Orman İdaresinin, kadastro yenilemesiyle tarla kaydedilen taşınmazın kısmen orman vasfıyla Hazine adına tescili davasındaki temyiz itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Orman Genel Müdürlüğü tarafından, tarla olarak kayıtlı bir taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiasıyla açılan ve tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep eden davada, yargılama sürecinde kadastro ve sulh hukuk mahkemeleri arasında yaşanan görev uyuşmazlıkları ve Yargıtay bozma ilamı sonrası ilk derece mahkemesi, taşınmazın bir kısmını orman olarak kabul edip Hazine adına tesciline, kalan kısmını ise davalılar adına bırakılmasına hükmetmiş olup, bu kısmi kabul ve ret kararı hem davacı Orman Genel Müdürlüğü hem de müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/62 E., 2024/317 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... İdaresi vekili ve müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sonucunda, Ordu ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 223 parsel sayılı 2.375,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, tarla vasfıyla, ... Üreyener adına tespit ve tescil edildikten sonra, intikal ve taksim sonucu ... adına tapuya kaydedilmiş ve 2005 yılında 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun (2859 sayılı Kanun) uyarınca yapılan yenileme çalışmasında ... köyü 1 13... parsel numarasıyla 2.407, 39... yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.2. Davacı ... İdaresi vekili, Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Ordu ili ... ilçesi ... köyü 223 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde 2859 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmalarının 21.06.2005 tarihinde ilan edildiğini, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmasına rağmen davalı adına tespit edildiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.3. Ünye Kadastro Mahkemesinin 07.04.2006 tarihli ve 2005/15 Esas, 2006/8 Karar sayılı kararı ile, "davacının yenileme sonucunda oluşan taşınmaz yüzölçümüne itirazının bulunmadığı, davanın mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. 4. Müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; davacı ... İdaresinin davayı kazanmasında mülkiyet hakkı sahibi olarak Hazinenin menfaati bulunduğunu belirterek, müdahale talebinin kabulü ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece (Sulh Hukuk) Mahkemesinin 22.10.2008 tarihli ve 2008/700 Esas, 2008/1440 Karar sayılı kararı ile,karşı görevsizlik kararı verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece (Sulh Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen 22.10.2008 tarihli ve 2008/700 Esas, 2008/1440 Karar sayılı kararı, davacı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.09.2011 tarihli ve 2011/6373 Esas, 2011/9824 Karar sayılı ilamıyla, "... öncelikle eldeki askı ilan süresi içinde açılan 2859 sayılı Kanun gereğince yapılan yenileme işlemine itiraz davası yönünden Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu düşünülerek davanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi, Kadastro Mahkemesince paftaların yenilenmesi sırasında 2859 sayılı Kanun'un 4. maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümlerine aykırı işlem yapılıp yapılmadığının usulünce yapılacak bilirkişi incelemesi ile saptanarak süresinde açılan davanın esası hakkında hüküm kurulmasının beklenmesi, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiasıyla davalıların tapusunun iptali ve tescil isteğiyle açılan davanın ise elde tutulması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece (Sulh Hukuk) Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, 23.03.2018 tarihli ve 2011/1435 Esas, 2018/337 Karar sayılı kararla, "dosyadan tefrik edilerek görevsizlik kararı verilen yenileme kadastrosuna itiraza ilişkin talep yönünden Ünye Kadastro Mahkemesinin 05.03.2014 tarihli ve 2013/8 Esas, 2014/22 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, kadastro tespiti gibi tapu kütüğüne aktarılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, dava konusu taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 13... parsel sayılı taşınmazın 12.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda (A1) harfiyle gösterilen 303,59 m² ve (A2) harfiyle gösterilen 162,60 m²lik yeşil tema ile boyalı kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve bu kısmın ifrazı ile orman vasfıyla Hazine adına aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın geri kalan (B) harfiyle gösterilen 1.941,20 m²lik bölümünün tapu kaydının davalılar uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir. İlk Derece (Sulh Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen 23.03.2018 tarihli ve 2011/1435 Esas, 2018/337 Karar sayılı kararı, davacı ... İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 15.03.2022 tarihli ve 2021/9008 Esas, 2022/2359 Karar sayılı ilamı ile, "yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örneklerinin ilgili yerlerden getirtilip mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile yeniden keşif yapılması ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece (Sulh Hukuk) Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "toplanan deliller, tanık anlatımları, taraf beyanları ve hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümünün ağaçlarla kaplı olduğu, ormanın devamı niteliğinde bulunduğu, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, (A) harfiyle gösterilen bölümünün ise hava fotoğrafı ve memleket haritasında ağaçsız ve açıklık alan olduğu, bu nedenle orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporlarının denetime elverişli bulunduğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 13... parsel sayılı taşınmazın 26.01.2024 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfiyle gösterilen 540,34 m²lik yeşil renk ile gösterilen kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve bu kısmın ifrazı ile orman vasfıyla davacı Hazine adına yeni parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın (A) harfiyle gösterilen 1.867,05 m²lik kısmının tapu kaydının davalılar uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; orman bilirkişisi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın dört yönünün ağaçlık olduğunun tespiti ile taşınmaz üzerinde kestane, gürgen ve kızılağaç bulunduğunun belirtilmesine rağmen taşınmazın tamamının orman olmadığı sonucuna nasıl varıldığı hususunun anlaşılamadığını, taşınmazın (A) harfiyle gösterilen bölümünün toprağının orman toprağı karakteri taşıdığının da belirlendiğini, bu bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğu tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını belirterek, davanın kısmen reddine yönelik hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.2. Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında belirtilen hususların dikkate alınmadığını, hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, dava konusu taşınmazın bozma ilamı öncesi alınan bilirkişi raporunda dört tarafının da ağaçlık olduğunun belirtildiğini, sonrasında alınan bilirkişi raporunda ise komşu taşınmazın şahıs adına kayıtlı bulunduğu bildirilmiş ise de niteliğinin belirlenmediğini, bilirkişi raporları arasında taşınmazın eğimi yönünden de çelişki bulunduğunu, 30.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda eğimle ilgili gözlem ve tespit yapılmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazın bitki örtüsü ile kaplı olduğu hususunun bilirkişi raporunda belirtildiğini, öte yandan taşınmazın kullanılmadığını, tamamının orman vasfında olduğunu belirterek, davanın kısmen reddine yönelik hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, davacı ... İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları).Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada taraflar, mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları).Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka deyişle, kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.Buna göre dosya kapsamında yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince daha önce verilen 23.03.2018 tarihli ve 2011/1435 Esas, 2018/337 Karar sayılı kararda, 12.12.2017 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde bulunan krokide dava konusu taşınmazın (A1) ve (A2) harfleriyle gösterilen kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği ve bu hükmün, davacı ... İdaresi ve müdahil Hazinenin temyizi ile hakkında ret kararı verilen taşınmaz bölümlerine ilişkin olarak bozulduğu, anılan hüküm davalılar tarafından temyiz edilmediğinden, önceki hükümle taşınmazın orman olarak tesciline karar verilen kısımları bakımından davacı ... İdaresi ve müdahil Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dosyanın daha önce rapor düzenleyen fen bilirkişilerine tevdi edilerek, 23.03.2018 tarihli kararda orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümleri de koordinatlı krokide gösterilecek şekilde ek rapor alınmalı ve davacı ... İdaresi ve müdahil Hazine lehine oluşan usulî kazanılmış haklar gözetilerek bir karar verilmelidir.İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, davacı ... İdaresi ve davalı Hazine lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,Davacı ... İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.