İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinden, ticari protokol kaynaklı 6.000.000 TL borç için konulan ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, taraflar arasında akdedilen sulh protokolünden kaynaklanan 6.000.000 TLlik muaccel ve teminatsız alacağın tahsili amacıyla talep edilen ihtiyati haciz kararına ilişkindir; ilk derece mahkemesi, talepçi şirketin kendi edimlerini yerine getirmesine rağmen borçlunun ödeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek borçlunun taşınır ve taşınmaz malları üzerine ihtiyati haciz konulması talebini kabul etmiş olup, bu karara yapılan itirazın reddi sonrasında borçlu tarafından sunulan istinaf başvurusu incelenmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1642 KARAR NO: 2026/1540T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 24/03/2026NUMARASI: 2026/180 2026/157DAVANIN KONUSU: İhtiyati TedbirTaraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince kabulü sonrasında ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden vekili, dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 08.01.2026 tarihli Karşılıklı İbra ve Sulh Protokolü’nün 5. maddesi ile aynı tarihli Yer ve Demirbaş Teslim Tutanağı ve İbra Protokolü’nün 8. Maddesi ile; protokollerin uygulanmasından doğacak her türlü uyuşmazlıkta münhasıran İstanbul Adliyesi Mahkemeleri ve İcra Daireleri’nin yetkili olduğunu, ... ili, ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan ... ada ... parselde kain taşınmaza ilişkin zilyetliğin devri ve borcun tasfiyesi kapsamında taraflar arasındaki sulh protokolünden kaynaklanan muaccel para borcunun tahsiline ve bu alacağın güvence altına alınmasına yönelik geçici hukuki koruma talepleri olduğunu, müvekkili şirket ... A.Ş. ile karşı taraf ... arasında ... ili, ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan ... ada ... parsel taşınmaz zilyetliğinin devri ile borcun tasfiyesine ilişkin ticari ihtilafların sulhen tasfiyesi amacıyla 08.01.2026 tarihinde Karşılıklı İbra ve Sulh Protokolü ile akabinde işbu protokole göre düzenlenen Yer ve Demirbaş Teslim Tutanağı ve İbra Protokolü akdedildiğini, söz konusu Karşılıklı İbra ve Sulh Protokolünün 3.5. maddesiyle; taşınmazın meşru zilyetliğinin, protokolün imzasından itibaren en geç iki gün içerisinde ayrıca düzenlenecek bir "Yer Teslimi ve Demirbaş Teslim Tutanağı" ile müvekkili şirket tarafından ...'e devredileceğinin kararlaştırıldığını, aynı gün protokolün imzalandığını, müvekkili şirketin taşınmazının boş, kullanılabilir vaziyette ve ekli listedeki tüm demirbaşlarla birlikte karşı tarafa teslim ettiğini, bu hususun taraflar arasında imzalanan teslim tutanağı ve ibra protokolü ile sabit olduğunu, müvekkilinin ibra beyanı ile bilgileri verilen ... adet çek hariç karşı tarafa daha önce teslim edilmiş olan çeklerin iadesi şartına bağlandığını, 28.02.2026 düzenleme tarihli, 5.000.000 TL bedelli iki adet çek yönünden; çeklerin karşı tarafça piyasada tedavüle sokulması nedeniyle özel bir mahsuplaşma yoluna gidildiğini, ... tarafından piyasada tedavüle sokulması nedeniyle iade edilemeyen ve piyasada ödeme aracı olarak kullanılan 28.02.2026 keşide tarihli, toplam 10.000.000,00 TL bedelli iki adet çekin ödemesinin, vade günü geldiğinde müvekkili şirket tarafından yapılacağı ve bu çeklerin ödenecek olması nedeniyle ...’in de 26/02/2026 tarihinde şirket hesabına 6.000.000,00 TL nakden ödeme yapacağının kesin vadeye bağlanarak kararlaştırıldığını ve taraflar arasında imza altına alındığını, bakiye 4.000.000,00 TL sının ise kullanım bedeli olarak karşı taraf uhdesinde bırakıldığını, protokolde bahsi geçen ve piyasada ödeme aracı olarak kullanılan 28.02.2026 keşide tarihli, toplam 10.000.000,00 TL bedelli iki adet çekin ödemesinin gerçekleştirildiğini, tüm mali yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, çek görüntüleri ve ödemeleri gösterir dekontların mahkemeye sunulduğu halde ... tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, .... Noterliği'nin 03.03.