Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, davacının hükümden düşmüş markasına dayalı benzerlik itirazının reddedilmesi üzerine, kararın iptali ve tescil başvurusu markanın hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı, kendi markasının hükümsüz düşmesi nedeniyle davalı şahsın benzer marka başvurusuna yaptığı itirazın kurum tarafından reddedilmesini haksız bularak, taraf markaları arasındaki görsel, işitsel, kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimali ile davalının kötü niyetli olduğu iddialarıyla kurum kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı ise davacının markasının hükümden düştüğünü, benzerlik ve kötü niyet olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/12 Esas - 2026/220

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/12
KARAR NO : 2026/220
DAVA : Marka ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 10/01/2025
KARAR TARİHİ: 11/05/2026 Yazım Tarihi: 22/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı şahıs adına ... başvuru sayısı tahtında tescil edilmek istenilen “...”lı markaya davacının ... sayılı “...”lı markasına dayalı olarak dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, her iki markada da esas unsurun birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı hizmetlerde kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının “...” ibaresini 2007 yılından beri başta ... ili ve çevresi olmak üzere Türkiye çapında sağlık hizmetlerinde kullanıyor ve tanıtıyor olduğunu, davalı şahsın da dava bünyesinde hemşire olarak çalışıyor iken .... Noterliği’nin 16.01.2023 tarih ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile iş akdine son verildiğini, davalının “...” ismi ile 7/24 sağlık hizmeti sunan işyeri açmış olması ve davacının tescilli markasının ve ticaret unvanının ayırıcı unsurunu kendisine marka olarak seçmiş olmasının davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, somut uyuşmazlıkta “...” ibaresinin davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuru olarak da korunması gerektiğini iddia ederek, ... ...’nın dava konusu edilen 26.11.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının huzurdaki uyuşmazlıkta hükümden düşmüş markasına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir koruma talep edemeyeceğini, zaten de taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olmadığının kabulünün gerektiğini, somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/6 hükmünün uygulanabilmesi için de davacının ticaret unvanının ticaret sırasında kullanılmış olmasının ve bu kullanımın marka tescili için yapılan başvuru tarihinden önce gerçekleşmesinin gerektiğini, başvuru markasının itiraza mesnet unvan veya işletme adına zarar verip vermediğine, unvanın kullanıldığı faaliyet alanı ile markanın yöneldiği alan aynı veya benzer ise bu kullanımın halk arasında karışıklığı sebep verip vermediğine de bakılması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta ise taraf markalarının benzer olmadığını ve dava konusu olan "..." ibaresinin davacının ticaret unvanında aynen bulunmadığını, davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerinde bahsi geçen koşulların gerçekleştiğini somut delillerle ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , SMK 6/5 maddesine tanınmışlık, SMK 6/6 Maddesine göre ünvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiaların yerinde ve doğru olup olmadığı, ... sayılı ... Kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 27/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar, kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli itirazlar belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
İnceleme sonucunda, itiraza mesnet ... sayılı "... ..." ibareli markanın hükümden düşmüş olduğu tespit edildiğinden söz konusu markaya dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir.
6769 s. SMK'nın 6 (3) bendi uyarınca tescili talep edilen bir markanın tescilsiz bir marka gerekçe gösterilerek engellenebilmesi için, tescili talep edilen işaret(marka) için daha önceden bir hak elde edilmiş olması gerekmektedir.
Doktrince de kabul edilmiş olan genel görüşe göre, markanın daha önceden ticaret alanına çıkarılmış ve ilgili sektörde belirli bir bilinirlik düzeyine erişmiş olması, yani markanın tescil başvurusundan önce başvuruya konu mallar/hizmetler için markasal olarak aktif ve yoğun kullanımı, sonraki başvurunun tescilini engelleme hakkı vermektedir.
