Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan fazla ödeme iddialı çeklerin menfi tespiti davası istinaf incelemesi.
Özet: Bu dosya, eser sözleşmesinden kaynaklanan bir menfi tespit davasıdır; davacı, davalıya okul yapım işleri kapsamında alüminyum doğrama ve cephe kaplama işleri için çekler ve nakit ödemeler yoluyla taahhüt edilen iş bedelinden 10.010,51 TL fazla ödeme yaptığını iddia etmektedir. Davacı, davalı elinde haksız yere bulunduğunu belirttiği ve icraya konulmamaları için ihtiyati tedbir kararı talep ettiği belirli çeklerin, aslında ödenmesi gerekmeyen bir borcu temsil ettiğinin tespitini istemekte ve yapılan işin bedelinin ekspertiz raporuyla kendi lehlerine belirlendiğini savunmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2024/987 - Karar No:2026/940
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/987
KARAR NO : 2026/940
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2024
NUMARASI : 2022/238 E-2024/381 K
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, taraflar arasında "...Okulları Yapım İşi” için “alüminyum doğrama, cam ve alüminyum kapaklı cephe kaplama imalatı ve montaj işleri” konulu 03.09.2021 tarihli ve “... Okulları Yapım İşi” için "alüminyum doğrama, wc kapıları imalatı ve montaj işleri” konulu 21.09.2021 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığı, belirtilen sözleşmelerin ödemesi ve ifa edilecek işte kullanılacak alüminyum malzemeleri temini için sıralı çekler verildiği, bir kısım ödemenin ise nakit yapıldığı, malzeme temini için verilen çeklerden; 31.12.2021 vade tarihli 189.000,00 TL tutarında çek, 25.12.2021 vade tarihli 227.560,00 TL tutarında çek, 15.12.2021 vade tarihli 350.000,00 TL tutarında çekin iade edildiği fakat davalı şirket uhdesinde; 15.10.2021 tarihli 350.000,00 TL lik 6698086 seri nolu ... Şubesi, 15.11.2021 tarihli 350.000,00 TL lik 6698087 seri nolu ... Şubesi, 5.11.2021 tarihli 240.000,00 TL lik 6751693 seri nolu ... Şubesi, 10.01.2022 tarihli 240.000,00 TL lik 6751698 seri nolu ... Şubesi, 15.01.2022 tarihli 50.000,00 TL lik 4751695 seri nolu ... Şubesi, 15.01.2022 tarihli 77.360,80 TL lik 6751696 seri nolu ... Şubesine ait çeklerin kaldığı ve ödendiği, 28.01.2022 tarihli 127.560,00 TL lik 4024410 seri nolu ... A.Ş., 15.02.2022 tarihli 40.000,00 TL lik 4024402 seri nolu ... A.Ş., 28.02.2022 tarihli 55.000,00 TL lik 4024404 seri nolu ... A.Ş., 15.03.2022 tarihli 55.000,00 TL lik 4024403 seri nolu ... A.Ş., 20.03.2022 tarihli 55.000,00 TL lik 4024406 seri nolu ... A.Ş.’ye ait çeklerin ise davalı uhdesinde kalmasına rağmen ödenmediği, dava konusu 5 adet çekin ödenmemesinin nedeninin davalıya her iki sözleşme uyarınca gerçekleştirdiği imalat bedellerinden fazla miktarda çek verilmesi olduğu, ayrıca yine cari hesaptan görüleceği üzere davalıya; 28.12.2021 tarihinde cari hesaba mahsuben 430.000,00 TL ödeme ve 29.12.2021 tarihinde cari hesaba istinaden 20.000,00 TL ödeme yapıldığı, böylece davacıya verilen ve ödenen çekler ile yapılan nakit ödemelerin toplamının 1.757.360,80 TL olarak gerçekleştiği, işin bitirilmesinden sonra kesin hesabın çıkartılması ve verilen fazla çeklerin iade edilmesinin talep edilmesine rağmen bu durumun gerçekleşmediği, belirtilen çeklerin davalı tarafından bankaya ibraz edilerek karşılıksız işlemine tabi tutulduğu, ticari itibarlarının zedelendiği, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/25 D. İş sayılı dosyası ile her iki sözleşme nedeniyle davalının ne kadar yaptığına dair tespit yaptırıldığı, yapılan işlerin bedelinin KDV dâhil 1.905.857,06 TL olarak tespit edildiği, her iki