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek borcun ödenmesinin talep edildiğini fakat hiç bir ödeme yapılmadığını, 6.000.000,00 TL tutarındaki alacağın, 26.02.2026 tarihinde muaccel hale geldiğini, herhangi bir rehinle de temin edilmediğini, HMK'nın 389. ve devamı maddeleri uyarınca protokoller konusu ... ili, ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan ... ada ... parsel taşınmazın tapu kaydına üçüncü kişilere devir, temlik ve ayni hak tesisini engellenmesi için alacak tutarı olan 6.000.000,00 TL bedelinde öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir konulmasına, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması taleplerinin yerinde görülmemesi halinde; 6.000.000,00 TL tutarındaki muaccel alacağı güvence altına almak amacıyla, İİK m. 257 vd. uyarınca borçlu ...'in taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 24.03.2026 tarihli değişik iş kararında; "...Taraflar arasında akdedilen prokollerin mevcudiyeti, protokolde ödeme yükümlülüğünün vadeye bağlanmış olması, talep eden tarafın kendi edim yükümlülüklerini (taşınmazın teslimi ve çek ödemelerinin gerçekleştirilmesi) yerine getirdiğinin yazılı delillerle desteklenmesi karşısında, talep edenin 6.000.000,00 TL tutarındaki alacağının varlığını ve muacceliyetini yaklaşık olarak ispat ettiği sonuç ve kanaatine varıldığından..."İhtiyati tedbir talebinin reddine, ihtiyati haciz talebinin talep konusu alacak miktarı olan 6.000.000,00 TL'nin % 20'si oranında (1.200.000,00 TL) nakdi teminat veya banka teminat mektubu karşılığında kabulüne, borçlunun 6.000.000,00 TL tutarında taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İ.İ.K'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar vermiştir.Bu karara karşı, borçlu vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden/borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile ... arasında, işbu ihtiyati hacze konu otel nitelikli taşınmazın teslimine dair protokol akdedildiğini, müvekkili tarafından teslim alınan taşınmazın kontrolleri sonrasında tespite konu taşınmazın kullanıma hazır olmadığını, taraflar arasında akdedilmiş olan Protokol uyarınca taşınmazın her türlü ayıp ve eksikten ari olarak teslim edilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığını, ancak teslim esnasında da var olan bir kısım ayıpların giderilmediğini, bir kısım banyo lavabolarının ve muslukların kırık olduğunu, ahşap malzemelerin suya maruz kalması sebebi ile kabardığı, çatladığı veya kulplarının kırık olduğunu, zemin kaplamasının aşırı yıprandığı ve kirlendiğini, bir kısım duvarlarda rutubet nedeni ile dökülme olduğunu, genel bakımsızlık sebebi ile taşınmazın hemen hemen her yerinde salyangozların bulunduğunu, alçı kaplama bölümlerde su sızması ve darbeler sebebi ile dökülmelerin olduğunu, banyo duşakabinlerinde kırıklar, fayanslarda kırıklar ve su tesisatında tıkanma olduğunu, rutubet nedeni ile bazı fayans aralarında mantarlanma başladığını, mutfaklarda bulunan elektrikli ocakların bir kısmının hiç çalışmadığı, bir kısmında ise özensiz kullanıma bağlı çiziklerin mevcut olduğunu, bazı prizlerin hiç çalışmadığı, bazılarının ise sökük veya kırık olduğunu, ahşap deck imalatlarının kırık, çizik ve oynar vaziyette olduğunu, saklama alanlarının kilitlerinin kırık olduğunu, bir kısım alüminyum (PVC) imalatlarının kırık, deforme olduğunu, demirbaş niteliğindeki beyaz eşyaların (çamaşır makinesi, buzdolabı vs) çalışamaz vaziyette olduğunu, sinekliklerin kırık veya yırtık olduğunu, işbu ayıplar ile teslim alınan taşınmaza ilişkin olarak yazılı bildirim hazırlanma aşamasındayken talep eden tarafından keşide edilen.... Noterliği’nin 03.03.2026 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile akdedilmiş olan ibra ve sulh protokolü ile aynı tarihli yer ve demirbaş teslim tutanağı ve ibra protokolü uyarınca ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parselde kain taşınmaza ilişkin tüm ihtilafların sulh ile giderildiği ve taşınmazın fiili kullanımının müvekkilinde olduğu ancak 26.02.2026 tarihinde ödenmesi gereken 6.000.000 TL bedelli ödemenin gerçekleştirilmediğinin ileri sürüldüğünü, .... Noterliği’nin 03.03.2026 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesine karşılık olarak .... Noterliği'nin 24.03.