Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyetin onanmasına oy çokluğuyla karar verirken, muhalefet şerhi örgütsel faaliyet delili ve organik bağ eksikliği ile çifte cezalandırma endişesini belirtti.
Özet: Yüksek Mahkeme, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının temyiz incelemesi sonucunda, yargılama süreçlerindeki usul ve delil toplama işlemlerinin hukuka uygunluğu, iddia ve savunmaların yeterli şekilde değerlendirilmesi ve eylemlerin suç tipine uyduğu gerekçesiyle oy çokluğuyla onanmasına hükmetmiştir; buna karşın muhalif üye, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına ve süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk arz eden örgütsel faaliyetlerde bulunduğuna dair kesin ve yeterli delil ikame edilemediği görüşüyle karara şerh düşmüştür.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/431 E., 2022/446 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/44 E., 2020/28 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.MUHALEFET ŞERHİ Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).Bu açıklamalar ışığında dosya muhtevası ve tanık beyanları nazara alındığında silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına organik bağla katılarak süreklilik çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamayan, örgütsel içeriği kanıtlanamayan toplantılara katılan sanık hakkında 26.06.2020 tarihli iddianameye dayalı olarak görülen Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2023 tarih ve 2021/217 E. - 2023/38 K. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ikinci defa cezalandırılmasına karar verildiği, bu dosyanın dairemizin 2024/19625 esasına kayıtlı olarak tevziye hazır olarak beklediği, mevcut dosyadaki delil durumununda yukarıda izah edildiği üzere mahkumiyete yeter nitelikte olmadığı anlaşılmakla, mükerrer yargılama ve cezalandırılmanın önlenilmesi amacıyla anılan dosya ile mevcut dosyanın ilk derece mahkemesinde birleştirilip incelenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi amacıyla bozma kararı verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı olduğu düşüncesiyle onama doğrultusundaki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.