sözleşmenin de 8. maddesinde “herhangi bir sebeple sözleşme şartlarına aykırı bir şekilde taşerona yapılmış olan fazla ödeme, taşeron tarafından derhal iade edilecektir" hükmü ile her iki sözleşmede de “Fatura kesilmesi sırasında tevkifatlı ya da tevkifatsız kesilmesi istenebilir. Bu husus işverenin tercihine bırakılmıştır" düzenlemesinin mevcut olduğu, Ankara 63. Noterliği'nin 17.03.2022 tarih ve 9111 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava konusu çeklerin iade edilmesi 0,7 KDV tevkifatıyla yaptığı ve parasını aldığı işlere ilişkin fatura düzenlenmesinin talep edildiği, bu durumda davalıya ödenmesi gereken miktarın 1.702.350,28 TL olduğu, davacının her iki sözleşme dışında sözleşmesiz olarak davacıya 45.000,00 TL bedelli bir iş daha yaptığı, bu miktarın eklenmesi ile 1.747.350,28 TL’nin davalıya ödenmesi gerektiği, davalıya iş bu tarihe kadar toplam 1.757.360,80 TL ödeme yapıldığı, davalıya fazla yapılan ödemenin 10.010,51 TL olduğu belirtilerek öncelikle telafisi imkânsız zararlara sebep olunmaması açısından alacağın %15’i miktarına tekabül eden teminatı yatırmak kaydıyla davaya konu çeklerin icra takibine konulmaması için İİK’nın 72/2. maddesi gereği ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davaya konu ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024410 seri nolu 28.01.2022 tarihli 127.560,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024402 seri nolu 15.02.2022 tarihli, 40.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024404 seri nolu 28.02.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024403 seri nolu 15.03.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024406 seri nolu 20.03.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli çekler sebebiyle müvekkilin borçlu olmadığının tespitine ve Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/25 D.İş dosyası ile yapılan toplam 8.893,40 TL yargılama giderinin de dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi vermemiş, davalı vekili 21/09/2022 tarihli celsede dava konusu çeklerin müvekkiline taraflar arasında yapılan sözleşme karşılığında verildiğini beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın davacının "... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024410 seri nolu 28.01.2022 tarihli, 127.560,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024402 seri nolu 15.02.2022 tarihli, 40.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024404 seri nolu 28.02.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024403 seri nolu 15.03.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024406 seri nolu 20.03.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli" çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, dava konusu çekler incelendiğinde; düzenleyen keşidecinin dosya davacısı olduğu ve lehtarında dosya davalısı olduğunun anlaşıldığı, davacının söz konusu çeklerin taraflar arasındaki sözleşmeye karşılık olarak davalıya verildiğini, ancak davalının yapmış olduğu işe karşılık ödemenin yapıldığını ve dava konusu çeklerin karşılıksız kaldığını iddia ettiği, davalının ise söz konusu çeklerin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında verildiğini kabul ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının yaptığı işe karşılık hak ettiği alacak tutarı ile dava konusu çekler dışında bu alacağın ödenip ödenmediği hususunda olduğu, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/25 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre davalı şirketin, davacı yan ile arasında akdedilen 2 ayrı sözleşme uyarınca yapılan iş miktarının ve davacı şirketten talep edebileceği bedelin 1.905.857,06 TL (KDV dahil) olarak belirlendiği, mahkemece seçilen bilirkişilerce yapılan tespit ve değerlendirmeye göre ise 03.09.2021 ve 21.09.2021 tarihli sözleşmelere göre yapılan işlerin toplam tutarının; 1.182.348,41 + 726.219,20 = 1.908.567,61 TL (KDV dahil) olduğunun belirlendiği, aradaki farkın Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/25 D.