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtarname içeriğinde yer alan ayıplı teslim masrafları olduğunu bu masrafların yaklaşık tutarının 9.868.000,00 TL olarak hesaplandığını ve bu ayıpların giderilmesi akabinde eğer ki 6.000.000 TL'den daha az masraf yapılmış olursa kalan bedelin ödeneceğini, .... Noterliği'nin 24.03.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde bu konuda herhangi bir tartışmaya mahal verilmemesi adına yapılması gereken masrafların mahkeme eli ile tespit yapılmasının istenildiğini ve ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2026/34 Değişik İş sayılı dosyası ile sayılan ayıpların giderilme maliyeti ve süresinin tespiti için istemde bulunulduğunu, talep eden tarafından kendi sorumluluğu yerine getirilmeksizin ayıplı şekilde teslim yapıldığını ve teslimi gerçekleşen taşınmazın niteliğinin otel olduğu da kabul edildiğinde otelin işletilerek ekonomik fayda elde edilebilmesi için bu ayıpların bir an önce giderilmesi gerektiğini, netice itibari ile teslimin ayıplı olarak yapılmış olması sebebi ile talep edenin alacağının varlığı ve miktarının çekişmeli hale geldiğini, 2004 Sayılı İİK'nın 257 ve devamında ihtiyati haczin düzenlendiğini, ihtiyati haciz şartlarının 257. maddede düzenlendiğini, 258. maddede ise ihtiyati haciz kararına yer verildiğini, 258. maddenin ilk fıkrasında alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğunun ifade edildiğini, alacak için İhtiyati haciz isteyen kişinin o alacağın alacaklı sıfatına sahip olması gerektiğini, bu durum hakimin maddi hukuku araştırması gerektiği sonucunu beraberinde getirdiğini, talep konusu uyuşmazlıkla ilgili henüz İİK 257.maddesindeki şartların oluşmadığını, talep edenin alacağının varlığının, miktarının, muaccel olup olmadığının tespit edilebilmesi için yargılama yapılması gerektiğini, mevcut delillere göre, İİK 257 ve devamı maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, talebin yargılamaya muhtaç olduğu göz önüne alındığında, ihtiyati haciz kararının şu aşamada verilmesi uyuşmazlığın esastan halli anlamını taşıyacağını, hakkında ihtiyati haciz talep edilenin mallarını gizlemeye veya kaçırmaya teşebbüsüne ilişkin somut bilgi ve belge olmadığını, taraflar arasındaki hak ve yarar dengesi gözönüne alınarak İİK 257 maddesindeki şartlar oluşmadığının kanaatine varılarak talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini, itirazın kabulüne, ihtiyati haciz kararının ortadan kaldırılmasına, talep edenden en az % 100 teminat alınmasına, tüm hacizlerin derhal kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin talep edene yükletilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbir talep eden vekilinin itiraza karşı cevap dilekçesinde özetle; Borçlu tarafça sunulan itiraz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, müvekkili şirketin açık, kesin ve muaccel alacağını ortadan kaldırmaya yönelik, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen sonradan kurgulanmış savunmalardan ibaret olduğunu, itiraz dilekçesinde yer verilen hususların, taraflar arasında akdedilmiş bulunan yazılı protokoller, teslim tutanakları ve ibra hükümleri karşısında hiçbir hukuki değer taşımadığını, borçlu tarafça sunulan itiraz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, müvekkili şirketin açık, kesin ve muaccel alacağını ortadan kaldırmaya