Uygulama kadastrosu sonrası taşınmaz sınırlarında oluşan yüzölçüm uyuşmazlığından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda kendi tapulu taşınmazının yaklaşık 450 m²lik bir kısmının haksız yere davalıya ait komşu parsele dahil edildiğini iddia ederek, kadimden beri değişmeyen kullanım şekline aykırı bu durumun düzeltilmesini ve söz konusu alanın kendi parseline eklenmesini talep etmiştir; davalı ise, davacının husumet ehliyeti olmadığını, davanın süresinde açılmadığını ve mevcut durumun kadimden beri değişmediğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, teknik bilirkişi raporları ve yenileme kadastrosu çalışmalarının ilk tesis kadastrosundaki pafta sınırlarını değiştiremeyeceği gerekçesiyle davacının davasını kabul ederek, ihtilaflı alanın davalı parselinden iptal edilerek davacı parseline eklenmesine, böylece parsel yüzölçümlerinin düzeltilmesine ve davalının taşınmazında bulunan tescilsiz yapıların tecavüzlü olduğuna dair şerh düşülmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1268 E., 2025/985 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/69 E., 2022/279 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Bartın ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 228 parsel sayılı 1.100,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 04... parsel numarasıyla 755,67 m² yüzölçümlü olarak ve tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 226 parsel sayılı 3.950,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1 04... parsel numarasıyla 4.862,84 m² yüzölçümlü olarak olarak tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıya ait Bartın ili ... ilçesi ... köyü 1 04... parsel sayılı 1.100,00 m² yüzölçümlü taşınmazda yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarında, hakkaniyete aykırı olarak taşınmazın yaklaşık 450,00 m²lik kısmının davalıya ait komşu taşınmaza dahil olduğunu, kadimden beri taşınmazların kullanım şeklinin hiç değişmediğini, uygulama kadastrosunda davacının fiilen kullandığı kısmın davalıların arazisine tesis edildiğini ve davacının maddi zarara uğradığını, davalıların taşınmazına dahil olan kısmı davalıların 2015 yılından beridir kullandığını, davacı dışındaki 11 hissedarın davanın açılmasına muvafakati olduğunu, iki taşınmaz arasındaki sınırın 1 04... parselden iptali ile bu kısmın davacı uhdesinde bulunan 1 04... parsele ilavesi suretiyle tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının yalnızca 13/80'lik kısmına sahip olduğu kayıtlarla sabit olan taşınmaza ilişkin, tapu iptali ve tescili davası açmasında hukuki yararı olmadığını, davanın usulden reddedilmesini, davanın aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, paylı mülkiyetle hisselendirilmiş olan taşınmazda davacıdan başka 11 hissedarın daha bulunduğunu, hissedarların hiçbirinin bu davanın açılmasına muvafakati bulunmadığını, davacının paylı mülkiyete tabi taşınmaza ilişkin tek başına dava açmasının mümkün olmadığını, davacının tek başına taraf sıfatına sahip olmadığını, davanın aktif husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın kanuni süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın kadimden beridir mevcut haliyle kullanıldığını, müvekkiline ait olan ev ve ahırların 1980'li yıllarda inşaa edildiğini, taşınmazların kullanım şeklinin hiç değişmediğini, ilk tesis kadastrosu ile belirlenen sınır ile yenileme kadastrosu ile belirlenen sınırın aynı olduğunu, müvekkilinin taşınmazının yüz ölçümünde ciddi bir değişiklik olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''teknik bilirkişi tarafından tanzim edilen raporlarda tesis kadastrosu ve yenileme kadastrosu arasında (C) ve (D) harfleriyle gösterilen alan yönünden farklılığın bulunduğu, hava fotoğraflarında belirgin sınırın gözükmediği, davalılar tarafından yapılan evin tescilli olmadığı, tesis kadastrosundan sonra yapıldığı, uygulama kadastrosunda sabit sınırların esas alındığı, yenileme çalışmaları ile tesis kadastrosunda tespit edilen ve kesinleşen sınırların değiştirilemeyeceği, yenileme çalışmalarında geçerli sınır (ilk tesis kadastrosundaki pafta sınırı) alınması gerektiği, davacının davasında haklı olduğu, uygulama kadastrosuna karşı açılan davaların taşınmazın aynına ilişkin olmadığından maktu harca tabi olduğu, davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiği" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 1 04... ve 18 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptaline, teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04.04.2022 tarihli raporun ekinde yer alan krokide (C) ve (D) harfleriyle gösterilen 1 04... parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer alan toplam 615,34 m²lik kısmın tapu kaydının ifrazen iptali ile 1 04... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, 1 04... parsel sayılı taşınmazın 1.371,01 m² yüzölçümünde, 1 04... parsel sayılı taşınmazın 4.247,50 m² yüzölçümünde tapuya tesciline,1 04... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "1 04... parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan tescilsiz binanın 24,58 m² yüzölçümünün ve ahırın 34,76 m²sinin taşınmaza tecavüzlü olduğuna" ilişkin şerh verilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi, tutanak tanık beyanları ve bu beyanları destekleyen bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan güncelleme kadastrosu paftaları ile ortofoto ve eski tarihli hava fotoğrafının, ölçü ve sınırlandırma krokilerinin tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik olarak ve ortofoto haritada dava konusu yerin çevresindeki kadastral parsellerle karşılaştırmalı olarak tesis kadastrosu ve güncelleme ile oluşan tüm sınırlarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a madde uygulaması sonucu iki parsel arasındaki sınırın geçerli sınır olarak kabul edilmesi gerekirken, uygulama kadastrosu sırasında sabit sınır olarak alındığı, eski pafta sınırına uyulmadığı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının yalnızca 13/80'lik kısmına sahip olduğu taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescili davası açmasında hukuki yararı olmadığını, aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesini, davacının tek başına taraf sıfatına sahip olmadığını, hukuki yarar ve husumet itirazları olduğunu,taşınmazın bir kısmının 3. bir şahsa ait olduğunu, zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olduğunu, yalnızca müvekkilline dava açılması sebebiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının talebiyle bağlı kalmayarak müvekkiline ait taşınmazdan 450,00 m²'den fazla olacak şekilde karar verildiğini, yenileme kadastrosu ile yapılan işlemin usule ve kanuna uygun olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalarıyla benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporuyla yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme kararları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, inşaat mühendisi bilirkişisi ve harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış, uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmayan, yukarıda açıklanan ilkeler esas alınmadan hazırlanan eksik ve yetersiz teknik bilirkişi kurulu raporuna değer verilerek hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince, öncelikle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ile inşaat mühendisi bilirkişisi ve harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılarak, ilgili yönetmelik gereği davacıya ait taşınmazın sınırlarının zeminde ne şekilde bulunduğunu irdeleyen, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasını ayrı renklerle çakıştırmalı şekilde gösteren, ölçü krokisindeki evlerin denetlenmesi suretiyle aynı ev mi yeni ev mi oldukları değerlendirilerek, tesis kadastrosu tarihindeki hava fotoğrafları üzerinde taşınmazların ortak sınırının işaretlendiği, davacının taşınmazındaki eksikliğin nedenlerini açıklayan, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, düzenlenecek raporda, tesis kadastrosu sırasında ölçülen ve belirlenen nokta ve sınırların ne olduğu, ölçü krokisinde belirtilen sınır noktalarının paftaya doğru olarak aktarılıp aktarılmadığı özellikle irdelenmeli ve tersimat hatası bulunup bulunmadığı tereddütsüz olarak belirlenmeli, tersimat hatası bulunmadığının tespiti halinde, tesis kadastrosu sırasında ölçüme esas alınmayan nokta ve sınırlara göre mülkiyet sınırını değiştirecek, bir başka ifadeyle mülkiyet aktarımına neden olacak şekilde uygulama kadastrosu yapılmasının mümkün olamayacağı göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.