İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, eski ortağın şirket ortaklık payı ve işçilik alacakları taleplerinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki belge, davalı şirkette hem ortak hem de çalışan sıfatıyla görev yapmış olan davacının, ödenmeyen fazla mesai, yıllık izin, genel tatil ücretleri ve kıdem tazminatının yanı sıra, hisseleri kayıtlarda başka birine devredilmesine rağmen kendisine ödenmeyen ortaklık payı alacaklarının tahsili talebiyle açtığı alacak davasının ilk derece mahkemesince davalı tarafın zamanaşımı defi ileri sürmesi üzerine reddedilmesi kararının incelenmesini içermektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1330
KARAR NO : 2026/1664
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2026
NUMARASI : 2026/246 Esas - 2026/415 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkette hem ortak hem de çalışan olarak 2004 yılı Nisan ayından 2016 yılının Şubat ayına kadar çalıştığını, müvekkilinin pazarlama, planlama, proje mağaza müdürü ve servis şoförü olarak çalıştığını, işyerinde en son aylık 2.800,00 TL net ücret ile çalıştığını, yemeğin işverince karşılandığını, müvekkilinin haftada 6 gün 07:30-08:00-19:00-19:30 saatleri arasında çalıştığını, müvekkilinin fazla mesaiden kaynaklanan hakları ödenmediğini, müvekkilinin yıllık izin hakkından sadece son üç yıl l’er hafta 2016 yılı ramazan ayında 15 gün yararlanabildiğini, müvekkilinin resmi tatillerde çalışmış olmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, müvekkiline ortağı tarafından şirkete ortak olacak diğer kişinin resmi olarak kayıtlarda sadece bir kişinin ismi gösterilmesinin istenilmesi gerektiğinin belirtilerek hisselerinin kayıtlar üzerinden devralındığını, ancak daha sonra müvekkiline sadece bir işçi muamelesi yapılarak hissesine ilişkin ödeme yapılmadığını, müvekkilinin en son belirtilen tarihte fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi ortaklıktan kendisine ödenmesi gereken paranın ödenmemesi gibi sebeplerden haklı nedenle işten ayrıldığını, müvekkiline işten çıkarken bir takım evraklar imzalattırıldığını, ayrıca müvekkilime işten ayrılırken 10.000,00 TL tazminat adı altına ödeme yapıldığını belirterek; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL genel tatil ücreti, 10.000,00 TL yıllık izin ücreti, 30.000,00 TL fazla mesai ücreti, 70.000,00 TL Ortaklık payından ödenmesi gereken miktardan bir kısmı olmak üzere toplam 151.000,00 TL'nin iş akdinin feshi tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte ödenmesini ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesindeki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinin tetkikinde davacı talepleri arasında, davacının şirkette ortaklık payından ödenmesi gereken miktarın ödendiğini, davacının ortaklık payından kastının hisse bedeli ise bunın şirketi izam etmeyeceğini, şayet ortaklık kar payı kastedilmiş ise de davacının ortaklıkta kar payı alacağının da söz konusu olmadığını, her iki hususta da T.T.K. hükümleri uyarınca vaki bir talep olduğundan görevli mahkemenin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek öncelikle bu konuda davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı alacak istemli dava olup davacı taraf davalı şirketteki paylarının şirkete ortak olacak diğer kişinin resmi olarak kayıtlarda sadece bir kişinin ismi gösterilmesinin istenilmesi gerektiğinin belirtilerek hisselerinin kayıtlar üzerinden devralındığını, ancak daha sonra müvekkiline sadece bir işçi muamelesi yapılarak hissesine ilişkin ödeme yapılmadığını iddia etmiş davacının dava dilekçesindeki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinin tetkikinde davacı talepleri arasında, davacının şirkette ortaklık payından ödenmesi gereken miktarın ödendiğini, davacının ortaklık payından kastının hisse bedeli ise bunın şirketi izam etmeyeceğini, şayet ortaklık kar payı kastedilmiş ise de davacının ortaklıkta kar payı alacağının da söz konusu olmadığını davanın zamanaşımına uğradığını savunmuş olup bu kapsamda davanın BK' nun 147/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, eldeki davada 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususlarının incelenmesi gerekeceği, davanın açılış tarihinin ;26/02/2017 tarihi olduğu anlaşılmış olup davalı şirket ticaret sicil kayıtlarına göre; davacının 15/06/2005-25/02/2009 tarihinde davalı şirket ortağı olduğu , davacı taraf Beşiktaş 5. Noterliğinin 25/02/2009 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devri