Hırsızlık suçundan mahkumiyetin hukuka aykırı delil, eksik tahkikat ve TCK 53ün hatalı uygulanması nedeniyle Yargıtay tarafından incelenen istinaf bozması.
Özet: Yüksek Mahkeme, hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden bölge adliye mahkemesi kararını incelemiş ve bu kararda, önemli bir bilirkişi raporunun duruşmada usulüne uygun okunmaması, şikayetçinin kovuşturma aşamasında dinlenmeden veya beyanı doğru şekilde ikame edilmeden eksik tahkikatla hüküm kurulması ile sanık hakkında uygulanan Türk Ceza Kanununun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının Anayasa Mahkemesi kararları ve ilgili fıkralara uygun olarak düzenlenmemesi gibi ciddi hukuka aykırılıklar bulunduğunu tespit etmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/3061 E., 2023/3812 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin; '' Verilen cezanın haksız ve yersiz olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, cezanın bozulup beraatine karar verilmesi gerektiğine '' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/185 Esas, 2021/421 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08/03/2022 tarihli ve 2021/27 83... /638 Karar sayılı kararıyla ''1-............okunmadığı tespit olunan raporun ismi ve tarihi açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan "Bilirkişi raporu, mahkeme kararları, teşhis ettiğine dair ifade tutanağı, muhafaza altına alma tutanağı araştırma ve cd izleme tutanağı ve tutanaklar okundu" biçimindeki duruşma zaptına geçmiş ifadelerin ilk derece mahkemesince karar yerindeki hükme esas alınan mezkur raporun okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK.nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada ikame edilmediği gibi savunma hakkı elde edilerek elde edilmiş deliller oldukları, buna rağmen işbu delillerin hükme esas alınmış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK.nın 289/1-i maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği bu durumunda CMK.nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu,2-İşbu kamu davası dosyasında,Sanığın savunması, şikayetçinin soruşturma evresindeki anlatımı, kovuşturma evresinde aldırılan bilirkişi raporları, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan olay yakalama, cd izleme ve muhafaza altına alma tutanağı, soruşturma evresinde tanzim olunan araştırma ve cd izleme tutanığı içeriğinden sanığın atılı suçu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesine işaret eden deliller elde edilmiş ise de, Ceza muhakemesinde subut değerlendirmesi toplanması mümkün ve muhtemel tüm delillerin toplanmasından sonra yapılması hususundaki hukuki lüzum gözetilerek,soruşturma evresinde beyanı alınan şikayetçinin kovuşturma evresinde dinlenmeden ve tüm adreslerinden ve cep telefonlarından aramalara rağmen bulunamaması halinde soruşturma evresindeki beyanın kovuşturmada okunmak ve kovuşturmaya böylece ikame edildikten sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi hüküm kurulmuş olması, 3-)İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kanuni sonucu olarak TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak TCK.nın 53/1-b fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile "b" fıkrasındaki bazı hak ve ehliyetlerin kısıtlanması açısından kısmen iptal edildiği gözetilmeden,Ve;TCK.nın 53/1-(c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA karar verilmesi gerektiği gözetilmeden;Hükmün;"Sanığın; Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı gözetilerek TCK.nın 53/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hak ve yetkilerden TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,"şeklinde kurulmak yerine; karar yerindeki gibi kurulmuş olması hususları hukuka aykırı hususlar olarak tesbit edilmiş olup hüküm bu yönlerden'' gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesinin kararında gerekçe olarak gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 Esas, 2011/149 Karar sayılı kararında da hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmamasının sanığın savunma hakkının ihlâl edilmesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, nitekim hükme esas alınan delillerin duruşmada açıkça okunmamasının delilleri hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil hâline getirmeyeceği, esasen sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik olan bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun’un 289/1-(i) maddesi kapsamında değil, 289/1-(h) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.03.2022 tarihli ve 2021/27 83... /638 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2023 tarihli ve 2022/234 Esas, 2023/29 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.