yönelik, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen sonradan kurgulanmış savunmalardan ibaret olduğunu, itiraz dilekçesinde yer verilen hususların, taraflar arasında akdedilmiş bulunan yazılı protokoller, teslim tutanakları ve ibra hükümleri karşısında hiçbir hukuki değer taşımadığını, açık kabul ve ibra beyanlarına rağmen karşı tarafın, teslimden ve özellikle de ödeme yükümlülüğünün muaccel hale gelmesinden, alacağın tahsiline dair süreçlerin başlatılmasından ayıp ve eksiklik iddiaları ileri sürmesinin, hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, nitekim karşı tarafın kendi ihtarnamesinde de yer alan iddiaların teslim anında basit bir inceleme ile dahi tespit edilebileceğini, açık ayıp kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar olduğunu, bu tür iddiaların teslim sırasında ileri sürülmemesi ve ibra verilmiş olması karşısında, alacaklı tarafından 26.02.2026 tarihinde yapılması lüzum gelen ödeme talep edilene dek de hiçbir eksiklik/ayıp iddiasında bulunulmaması karşısında sonradan ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını, öte yandan, karşı tarafça ileri sürülen ayıp iddialarının tamamının, borcun varlığını ortadan kaldırmaya yönelik olmadığını, olsa olsa ayrı bir talep konusu yapılabilecek nitelikte olduğunu, ancak somut olayda taraflar arasında imzalanan ibra hükümleri ile bu tür taleplerin de açıkça ortadan kaldırıldığını, dolayısıyla karşı tarafın iddialarının ne bir takas ne de bir defi niteliğinde olduğunu, mevcut ve muaccel borcun ödenmesini engellemediğini ve ihtiyati haciz kararının itirazen kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığını, somut olayda ihtiyati haciz şartlarının fazlasıyla mevcut olduğunu, müvekkilinin alacağının yazılı belgelere dayandığını, borcun kesin, belirli ve muaccel olduğunu, karşı tarafın da borcun varlığını inkar etmediğini, sadece ödeme yükümlülüğünden kaçınmaya çalıştığını, hukuki dayanaktan yoksun ve sonradan kurgulanmış itiraz ve taleplerin tamamının reddine, borçlu tarafça yapılan itirazda da müvekkili alacağının ikrar edildiğinin kabulüne ve her halde dosyaya konu müvekkili alacağı ile borçlunun tevili ikrarında ileri sürdüğü iddialarının ilgisiz olduğuna ve işbu dosyada dinlenemeyeceğinden reddine, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/180 D.İş sayılı dosyasında tesis edilen hukuka uygun ihtiyati haciz kararının aynen ve kesintisiz şekilde devamıyla, ihtiyati haczin kaldırılması, hacizlerin fekki, teminat karşılığı çözülmesi ve sair tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin borçlu karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİİlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 28.09.2022 tarihli ek kararla;".. taraflar arasında akdedilen protokollerin mevcudiyeti, protokolde ödeme yükümlülüğünün vadeye bağlanmış olması, talep eden tarafın kendi edim yükümlülüklerini (taşınmazın teslimi ve çek ödemelerinin gerçekleştirilmesi) yerine getirdiğinin yazılı delillerle desteklenmesi karşısında, talep edenin 6.000.000,00 TL tutarındaki alacağının varlığını ve muacceliyetini yaklaşık olarak ispat ettiği göz önüne alındığında ihtiyati haciz kararının yasal ve yerinde olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından.." gerekçesiyle, borçlunun ihtiyati hacze itirazının reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİİhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; ihtiyati haciz kararına itirazın değerlendirildiği 30.04.2026 tarihli duruşma esnasında talep eden tarafından esasa ilişkin olarak İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/336 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, ihtiyati hacze itirazı değerlendirme yetkisinin artık esas Mahkeme tarafından yapılacakken Değişik İş dosyası üzerinden itirazın değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, HMK'nın 394. Maddesinde " (...) