Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, ticari alım satım kaynaklı menfi tespit davasında, borç ödemeleri, hukuki yarar ve çelişkili bilirkişi raporlarına ilişkin istinaf incelemesini ele alıyor.
Özet: Davacının, davalı tarafından başlatılan icra takibine konu ticari fatura borcunun büyük bir kısmını ödediği iddiasıyla, borçlu olmadığının tespiti için açtığı menfi tespit davasında; ilk derece mahkemesi, davacının dava tarihinde hala borçlu olması ve icra dosyasının daha sonra ödenerek kapanması sebebiyle hukuki yarar yokluğundan davayı reddetmiş, davacı ise kararı maddi hata, eksik inceleme ve çelişkili bilirkişi raporları gerekçesiyle istinaf etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:23/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:24/09/2025
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Alım Satım)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:23/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalı ile aralarındaki ticari ilişki sebebi ile 612.804,00 TL tutarında faturalar tanzim ettiğini, bu faturaların 300.000,00 TL'lik kısmının davalının icra dairesine müracaatı öncesi (25.05.2023) müvekkili tarafından ödendiğini, davalı tarafından Kumluca İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayalı genel haciz yolu ile 25.05.2023 tarihinde 612.804,00 TL icra takibine geçildiğini, müvekkilinin icra ödeme emrinin düzenlendiği tarih olan 25.05.2023-03.08.2023 tarihleri arasında 250.000,00TL kısmını alacaklının banka hesabına ödemeler yaptığını, müvekkilinin takibe konu alacağın 610.000,00 TL'lik kısmını zaten ödediğini, fakat davalı tarafın borç ödenmesine rağmen yeniden ödenen parayı icra yolu ile tahsil yoluna gittiğini, başlatılan Kumluca İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki alacağa itiraz ettiğini ve bahsi geçen takip dosyasında davalı tarafa ödemesi gereken herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle takip dayanağı faturalardan kaynaklı olarak davalıya 610.000,00 TL'lik borcunun bulunmadığının tespitini, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacı aleyhinde 14/03/2023 tanzim tarihli ... Nolu 20.770 TL bedelli, 19/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU 22.780 TL bedelli, 20/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU 101.615 TL bedelli, 15/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU 13.030 TL bedelli, 25/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU25.844 TL bedelli, 28/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU 28.860 TL bedelli, 29/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU37.650 TL bedelli, 27/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU96.620 TL bedelli, 01/04/2023 tanzim tarihli ... 16.910 TL bedelli, 30/03/2023 tanzim tarihli ... NOLU 24.300 TL bedelli, 03/04/2023 tanzim tarihli ... NOLU 75.925 TL bedelli, 06/04/2023 tanzim tarihli ... NOLU8.280 TL bedelli, 08/04/2023 tanzim tarihli ... NOLU 11.000 TL bedelli, 04/04/2023 tanzim tarihli ... NOLU56.720 TL bedelli, 12/04/2023 tanzim tarihli ... NOLU 24.495 TL bedelli, 13/04/2023 tanzim tarihli ... NOLU 8.910 TL bedelli, 10/04/2023 tanzim tarihli ... 36.095 TL bedelli faturalara istinaden toplamda 612.804,00 TL bedelli Kumluca İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, davacının sunduğu faturalarda ödendiğine istinaden hiçbir ibarenin bulunmadığını, müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, aradaki uyuşmazlığın giderilmesi için ticari defterlerin incelenmesi gerektiğini, icra takibinin açıldığı tarih göz önünde bulundurularak yapılan ödemelerin takip tarihinden sonra olduğunu, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davalı tarafından toplam 612.804,00 TL meblağ üzerinden davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiği, takip sonrası davacı tarafından davalıya kısmi ödemeler yapıldığı, davalı vekilinin ise dava açıldıktan sonra 10.10.2023 tarihinde yazılı beyanıyla toplam 345.000,00 TL tutarında ödemeyi icra dosyasına bildirdiği, yargılama sırasında alınan ve HMK 222/3.maddesi gereğince benimsenen bilirkişi raporuna göre bu ödemelerin mahsubu neticesinde davacının davalıya 501.589,10 TL borçlu olduğunun saptandığı, takip dosyası kapak hesabına göre davacının dava tarihinde davalıya 436.614,66 TL borcunun bulunduğu, takip dosyasının ise 29/01/2024 tarihinde dosya borcunun ödenmiş olması sebebiyle infazen kapatılmasına karar verildiği, buna göre davacının kısmi ödemelerinin davalı tarafından icra dosyasına bildirildiği ve borcundan mahsup edilmesine rağmen dava tarihi itibariyle halen davalıya borçlu bulunan davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılarak, ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince dosya kapsamı ve icra dosyası kayıtları eksik incelenerek, özellikle davacı ticari defterleri hiç incelenmeden hüküm kurulduğunu, icra dosyasındaki resmî kapak hesabı, tahsilat bildirimleri ve bilirkişi ek raporundaki rakamlara rağmen borç miktarının maddi hataya dayalı biçimde yanlış hesaplandığını, bilirkişi kök raporu ile ek raporun birbiriyle çelişkili olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden ve yeni bir rapor alınmadan hükme esas alındığını, bilirkişi raporlarının hazırlanması ve değerlendirilmesi sürecinde HMK hükümlerine aykırılık bulunduğunu, raporların tek taraflı, eksik ve yetersiz olmasına rağmen mahkemece benimsendiğini, icra dosyasında davalı vekilinin kabul ettiği 345.000,00 TL tahsilat ve icra dosyası kapak hesabında görülen toplam 765.540,47 TL ödeme ile 14.578,05 TL iade alacağı bilgileri yok sayılarak borcun tamamen ödendiği ve hatta davacı lehine iade doğduğu sabit olduğu halde "hukuki yarar yokluğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek hukuki yarar kavramının hatalı uygulandığını, ayrıca takip dayanağı icra dosyasında ödeme emrinin Tebligat Kanunu madde 35'e açıkça aykırı tebliğ edilmesine ilişkin usulsüz tebligat itirazlarının mahkemece hiç tartışılmadığını ve göz ardı edildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ticari satım sebebiyle düzenlenen fatura alacaklarının tahsili için başlatılan ilamsız takipten dolayı takip öncesi ve sonrası yapılan ödemelere dayanılarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı; icra takibine konu borcun, gerek takipten önce gerekse takipten sonra yaptığı ödemelerle büyük ölçüde ödendiğini, dava tarihi itibarıyla toplam 610.000 TL ödeme yaptığını ileri sürmüş, buna ilişkin olarak 19 adet ödeme dekontunu sunmuştur.