Sözlemesi ile davalı şirketteki hisslerinin tamamının ... devrettiği, davalı şirketin 25/02/2009 tarih ve 2009/1 tarihli ...Kararı ile de davacının şirkettten ayrılmasına karar verildiği bu haliyle 25/02/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ve dava açılış tarihi olan 26/02/2017 tarihi arasında zamanaşımı süresi dolduğu anlaşılmakla davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamasına karşın zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının süre uzatım dilekçesinde dava dilekçesinin kendisine 15.03.2017 tarihinde tebliğ olduğunu belirttiğini, mahkemece 23.03.2017 tarihli ara karar ile davalının cevap süresinin bitiminden itibaren 2 hafta uzatılmasına karar verildiğini, davalıya dava dilekçesinin 15.03.2017 tarihinde tebliğ edildiğinden toplam 4 hafta olan sürenin son gününün 12.04.2017 tarihi olduğunu, buna karşın davalı tarafından yasal süre geçtikten sonra 17.04.2017 tarihinde cevap dilekçesi sunulduğunu, davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığından zamanaşımı definde bulunulamayacağını, davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve zamanaşımı definde bulunulmasına muvafakati olmadığı gözetilerek kararın kaldırılması ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesini, aksi kanaatte ise de şirket esas sözleşmesinde ortaklar arasında pay devrine ilişkin hüküm bulunması halinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağından kararın kaldırılması dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesini, itirazları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmşitir.
GEREKÇE:Dava, şirket ortaklığından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Dosyaya sunulu ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde 22.06.2005 tarih 6330 Sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilana göre davacının davalı şirkete ait 100 hisse payı içerisinde, 10 hisse ile kurucu ortak olduğu, 19.10.2006 tarih 6667 Sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilana göre 13.10.2006 tarihli “Hisse Devri ve Müdür Tayini” konulu kararı gereğince davacının 39 hisse payı alarak, şirketteki payını 49 hisseye çıkardığı, 13.03.2009 tarih 7269 Sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilana göre Beşiktaş 5. Noterliği'nin 25.02.2009 Tarih ve ... Yevmiye No'lu hisse devir ve temlik sözleşmesi ile davacının şirket hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça hisse devri sözleşmesi ile davalı şirketteki hissesinin devredildiği ancak hissesine ilişkin ödeme yapılmadığı iddia edilmiş olup, davacının talebi, ortaklıktan çıkarıldığı dönemdeki hisse bedelinin tespit edilmesi ve ortaklık payının belirlenmesine ilişkindir.
Zamanaşımı, bir talep ve dava hakkının kanunda belirtilen süre içinde kullanılmaması halinde, usul hukukunca öngörülen şekilde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur. Usul hukuku anlamında ise bir defi olup, bütün öteki savunmalarda olduğu gibi ve özellikle itiraz nedenlerinden farklı olarak, savunulmadığı takdirde mahkemece re'sen de gözetilemez ve uygulanamaz. Zamanaşımı defi, savunmanın genişletilmesi yasağının başladığı ana kadar ileri sürülebilir. Bu bakımdan, zamanaşımı def'inin, cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile (dilekçeler aşamasında) serbestçe, ön inceleme aşamasında ancak karşı tarafın açık muvafakati ile, ön inceleme duruşmasına karşı tarafın mazeretsiz gelmemesi durumunda ise onun muvafakati aranmadan ileri sürülmesi mümkündür (HMK m. 141). Ön inceleme aşamasından tahkikat aşamasına geçildikten sonra ileri sürülmesi ise mümkün değildir, aksi halde, davacının da buna karşı savunmanın genişletildiğini ileri sürerek karşı koyma hakkı vardır.
Dosya kapsamından, dava dilekçesinin davalıya 15.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının cevap verme süresinin uzatılması talebinin mahkemece kabul edilerek dava dilekçesine cevap verme süresinin, cevap süresinin bitiminden itibaren iki hafta uzatılmasına karar verildiği, cevap süresinin 29.03.2017 tarihinde sona erdiği ancak uzatma süresinin dolduğu tarihten sonraki bir tarih olan 17.04.2017 tarihinde cevap dilekçesinin sunulduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmuş ise de davacının buna açıkça muvafakat etmediği gözetildiğinde davalının usulüne uygun bir zamanaşımı defi de bulunmamaktadır. Bu durumda davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin reddiyle işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/09/2026