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir." denildiğini, HMK 394/.... fıkrasının son maddesi uyarınca itirazın degerlendirilmesi için dosyanın İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından değerlendirme yapılmış olmasının doğru olmadığını, her ne kadar değerlendirme hatalı olmuşsa da alacağa konu davanın esasına bakan İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da 23.06.2026 tarihinde görevsizlik kararı verildiğini, özetle işin esasına bakan Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevsizlik kararı vermiş olduğu durumda değişik iş dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı veren Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de görevsiz olduğunun kabulü gerektiğini, söz konusu ödemenin yapılmamasının sebebi teslim edilen taşınmazda bulunan ayıpların giderimi için yapılması gereken masraflar bulunduğunu, bu hususun da alacağın varlığını ve miktarını yargılamaya muhtaç hale getirdiğinden ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, talep konusu uyuşmazlıkla ilgili henüz İİK 257. maddesindeki şartların oluşmadığını, talep edenin alacağının varlığının, miktarının, muaccel olup olmadığının tespit edilebilmesi için yargılama yapılması gerektiğini, mevcut delillere göre, İİK 257 ve devamı maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, talebin yargılamaya muhtaç olduğu göz önüne alındığında, ihtiyati haciz kararının şu aşamada verilmesinin uyuşmazlığın esastan halli anlamını taşıyacağını, hakkında ihtiyati haciz talep edilenin mallarını gizlemeye veya kaçırmaya teşebbüsüne ilişkin somut bilgi ve belge olmadığını, taraflar arasındaki hak ve yarar dengesi gözönüne alınarak İİK 257 maddesindeki şartlar oluşmadığı kanaatine varılarak ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇETalep, İİK'nın 265. madde gereğince ihtiyati hacze itirazın reddi kararının istinafına ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine dair ek karar verilmiş; bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Talep eden vekili; ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan ... ada ... parselde kain taşınmaza ilişkin zilyetliğin devri ve borcun tasfiyesi kapsamında taraflar arasındaki sulh protokolünden kaynaklanan muaccel para alacağı bulunduğundan bahisle ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin .... fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Somut olayda ihtiyati haciz talep eden tarafça delil olarak 08.01.2026 tarihli yer ve demirbaş teslim tutanağı ve ibra protokolü, karşılıklı ibra ve sulh protokolü, çek görüntüleri, dekontlar ve ihtarname örnekleri eklenmiştir. Borçlu vekilinin beyanları ve diğer deliller dikkate alındığında, İİK'nın 258. maddesi kapsamında alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat getirmeye yeterli delillerin ibraz edilmiş olduğunun kabulü gerekir.Protokole konu taşınmazın ayıplı olduğuna dair itirazlar İİK'nın 265. maddesinde sayılan itirazlar içerisinde yer almadığından ve ancak açılacak bir menfi tespit davası içerisinde tartışılabileceğinden, borçlu şirket vekilinin bu konudaki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan talep eden vekili ilk derece Mahkemesinden aynı zamanda ihtiyati tedbir talebinde de bulunmuş olup, ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş, Mahkemece ihtiyati haciz talebi kabul edilmiş, ihtiyati haciz kararınına itirazın da reddine karar verilmesi üzerine borçlu vekili tarafından ihtiyati haciz kararına itirazın reddine dair ek kararın istinafı yoluna başvurulmuştur. HMK'nın 394. maddesinde " (...) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.'' hükmü yer almaktadır. Söz konusu düzenleme ihtiyati tedbire ilişkin olduğundan itiraz eden vekilinin bu husustaki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu ek karar usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.17/09/2026