mahkumiyet hükmü bozulmuş ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/523 E. 2016/266 K.SUÇASÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi( suç vasfı değişikliği sebebiyle hırsızlık) HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.12.2017 tarihli, 2017/58 Esas ve 2017/518 Karar sayılı ve 03.06.2014 tarih, 2013/13-203 Esas ve 2014/308 Karar sayılı kararında;“Suç tarihinde ekonomik değeri yüksek olan bir aracı kimlik bilgilerini ve açık adresini bilmediği arkadaşı "Gövde Mustafa" lakaplı Müslüm isimli kişiden emanet aldığını söylemesi, aşamalarda aracı emanet aldığı bu kişinin ismini kısmen değiştirerek ifade etmesi, soruşturma ve kovuşturma makamlarının ısrarına rağmen aracı emanet aldığını iddia ettiği kişiye ait kimlik ve adres bilgileri vermekten kaçınması ve sabıkalı geçmişi de dikkate alındığında hırsızlık suçlamasıyla muhatap olan sanığın sadece hayali bir isim zikretmekle suçlamadan kurtulmayacağını bilecek yaşam ve adli tecrübeye sahip olması ve gerçekte var olan bir kişiden aracı emanet alması durumunda suçlamadan kurtulmaya yönelik olarak aracı emanet aldığını söylediği kişinin bulunması için daha etkin bir çaba göstermesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu değil, hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki açıklamalar ışığında, suça sürüklenen çocuğun eyleminin hırsızlık olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK'nın 142/2-h, 31/3. maddelerinde belirtilen hırsızlık suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 10 yıllık dava zamanaşımının, 02.03.2016 tarihli mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlendiğinden, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle değişik gerekçeyle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.