Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan tutuklu sanıklar hakkında bozma üzerine verilen mahkûmiyet hükümlerini temyiz itirazlarını reddederek onadı.
Özet: Temyiz mercii, hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik olarak, hem katılanlar vekilinin daha yüksek cezalar ve beraat kararının yerinde olmadığı yönündeki talepleri hem de sanık müdafilerinin kararın gerekçesizliği, delil yetersizliği, adil yargılanma hakkı ihlali, suç kastının bulunmadığı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiği iddialarıyla sundukları temyiz başvurularını incelemiş ve bu başvurularda hukuka aykırılık bulunmadığına kanaat getirerek, hükmolunan mahkumiyetleri oy birliğiyle onamıştır.

T U T U K L U
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/4396 E., 2026/176 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve hükmedilen cezanın türü ve süresine göre sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, sanıklar ... ve ... yönünden 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasının yerinde olmadığına, sanıklar hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, sanık ... hakkında tahliye kararı verilmesinin yerinde olmadığına; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, kararın gerekçe içermediğine, sanığın mahkûmiyetine dair yeterli delil bulunmadığına, öncelikle sanığın atılı suçu işlemediğine ancak bir an için işlediği düşünülse bile TCK'nın 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiğine, adîl yargılanma hakkının ihlâl edildiğine, tanık beyanlarının dikkate alınmadığına, salt telefon görüşmelerinin atılı suçu işlediğine delil olamayacağına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suç kastının ve iştirak iradesinin bulunmadığına, mahkûmiyetine dair yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ve orantılılık ilkesinin ihlâl edildiğine, kararın gerekçe içermediğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, üst sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların mahkûmiyetlerine dair verilen kararlar hukuka uygun bulunduğundan, katılanlar vekili ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, usûl ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.