İş sayılı dosyasına sunulmak üzere hazırlanan bilirkişi raporunda yapılan iskonto oranının yazım hatasından kaynaklı olduğu, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/25 D.İş Sayılı dosyasının açılış tarihinin 21.02.2022 tarihi olduğu, raporunun havale tarihinin ise 10.03.2022 tarihi olduğu, davacı yanın, dava konusu çeklerin iadesi istemiyle Ankara 63. Noterliği'nin 17.03.2022 tarihli 09111 sayılı ihtarnamesini tebliğ ettiği, İş bu ihtarnamenin 17.03.2022 tarihinde muhatap tarafa e- tebligat yöntemi ile tebliğ edildiği, davalının, davacı aleyhine, dava konusu çeklerle, Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2022/ 5580 Sayılı dosyasıyla dava konusu çekler nedeniyle 17.03.2022 tarihinde icra takibine başladığı, davacının 22.11.2022 tarihli beyan dilekçesi ile 332.560,00 TL olan dava değerini Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2022/5580 sayılı dosyasının takip girişi olan 350.535,32 TL'ye tamamlamak istediğini bildirdiği ve aradaki fark olan 17.975,32 TL'nin harcını yatırdığı, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, taraflara ait ticari kayıtlara ve savcılık dosyasındaki beyanlara göre, çeklerin taraflar arasındaki sözleşmenin bedeli olarak davalı şirkete teslim edildiği, ancak davalı tarafça yapılan 1.908.567,61 TL'lik işe karşılık davacının, dava konusu çekler haricinde, yaptığı ödeme miktarı düşüldüğünde 18.806,46 TL'lik bakiye kaldığı, dava konusu çekler nedeniyle başlatılan takip miktarının ise toplam 350.535,32 TL olduğu, davalı vekili her ne kadar müvekkilinin 23.03.2022 tarih GIB2022000000012 fatura numaralı fatura nedeniyle de alacaklı olduğunu bildirmiş ise de faturanın davacı tarafından kabul edilmeyip süresi içerisinde iade edildiği ve davalının bu fatura nedeniyle alacağının olmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle davalı tarafa verildiği açıkça anlaşılan çeklerin büyük bir kısmının bedelsiz kaldığının anlaşıldığı ve davacının davalı şirkete söz konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/200147 Esas sayılı dosyasına dayanak; ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024410 seri nolu, 28.01.2022 tarihli, 127.560,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024402 seri nolu, 15.02.2022 tarihli, 40.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024404 seri nolu 28.02.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024403 seri nolu 15.03.2022 tarihli 55.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi 4024406 seri nolu, 20.03.2022 tarihli, 55.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle başlatılan toplam 350.535,32 TL takip miktarının 331.728,86 TL'sinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı yanın yasal koşulları bulunmayan kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul kararına yönelik bir itirazlarının bulunmadığı ancak davalı aleyhine/müvekkil lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının ve delil tespiti dosyasındaki yargılama giderlerinin hüküm kısmında dahil edilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının menfi tespit davasından sonra davacıya karşı davaya konu çekler için icra takibi başlattığını, ..., İcra