3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunda, parsel yüzölçümü eksikliği iddiaları ve sınır tespitindeki uyuşmazlığın, bozma kararına uyularak yeniden değerlendirilmesi.
Özet: 3402 sayılı Kanun kapsamında yapılan uygulama kadastrosu neticesinde davacıların parsel yüzölçümünün eksik belirlendiği ve komşu parselden kaynaklandığı iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik ilk kararı eksik inceleme nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmuştur; bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada, dosyadaki teknik belgeler, yeni keşif ve bilirkişi raporları, arazi ölçümleri ile hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinin incelenmesi sonucunda, yenileme kadastrosuyla tespit edilen sınırların ve yüzölçümünün mevcut duruma ve teknik verilere uygun olduğu, davacı tarafın ileri sürdüğü sınırın ise hem yenileme hem de ilk tesis kadastrosu kayıtlarıyla çeliştiği belirlenerek, davanın esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
8. Hukuk Dairesi         2025/5830 E.  ,  2026/4339 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/22 E., 2025/69 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Sinop ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sırasında, tapuda davacılar ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 1 41... parsel sayılı 960,56 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 10... parsel numarasıyla 1.016,82 m² yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve arkadaşları adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1 41... parsel sayılı 1.415,97 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1 10... parsel numarasıyla 1.578,68 m² yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda davacılara ait Sinop ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 10... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ve bu eksikliğin komşu parselden kaynaklandığını ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... ortak cevap dilekçelerinde; 1 10... parsel ile 1 10... parsel arasındaki sınırın 30-40 yılı aşkın süredir değişmediğini, tespitin ve sınırların nasıl yapıldığı konusunda bilgilerinin olmadığını, 2010 yılında yapılan kadastro çalışmasının 1992 yılında yapılan kadastro çalışmalarındaki teknik hataları düzeltmek kastı ile yapılmış olduğunu, 2010 yılındaki kadastro tutanaklarında 26... parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınırın sabit sınır olarak gösterildiğini, davalıların yıllardır taşınmazları mevcut sınırı ile kullandıklarını, davacıların taşınmazından yer alma ve müdahalede bulunma gibi bir kasıtlarının bulunmadığını, kadastro çalışmalarına müdahalenin söz konusu olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2015/1 15... /146 Karar sayılı kararı ile, ''davalı taşınmazın kuzey ve batı sınırı krokide 57, 58, 60 incir ağacı, 74, 75, 76, 77... noktalarının bulunduğu, zeminde kazıklarla belirlendiği, davacının keşifte alınan beyanında zeminde mevcut kazıkların dışında kalan kısmın davalı taşınmaza ilave edildiğini iddia etse de bu kazıkların 78, 77, 76... noktalarında bulunduğu, 2010 kadastro çapı ile örtüştüğü, krokide (F) harfiyle gösterilen kısmın davacılara ait olduğunun davacı, davalı ve mahalli bilirkişi tanıklarıyla da doğrulanamadığı, davalı taşınmazın doğusunda 60 58... numaralı noktaların 92 kadastrosuyla örtüştüğü, yenileme kadastrosunda krokide (E), (C), (B) ve (D) harfleriyle gösterilen ve evvelinde yol olarak terk edilen kısmın davalı ve davacı taşınmazlara dahil edildiği, davacı tarafın kendi taşınmazının yola bakan cephesinde krokide 67, 66... noktaları arasına avlu duvarı inşa ettiği, tanık beyanlarıyla davalı taşınmazın doğu sınırının 58, 57... noktaları olduğunun doğrulandığı, yenileme kadastrosunda taraf taşınmazlarının sınırlarının belirlenmesinde davacı taşınmaz aleyhine tespit yapılmadığı'' gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 29.06.2016 tarihli ve 2015/1 15... /146 Karar sayılı kararına karşı davacılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve 2020/343 Esas, 2020/707 Karar sayılı ilamıyla, "eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, ''taşınmazların ilk tesis kadastrosu sırasında 1 41... ve 27 parsel numarası altında tahdit ve tespitinin yapılmış olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yenileme işlemine tabi tutularak 1 10... ve 27 parsel numarası adı altında tescil edildiği, dava konusu taşınmazların sınırlarının, teknik belgelerin incelenmesi ve alınan beyanlar dogrultusunda değerlendirilerek sabit sınır olarak belirlendigi ve paftaların buna uygun olarak düzenlendiği, yeniden keşif ve alınan raporlar neticesinde taraflar arasında sabit bir sınır bulunmadığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde yapılan ölçümler sonucunda arazide yer alan ahşap kazıkların yenileme kadastrosuna birebir uyduğu, davacının iddia ettiği sınırın yenileme kadastrosunda yer alan sınırla uyuşmadığı, ilk tesis kadastrosuyla da uyumsuz olduğunun tespit edildiği, hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinin bilirkişiler tarafından incelemesinde davacılar ile davalılar arasında herhangi bir doğal sınırın yer almadığının tespit edildiği, yenileme kadastrosunda taraf taşınmazlarının sınırlarının belirlenmesinde davacı taşınmaz aleyhine tespit yapılmadığının tespit edildiği, tanık beyanlarına göre sınırlar arasına çakılan kazıkların eskidikçe aynı yere yenilerinin çakıldığı, kadastro tutanaklarında bir hata bulunmadığı,mevcut haliyle sınırların doğru olduğu '' gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlar yönünden 1992 yılı kadastrosu ile belirlenen sınırlar ile 2010 yılı kadastro sınır belirlemesinin çakıştırılmasının yapılması gerekmesine karşın fen bilirkişisince düzenlenen kök ve ek raporda çakıştırma işleminin hükme ve denetime açık şekilde yapılmadığını, fen bilirkişisi ek raporunda rapora ek olan krokide tescili sağlayacak nitelikte koordinatlar vs. hususların belirlenmediğini, yalnızca fark olan metrekarelerin belirtilip basit krokiye bağlandığını, bilirkişi raporunun denetime açık ve hükme esas alınır nitelikte olmadığını, müvekkillerinin ve davalının taşınmazında yenileme kadastral çalışmasını gerektirecek başta sabit sınırda hata dahil fiili bir durumun bulunmadığını, davalıların tespit sonrası çakmış oldukları ağaç kazıkların sabit sınır vasfını taşımadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme kararları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ait tesis ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu, taşınmazın tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, uygulama kadastrosu ile taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıkların çözümlenemeyeceği göz önünde bulundurulmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.