3402 sayılı Kanun kapsamında yapılan uygulama kadastrosu sonrası taşınmaz yüzölçümü azalması iddiasıyla açılan davada hak düşürücü süre ve husumet incelemesi.
Özet: Uygulama kadastrosu sonucunda taşınmazının yüzölçümünün azaldığını iddia eden davacının, tapu kaydının eski hale getirilmesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, yapılan kadastro çalışmalarında teknik bir hata bulunmadığını, davacının taşınmazında bir yüzölçüm azalması olmadığını, davalı idare aleyhine husumet şartının oluşmadığını ve diğer davalının müdahalenin meni yönündeki talebinin usulüne uygun bir karşı dava niteliği taşımadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1613 E., 2025/1489 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Geyve 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/480 E., 2023/619 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 1171 parsel sayılı 460,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 67... parsel numarasıyla 481,43 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1172 parsel sayılı 1.520,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1 67... parsel numarasıyla 1.510,72 metrekare yüzölçümlü olarak olarak tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıya ait Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 67... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bölgede kadastro işlemlerinin 1960'lı yıllarda tamamlandığını ve kesinleştiğini, 3402 sayılı Kanun’un (3402 sayılı Kanun) amir hükmüne göre kadastro tespitine itiraz davalarının 30 günlük ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemelerinde, 30 günden sonrası için ise tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık süre içerisinde genel mahkemelerde ileri sürülmesi gerektiğini, davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davaya konu taşınmazın 2014 yılında güncelleme kadastrosuna tabi tutulduğunu, güncelleme kadastrosunun yeni bir kadastro işlemi sayılmayıp, sınırlandırma, ölçü ve hesap hatalarından kaynaklanan hataları gidermek üzere yapılan bir idari işlem olduğunu, 1 67... parselin tapulama tutanağındaki yüzölçüm ile güncelleme kadastrosundaki yüzölçüm farkının 1,43 metrekare olduğunu, 1 67... parseldeki taşınmaz da ise güncelleme kadastrosu sonucu 10,72 metrekarelik yüzölçüm farkı meydana gelmesinin davacının iddiasının yersiz olduğunu gösterdiğini, 1 67... parselde meydana gelen azalmanın 1 67... parselde kayıtlı taşınmaz maliki lehine artıştan kaynaklanması nedeniyle, husumetin sadece diğer davalı ... 'na yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilli idare aleyhine açılan davanın da husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının tüm iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, tümünü reddettiğini, davacı tarafın taşınmazını işgal ederek konut yaptığını, işgalin biran önce sonlandırılması gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, '' dava konusu 1 67... parsel sayılı taşınmazın yörede 1960 yılında yapılan tesis kadastrosu uygulamasıyla 481,43 metrekare yüzölçümüyle tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca bölgede yapılan kadastro yenileme çalışmaları neticesinde 20.04.2015 tarihli tescille 1 67... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 481,43 metrekare olarak tespit edildiği, davacı ...'ın taşınmazı 26.10.2015 tarihinde satın aldığı, davacı taraf dava konusu kadastro çalışmalarında yanlışlık yapılarak dava konusu taşınmazın sınırlarının kaydığını iddia etmiş ise de; hava fotoğraflarının ve uygulama kadastrosuna ilişkin belgelerin zemine uygulanması neticesinde 11 parselin doğu ve 12 parselin batı kısımlarının teknik belgelerde gösterildiği şekilde hata bulunmadığı, sınırların uyuştuğu bilirkişi raporlarında belirtildiği, 1960 yılında yapılan ilk kadastro tespiti ile 2014 yılında yapılan ve 2015 yılında tescil edilen yenileme kadastro sınırlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, dava konusu 11 parselin yüzölçümünde metrekare cinsinden herhangi bir azalmanın da meydana gelmediği, davalı ... Müdürlüğü açısından yapılan değerlendirmede, dava dilekçesi içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının parselinin bir kısmının davalı parsele kayma iddiası niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından bu davalı açısından husumetten reddine karar verildiği, davalı ... vekilinin müdahalenin meni talebinin değerlendirilmesinde, HMK'nin madde 133. maddesine karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılabileceği, süresinden sonra karşı dava açılması halinde, Mahkeme davaların ayrılmasına karar verilebileceği hükmüne haiz olduğu, karşı davanın ancak karşı dava ifadesinin belirtilerek cevap dilekçesi veya cevap dilekçesi verme süresi içerisinde ayrı bir dilekçe vermekle açılabileceği, somut olayda cevap dilekçesinde böyle bir ifadenin bulunmadığı, bu talebin ayrı bir davanın konusu olması nedeniyle hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmediği, vekalet ücreti açısından yapılan değerlendirmede, davalı ... Müdürlüğü açısından dava husumetten reddolunmakla maktu vekalet ücretine, diğer davalı açısından esastan reddolunmakla nispi vekalet ücretine hükmedildiği, ret sebepleri ayrı olduğundan iki ayrı vekalet ücretine hükmolunduğu'' gerekçesiyle, davanın davalı ... Müdürlüğü yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden esastan reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları, ifraz haritaları ile ortofoto ve eski tarihli hava fotoğrafının, ölçü ve sınırlandırma krokilerinin harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik olarak ve ortofoto haritada dava konusu yerin çevresindeki kadastral parsellerle karşılaştırmalı olarak tesis kadastrosu ile yenileme ile oluşan tüm sınırlarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile Kadastro Güncelleme Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığı, taşınmazdaki alan farklılığının alan hesaplama yöntemindeki teknik yetersizlikten kaynaklandığı, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, teknik yetersizlik olmasa bile kadastro tespitinden sonra taşınmazı çapa dayalı olarak satın alan kişinin, kadastro tespitinden önceki nedenlere dayanarak hak talep etmesinin mümkün olmadığı, hakkının satın aldığı çapla sınırlı olduğu, davacı adına kayıtlı 1 67... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastosu askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine 20.04.2025 tarihinde dava dışı ... mirasçıları adına tapuya tescil edilmiş olduğu, davacının 26.10.2025 tarihinde taşınmazı tapuda çapa dayalı olarak satın aldığı, çapla birlikte kadastrodan önceki sebeplere dayalı dava açma hakkının devralındığının iddia ve ispat edilemediği'' gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın yeniden esası ile ilgili olarak, davalı ... Müdürlüğü yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden reddi ile davalı ... lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; kadastro tespitinin müvekkillinin yokluğunda icra olunduğunu, köy muhtarı, ihtiyar heyeti azası, vekili veya başkaca selahiyet sahibi 3. kişinin ölçüme nezaret etmediğini, dava konusu taşınmazın çok büyük bir kısmının davalının maliki bulunduğu 1 67... numaralı komşu parsele dahil edildiğini, hatalı kadastro tespiti nedeni ile müvekkilinin büyük oranda maddi ve manevi mağduriyetinin olduğunu, icranın durdurulmasını beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,732,00 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.