ve İflas Hukuku El Kitabı adlı eserinin Ankara, 2013 baskısının “Menfi Tespit Davası” bölümünde “İİK.nun m.72, V c.3'teki "borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takip" deyiminden, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasını kazanan borçlu lehine tazminata hükmolunamayacağı gibi bir anlam çıkmakta ise de, bu husus ancak, alacaklının icra takibinden önce açılan menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar takip yapmaması hali içindir. Buna karşılık, alacaklı, (icra takibinden önce açılan) menfi tespit davasından sonra davacı borçluya karşı (menfi tespit davası konusu olan borç için) icra takibi yaparsa, (diğer şartların da mevcut olması halinde) borçluya tazminat ödemeye mahkum edilir. Alacaklı, menfi tespit davasından sonra icra takibi yaparsa, davacı borçlu, bu takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğunu bildirerek, davanın her aşamasında(yargılama bitinceye kadar) davalı alacaklının tazminata mahkum edilmesini isteyebilir.” şeklinde açıklamalar yapıldığı, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.10.2004 Tarih, 2003/12856 E. 2004/9334 K.Sayılı ilamında “Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Böyle bir davada, davalı alacaklının tazminata mahkum edilebilmesinin en önemli şartı "borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetle" yapılmış olmasıdır. (İİK.nun m.72, V c.3). Bu nedenle, borçlu lehine tazminata her şeyden önce icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında hükmolunur. İİK.nun m.72, V c.3'teki "borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takip" deyiminden, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasını kazanan borçlu lehine tazminata hükmolunamayacağı gibi bir anlam çıkmakta ise de, bu husus ancak, alacaklının icra takibinden önce açılan menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar takip yapmaması hali içindir. (..., İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara, 2003, Sh.169 vd.)” şeklinde karar verildiği ve somut olayda davacı hakkında icra takibine geçen davalı aleyhine tazminata hükmedildiği, ayrıca tüzel kişilik olan davalının, bir şirketten olan alacağını usulüne uygun kayıtlarla tutarak bilebilecek durumda olduğunu, davalının ise bu süreçte hem borçtan kurtulma maksadıyla fiktif faturalar düzenlediğini, hem sözleşme maddeleri açık olmasına rağmen sözleşmeye aykırı davrandığını, hem de tespit dosyasından rapor alınarak takip öncesi taraflarınca menfi tespit davası açılmış olmasına rağmen davadan sonra icra takibi başlatarak müvekkil zor durumda bırakma maksadıyla kötü niyetli davrandığı, tüm bu hususlar dâhilinde davanın kabulü yanında alacağın %20 sinden az olmamak üzere müvekkil lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, diğer yandan, dava dilekçesinde belirtilen dava öncesinde Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/25 D.İş dosyası ile tespit raporu alınmış olup bu delil tespiti dosyasında yapılan masrafın yargılama gideri olarak hüküm kısmına eklenmesi gerekirken mahkemece dikkat edilmemiş olmasının hatalı olduğunu, tespit dosyasında yapılan toplam 8.893,40 TL yargılama giderinin de davalıdan tahsili gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vergi usul kanununa aykırı olarak eksik defter kaydı üzerinden hesaplamaya gidilen raporun esas alınmasının hatalı olduğu, dilekçeleri ekinde sunulan müvekkil şirket defter kayıtları ile taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında yeniden rapor alınması gerektiği, 21.