Md. 6(3) değerlendirmesinde itiraz sahibi tarafından sunulan belge ve faturaların değerlendirilmesi neticesinde, muterizin "..." ibaresini başkası tarafından kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta, ciddi kullanım teşkil edecek şekilde ticaret alanında kullandığını ispat edemediği tespit edilmiştir. Sayılan nedenlerle Md. 6(3) kapsamında itirazın reddi gerekmiştir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun kalan mal ve hizmetlerde tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/6 maddesine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddeye dayalı itirazlar haklı görülmemiştir.
Son olarak, başvuru sahibinin, itiraz sahibinin eski çalışanı olduğu anlaşılmakla birlikte, itiraz sahibi adına geçmişte tescilli olan ... sayılı "... ..." ibareli hükümden düşmüş olması ve hükümden düşmüş olan bu marka ile başvuru konusu markanın benzerlik düzeyinin çok yüksek olmaması, itiraz sahibinin başvuru konusu marka için kullanım yoluyla hak kazandığını yeterli delil ile ıspatlayamamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde kötü niyet iddiasına dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ( Bu konuda örneğin; “Marka sahibinin, markasını tescil ettirirken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir” (....).
Yargıtay HGK’nun 16.7.2008 tarih .... sayılı “... Kararı”nda da “Marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği” vurgulanmıştır.
....’ın 11/06/2009 tarihli ... sayılı kararında “önceki markanın varlığı hakkındaki mevcut veya muhtemel bilginin, başvurunun kötü niyetle yapıldığını tek başına göstermeyeceği ve tüm faktörlerin dikkate alınması gerektiği” hükmü verilmiştir. Yargıtay HGK’nun 09.05.2018 tarih ....sayılı Kararında da “Kötüniyetin varlığının her somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerektiği, markaların iltibasa yolaçması ve davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesinin başlı başına kötüniyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmayacağı” vurgulanmıştır.)
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markası/Ticaret ünvanı/kullanımı
...+... ...+... (...) ... SAN. VE TİC. A.Ş.
...
03/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; "1) Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı ... sayılı marka, dava konusu edilen ... kararının verildiği tarihte hükümden düşmüş olduğundan, davacının somut uyuşmazlıkta, bu markasına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir koruma talep edemeyeceği,
2) Davacının “gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanına dayalı hak” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
3) “Kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
4) Dava konusu edilen 26.11.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
5) Davacının hükümsüzlük talebinin, bu değerlendirmeler ile çeliştiği/uyumlu olmadığı" şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+... " ibareli (...) markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da davacı markası dava tarihinde yenilenmeyerek hükümden düştüğü anlaşıldığından SMK 6/1 maddesine göre tescilli bir dayanak marka olmadığından iltibas değerlendirmesine esas alınamayacağı;
Davacı tarafın "...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı gibi davacının tescilli markası da bulunmadığı ) ;
Davacı tarafın "...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
ANCAK ;
Davalının marka başvurusunun yapıldığı 11.02.2023 tarihten önceki tarihe ait ve dosyaya yansıtılan ....ncü Noterliğinin .... sayılı 16 OCAK 2023 tarihli İHTARNAME'de davalı beyanına göre 22/02/2019 dan beri 4 yıl süre ile davalı işyerinde hemşire olarak çalıştığını, iş akdinin haklı nedenle feshi ve işçilik alacaklarının ödenmesi talepli ihtarda bulunduğunu belirten belge olduğu; bu şekilde davalının davalı işyerinde marka başvurusundan önce 4 yıl kadar çalışmasına rağmen çalıştığı işyerinin klavuz unsuru ile aynı ibareli ve çalıştığı sağlık alanları da kapsar şekilde marka başvurusu yapması hayatın olağan akışına uygun düşmediği, yani iyiniyet göstergesi sayılamayacağından SMK 6/9 maddesindeki koşullar oluşması nedeniyle aksi yöndeki kurum kararı hatalı olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE
2- Dava konusu ... nın ... sayılı ... kararının iptaline
3-Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... ya müzekkere yazılmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 435,40 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.050,80 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 11/05/2026
Katip .... Hakim ....
E-İmzalıdır E-İmzalıdır