Mahkemece; bankalardan ödeme dekontları getirtilmiş, tarafların 2023 yılı BA–BS formları celp edilmiş ve ticari defter incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davacıya usulüne uygun ihtarat yapılmış; davacı, defterlerini elektronik ortamda tuttuğunu ve bilirkişi talep ederse mail yoluyla ibraz edebileceğini bildirmiş, sunulan raporda sadece davalı defterleri incelenmiş, davacıya ulaşılamadığından davacının defterlerinin incelenemediği belirtilmiş, davacının rapora itiraz etmesi üzerine alınan ek raporda da aynı hususun vurgulandığı görülmüştür. Davacı tarafın defterleri bilirkişi incelemesine sunamamasının gerekçesi olarak ileri sürülen haklı bir mazeret bulunmadığından davacının bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Bilirkişi; davalı defterlerinde tüm cari hesabı incelemiş, bu cari hesapta takibe konu 17 faturanın kayıtlı olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği 19 adet ödemenin de cari hesapta yer aldığını, buna rağmen 31.12.2023 tarihi itibarıyla davacının davalıya 501.589,10 TL borçlu göründüğünü belirtmiş, ek raporda da dosyaya gönderilen dava sonrası ödemelerin de hesaba katıldığı icra kapak hesabına göre borcun tamamen ödendiğini, hatta fazla ödemenin bulunduğunu ifade etmiştir.
Dava takip öncesi ve sonrası ödemelere dayalı olarak dava tarihi itibariyle açılmış menfi tespit davası olup, takip dosyasının mevcut kabulde olan şekline göre dava tarihine kadar oluşan borç hesaplanıp, davacı ödemelerine göre gerçek borç da saptanıp aradaki fark kadar davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken dava tarihi itibariyle borcun devam ettiği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddedilmesi hatalı olmuştur ( içtihat için bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığının 21/12/2017 gün ve 2016/5022 esas 2017/8150 karar sayılı ilamı).
Takip tarihi 24.05.2023, dava tarihi ise 23.08.2023’tür. Davacının dayandığı 19 adet dekontla belgelendirilen toplam 610.000 TL ödemenin, 280.000 TL’lik kısmının takipten önce, 330.000 TL’lik kısmının ise takipten sonra ancak dava tarihinden önce yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda bilirkişinin, tüm cari hesap üzerinden değil, yalnızca takibe konu edilen 17 adet fatura ile sınırlı bir inceleme yapması gerekirken takip konusu olmayan cari hesaba göre inceleme yapması hatalıdır.
Diğer taraftan Mahkemenin hükme esas aldığı icra müdürlüğünce hazırlanan 23.08.2023 dava tarihi itibariyle yapılan kapak hesabında, davalının icra dosyasına bildirdiği on iki adet ödemenin yalnızca on bir tanesinin dikkate alındığı, 29.05.2023 tarihli 30.000 TL tutarındaki ödemenin sehven hesaba katılmadığı anlaşılmaktadır.
Sağlıklı bir değerlendirme için bilirkişinin; öncelikle takipten önce yapılan 280.000 TL’lik ödemeleri borçtan mahsup ederek takip tarihi itibarıyla borcu hesaplaması, ardından takipten sonra ancak dava tarihinden önce yapılan her bir ödeme bakımından, ödeme tarihine kadar işlemiş faizleri dikkate alarak tek tek mahsup yapması, bu suretle dava tarihi itibarıyla borç–alacak durumunu netleştirmesi, son aşamada ise, icra dosyasına göre dava tarihinde geçerli kapak hesabını esas alarak karşılaştırma yapıp dava tarihi itibariyle varsa davacının sorumlu olmadığı kısmı hesaplaması gerekmektedir.
O halde Mahkemece yapılacak iş, icra müdürlüğünden dava tarihi itibariyle yaptırılacak yeni kapak hesabının celpedilmesi , dosyanın icra hesaplamalarından anlayan bir bilirkişiye tevdi edilerek yukarıdaki paragrafta belirtilen hususlar doğrultusunda rapor alınması ile oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesidir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/09/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...