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun değerlendirme ve toplam hesabında, davacı yanca 2.856.480,80 TL ödeme yapılmış olduğu ve davacının müvekkil nezdinde 1.250.517,85 TL alacağının mevcut olduğunun tespit edildiği, söz konusu raporun değerlendirme ve hesaplama kısmındaki kaleme alınan "borç" kısmında iadesi gerçekleştirilen 3 adet çekin ödeme şeklinde kaleme alınmış olduğunun yine taraflarınca icra takibine konu edilen çek bedellerinin de ödeme şekline kaleme alınmış olduğunun, söz konusu iadesi ve ödemesi gerçekleştirilmeyen çek bedellerine bakılacak olduğunda 1.199.120,00 TL meblağın söz konusu haliyle düşülmesi gerektiğinin 11.12.2022 tarihli itiraz dilekçeleri kapsamında bildirildiği, yine mahkeme nezdine sunmuş oldukları davalı şirkete ait cari hesap mizan kayıtlarında mevcut önceki işlere ilişkin alacak kayıtlarının yanı sıra davacı yanca cari hesap ve defterlerine kayıt edilmeyen taraflar arasındaki 03.09.2021 tarihinde karşılıklı imza altına alınan KDV dahil 1.239.000,00 TL bedelli eser sözleşmesi ile 13.10.2021 tarihli sözlü sözleşme kapsamında yapılan ve faturası 23.03.2022 tarihinde kapıların ise 13.10.2022 tarihinde davacı şirket çalışanı...’a teslim edildiği, KDV dahil 797.414,24 TL bedelli 386 adet Alüminyum Kapı bedeli alacağı toplamı ile birlikte 3.517.587,50 TL’lik iş yapılmış olduğunun itirazen bildirildiği, itirazlarının ek raporda hiç dikkate alınmadığı, bu sefer kök raporundan farklı şekilde ve sözleşmeler içeriğinde mevcut bulunmazken davalı müvekkil alacağının 151.206,81 TL olduğu fakat bu meblağında sözleşmeden kaynaklı KDV tevkifatı rakamı olduğunun iddia edildiği, söz konusu ek rapora karşı 04.09.2023 tarihli dilekçenin sunulduğu, dilekçe kapsamında 23.03.2022 tarih GIB2022000000012 fatura numaralı sözleşme dışı 386 adet Alüminyum kapı bedelinden iskonto oranının düşülmüş ve sözleşmelere KDV oranıyla birlikte yazılmış olduğu, raporlara dayanak tutulan Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/25 D.iş sayılı dosyasında düzenlenen rapor kapsamında yeniden iskonto oranının düşülmüş olduğu, yerel mahkeme nezdine tarafımızca sunulan 23.03.2022 tarih GIB2022000000012 numaralı 797.414,24 TL meblağlı faturanın hiçbir suretle hesaplamalar içerisine katılmadığı, hatta davacı yanca teslimi gerçekleştirilen alüminyum kapılara ilişkin faturanın dahi defterlerine kaydının yapılmamış olduğu beyan edilmiş ise de yeniden hazırlanan rapor kapsamında yapılan tespit ve değerlendirmeye göre 03.09.2021 ve 21.09.2021 tarihli sözleşmelere göre yapılan işlerin toplam tutarının; 1.182.348,41 + 726.219,20 = 1.908.567,61 TL (KDV dahil) olduğu, aradaki farkın Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/25 D.iş sayılı dosyasına sunulmak üzere hazırlanan bilirkişi raporunda yapılan iskonto oranının yazım hatasından kaynaklı olduğu, davalı müvekkil yana eksik ödenen 151.206,81 TL olduğu ancak taraflar arasında imza altına alınan sözleşme içeriğinde bulunmamasına karşın uyuşmazlığa konu sözleşmeler kapsamında KDV oranının %20 uygulanması gerektiğinin değerlendirilmesi halinde 144.659, 53 TL' nin KDV (Tevkifat Oranı) olduğu değerlendirmesinde bulunulduğu, itiraz üzerine bu defa bilirkişi heyetince 23.03.2022 tarih GIB2022000000012 numaralı 797.414,24 TL meblağlı faturaya davacı yanca süresinde itiraz edilmiş olması nedeniyle değerlendirme içerisine alınmadığı ve yine taraflar arasında tevkifat sözleşmesi bulunmadığı halde eksik değerlendirme içerisine alınan bakiye üzerinden %20 KDV tevkifatına gidildiği, mahkemece de söz konusu hatalı 3 rapor üzerinden karar verildiği, tevkifatlı fatura durumunun; faturadaki vergi kaleminin bir kısmının