Silahlı terör örgütü üyeliği davasında Bölge Adliye Mahkemesinin maddi gerçeği denetleme yükümlülüğü, bozma yetkisinin kapsamı ve delil eksiklikleri.
Özet: Bu hukuki belge, bölge adliye mahkemelerinin Türk ceza adalet sistemindeki temel amacının maddi meselenin denetimi olduğunu, sınırlı haller dışında doğrudan bozma kararı verilemeyeceğini ve olay yargılaması yetkisini vurgulayarak, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkumiyet kararını, ilk derece mahkemesinin sanıktan ele geçirilen dijital materyaller ve gizli tanık ifadesiyle ilgili eksik inceleme yapması, raporları getirtmemesi ve delilleri tam olarak değerlendirmemesi nedeniyle usulden bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/616 E., 2022/823 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2022/94 E., 2022/155 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM :TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri gereğince mahkumiyetine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Denetim muhakemesinin bir türü olan istinaf kanun yolunun Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul edilmesinin temel amacı, temyiz incelemesi sırasında gerçekleştirilemeyen “maddi meselenin” denetlenebilmesi düşüncesidir. İlk derece mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında yeniden karar vermek suretiyle kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma olanağı sunmaktadır. Ülkemizin kabul ettiği sistemde ilk derece mahkemesince yapılan yargılama tamamen değil, gerekli görülen durumda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Dar anlamda istinaf olarak da nitelendirilen bu denetim muhakemesi türünün düzenlendiği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinden biri olan 280. maddesinin başlığında “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” ifadesine yer verilmesi ile ilgili düzenlemede bu terimin tercih edilmesi, istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin bulunduğuna işaret etme amacı taşımaktadır. Türk Ceza Adalet Sisteminde, kural olarak bölge adliye mahkemelerinin sınırlı hallerde duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verebileceği, diğer hallerde ise maddi meselenin çözümü noktasında “davayı yeniden görecek” mahkemeler olduğu açıkça ortaya konmuştur. Aksi düşünüldüğünde, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı verilmesi üzerine hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36 ve CMK’nın 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olacağından, hukuka açık ve ağır aykırılık sonucuna yol açacaktır.Bölge adliye mahkemelerinin bozma kararı verebileceği hallere CMK’nın 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki Kanun’un 289/1. maddesinde sayılan “hukuka kesin aykırılık halleridir” İkinci ise “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur. Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne/davanın esasına ilişkin olmayıp, muhakeme hukuku kurallarına aykırı davranılarak hüküm kurulmasına ilişkindir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 gün ve 2024/6-490-2025/197 sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine inceleme yapan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin CMK’nın 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açmaksızın hükmün "...Yapılan ev aramasında sanıktan ele geçirilen 1 adet Huawei marka cep telefonu, 1 adet LG marka cep telefonu, 1 adet Sandisk marka flash bellek, 1 adet Aurıs marka micro Sd, Canon marka fotoğraf makinesi içerisinde çıkarılan, onunla beraber bulunan 1 adet Kingston marka hafıza kartının rapor düzenlenmek üzere gönderildiği, rapor düzenlenmediği gibi ilgili birimden rapor sonucunun sorulmadığı, Sanık hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan emniyet mahrem yapılanması soruşturması kapsamında düzenlenen veri inceleme raporuna dayanak teşkil eden delilin elde edilişi ve 5271 sayılı CMK'nın 134. maddesine göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 soruşturma sayılı soruşturma kapsamında gizli tanık ... (K) isimli şahsın teslim ettiği 2 adet micro SD karta ilişkin olarak yaptırılan incelemeler kapsamında Sulh Ceza Mahkemesinin el koyma istek yazısı, mahkeme kararları ve bu kapsamda düzenlenen raporların getirtilmeden karar verildiği, Mütalaaya aykırı karar verilmesine rağmen hüküm kısmında mütalaaya uygun olarak karar verildiğinin yazıldığı, .../PDY silahlı terör örgütünün finans kaynaklarından ...'da örgüt lideri, yöneticileri veya üyelerinin çağrılarına uygun olarak ve örgüte yardım kastı ile katılım hesabı açıp para yatıran, örgüte ait kurumlarda çalışan, örgütle iltisaklı olduğu anlaşılan sendikaya üye olan, örgütün mahrem yapısında yer alanların gösterildiği veri inceleme raporuna göre "Ö" (Öğretmen) olarak kodlanıp, örgüt bünyesinde görev yapan sanığın eylemlerinin ne şekilde iddianamedeki atılı suçu oluşturmadığının denetime imkan verecek şekilde tartışmasız bırakıldığı, Kabul ve uygulamaya göre de; Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında suç isminin "Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme" olarak gösterildiği, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım suçlarında yardımın yapıldığı tarih itibariyle suçun oluştuğu, sanığın çağrı sonucu, örgüte yardım kastı ile en son "05/02/2015" tarihinde para yatırdığı suç tarihi yerine yazılı şekilde yazıldığı..." nedeniyle bozulmasına karar verdiği, fakat ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak gösterilmesi ve bu haller dışında hükmün bozulmasına karar verebilecek durumlar söz konusu olmamasına rağmen; bozma yetkisi geniş şekilde kullanılarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi ile tarafların kanun yoluna başvurma haklarını ellerinden alacak biçimde bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle CMK’nın sistematiğine aykırı, tarafların mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakılmalarına neden olacağından hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması karşısında, bölge adliye mahkemesince CMK'nın 280. maddesi birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılıp, taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise bilgi için Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.