3402 sayılı Kanun Geçici 8. madde kapsamında, Düzcedeki orman vasfını yitirmiş arazide zilyetlikle kazanılan taşınmazın Hazine davasının reddi ve özel mülkiyetin tescili.
Özet: Düzce ilinde kadastro çalışmasıyla davalıların murisi adına tespit edilen 2.391,26 metrekarelik taşınmazın, Hazine tarafından orman olduğu gerekçesiyle tescilinin iptali talep edilmiştir; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, taşınmazın 1940lardan bu yana orman vasfında olmadığını, davalıların murisinin taşınmaz üzerinde 20 yıllık zilyetlik ve imar-ihya koşullarını, orman kadastrosunun 2003te kesinleşmesinden çok önce tamamladığını belirleyerek, davayı reddetmiş ve taşınmazın kadastro tespitine göre tesciline hükmetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/5677 E.  ,  2026/4335 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1865 E., 2025/1384 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/30 E., 2023/64 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Düzce ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 3 70... parsel sayılı 2.391,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla, davalıların murisi ... adına tespit edilmiştir.
2. İtirazı Kadastro Komisyonu tarafından reddedilen davacı ... vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda Düzce ili ... ilçesi ... Mahallesi 3 70... parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit gördüğünü, yörede 1966 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan kadastro çalışmasında taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle olmayıp, fiili kullanım olmadığından tescil harici bırakıldığını, bu durumun parselin kuzeyinde ve güneyinde tescil edilen parsellerden anlaşıldığını, 3302 sayılı Kanun kapsamındaki orman kadastro çalışmalarının 2003 yılında kesinleştiğinden 20 yıllık sürenin dolmadığını, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar da davalının sürdürdüğü zilyetliğin hukuki sonuç doğurmayacağını, hukuki sonuç doğurması için zilyetliğin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra başlayacağını, bilgilendirme ilanına yapılan itirazın da reddedildiğini ileri sürerek, taşınmaza ilişkin tespitin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuka ve usule aykırı olduğunu, müvekkilleri olan davalıların murisi ...'ın kazanılmış bir hakkı olduğunu, taşınmazın 1960 yılların başında ormandan açıldığını, açılmasına müteakip üzerine şu anda da halen taşınmazda bulunan ev yapıldığını, bu evin tek katlı ahşap bina olduğunu, davalıların babasının baba ocağı olduğunu, dava konusu taşınmazın elektrik ve su abonelikleri olduğunu, ... murislerinin emlak beyanında bulunmuş olduğunu ve taşınmazdaki zilyetliğinin çok eski tarihlerden beri mevcut olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''dava konusu taşınmazın 1959 yılında yörede yapılan ilk tesis kadastro çalışması sırasında orman olduğu gerekçesiyle tapulama dışı bırakıldığı, orman kadastro komisyonunca yapılan ve 2003 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, orman yüksek mühendisi bilirkişisince yöntemine uygun olarak yapılan hava fotoğrafı incelemesinden en eski tarihli 1940 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın çayırlık ile kaplı orman sayılmayan yerlerden olduğu, 19 80... tarihli hava fotoğraflarında da orman sayılmayan alanda kaldığı, taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafında da orman sayılmayan alanda kalmış olması nedeniyle orman sayılmayan alanda olduğu, zilyetlikle kazanım için gerekli 20 yıllık süreyi orman kadastro tarihinden (2003 tarihinden) öncesine kadar götürülebileceği, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi, davalı tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından davalı ...'in babasından beri söz konusu taşınmazın tarımsal amaçla kullanıldığı, harita mühendisince yapılan hava fotoğrafı incelemesinde 19 80... yıllarındaki hava fotoğraflarından taşınmaz üzerinde yapı bulunduğu ve tarımsal faaliyet yapıldığı belirtildiği, ziraat mühendisi bilirkişisinin taşınmaz üzerinde yaşları 50-55 yaşlarına dayanan dut, ayva, incir, erik, ceviz gibi ağaçların bulunduğunu ve taşınmazın tarımsal amaçla kullanıldığını belirttiği, davalıların taşınmaz üzerindeki imar ihyalarının en geç 1980 yılında tamamlandığı, ... Belediye Başkanlığı yazısından taşınmazın 2017 yılında imar planına alındığı, bu tarihten önceki 20 yılda zilyetlik koşullarının oluştuğu, zilyetlikle kazanım için gerekli olan kuru ve sulu arazı nisaplarının aşılmadığı, davalı tarafın zilyetlikle kazanımının oluştuğu'' gerekçesiyle, davanın reddine ve Düzce ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 70... parsel sayılı 2.391,26 metrekare yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın kadastro güncelleme komisyon tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''keşif, alınan ve hükme esas alınmaya elverişli görülen stereoskopik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarından öncesi itibariyle ham toprak vasfında olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazın 2003 yılında kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları dışında kaldığı, nadasa yer verilmeden her yıl ekonomik olarak tarımsal üretim yapılabileceği, bölgesel ortalamasında verim alınabilecek yerlerden olduğu, keşifte elde edilen beyanların ve taşınmaz üzerinde bulunan yapı ve ürünlerin tespit maliki ve murisi evvellerinin uzun süreli kullanımını teyit ettiği, lehine taşınmaz tespit ve tescil edilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu, istinaf edenin sıfatına ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin tartışılması sonucundaki maddi olay ve hukuki değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 2003 yılında orman kadastrosunun kesinleşmesinden itibaren zilyetlik şartlarının değerlendirilmesinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın 2017 yılında imar planına alınmış olmasının kazandırıcı zilyetlik şartlarını ortadan kaldırdığını, zilyetlik şartlarının tanık beyanları dikkate alınarak kesinleşen orman kadastrosundan önce gerçekleştiği değerlendirmesinin hukuki güvenirlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.