alıcı, kalan kısmının da satıcı tarafından ödenmesini sağlayan fatura türü olduğu, fatura kesilirken vergi tutarından, belirli oranlar doğrultusunda kesinti yapıldığı, yapılan kesintinin ise tarafların ödeyeceği vergi tutarını gösterdiği durumlar olduğu, tevkifatlı faturanın zorunlu bulunduğu durumların ise; özel güvenlik hizmetleri, yapı denetim hizmetleri, servis taşımacılığı hizmeti, yemek servisi ve organizasyon hizmetleri, etüt, danışmanlık, denetim gibi hizmetleri, iş gücü temin hizmetleri, bina, duvar, pano, dergi gibi mecralara verilen reklamlar, ticari reklam hizmetleri, ağaç ve orman ürünleri teslimi, baskı ve basım hizmetleri, pamuk, yün, tiftik, post ve deri teslimi, fason olarak yaptırılan tekstil işleri, şeklinde açıklandığı, yine 16.02.2021 tarihli KDV Tevkifatı Uygulamasına İlişkin Tebliğ kapsamında alıcının, belirlenmiş alıcılar arasında yer almaması veya KDV mükelleflerine yapılan yapım işi bedelinin 5 milyon TL’nin altında olması halinde, ilk yüklenicinin ve alt yüklenicilerin bu kapsamdaki hizmetleri tevkifata tabi tutulmayacağının açıklandığı, hal böyle iken taraflar arasında gerçekleştirilen eser sözleşmesine konu kalemlerin tevkifatlı fatura zorunluluğu kapsamında bulunmadığı, bu nedenle mahkeme gerekçe ve hükmünün aksine kalan bakiye meblağın tevkifat kısmına yorumlanmasının açıkça hatalı değerlendirme içerisinde kalmakta olduğu, nitekim taraflar arasında akdedilen sözleşme içeriğinde dahi tevkifatlı fatura kesileceğine dair bir ibarenin mevcut olmadığı, karşılıklı yazışmalarda da böyle bir istemin bulunmadığı ve yargılama konusu meblağa kadar kesilen faturaların normal kesilmiş olmasına karşın davacı yanca herhangi bir itiraz veya iade de dahi bulunulmamış olduğu ortada iken hatalı ve birbirinden farklı bilirkişi heyeti raporları gerekçe olarak alınarak usul ve yasaya aykırı şekilde bakiye meblağın belirlenmesinin doğru bulunmadığı, keşif istemlerinin dikkate alınmadığı, rapor ve tespit arasında farklılık olmasına karşın (hiçbir sözleşme fatura içeriğinde 314 adet kapı bulunmamasına karşın hesaplamanın söz konusu adetler üzerinden gidilmesi), ıslak imzalı davacı çalışan teslim formunun dosyada mevcut bulunmasına karşın salt işten çıkış belgesi üzerinden teslim alınan malların hesaplamaya katılmaması ile D. İş dosyasında belirlenen toplam rakam üzerinden hangi kriterler kullanılarak yeniden iskonto oranının düşüldüğünün açıklanamamış olması, davacı yanca iadesi gerçekleştirilen 23.03.2022 tarih GIB2022000000012 numaralı faturanın davacı yan çalışanına teslimi mevcut iken yerel mahkemece davacı çalışan imza örnek karşılaştırılmasına gidilmesi gerektiğinin göz ardı edildiği gerçeği karşısında hiçbir beyan ve delillerinin tam anlamıyla değerlendirme içerisine alınmayarak salt davacının iddiaları üzerinden hüküm kurulan mahkeme kararının hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerice istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal
düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davada talep konusu olan yargılama gideri niteliğindeki tespit masraflarına ilişkin kabul ve redde yönelik mahkeme kararında bir gerekçe olmadığı gibi kabul ve redde yönelik hüküm oluşturulmadığı anlaşılmakla, mahkemesince HMK'nın 305/A maddesi gereğince tamamlayıcı hüküm kurulacağının tabii bulunmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 22.660,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.679,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.981,10 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 16/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır