Diyarbakırdaki 117... parselin kadastro tespiti ile ilgili olarak hazinenin zilyetlik yoluyla iktisap iddiasının reddi ve tescil talebinin istinaf ve temyiz incelemeleri sonucunda onanan kararı.
Özet: Davacı Hazinenin, Diyarbakırda bahçe vasfıyla ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla davalı gerçek kişiler adına tespit edilen bir taşınmazın kadastro tespitinin hatalı olduğu ve kendisi adına tescil edilmesi gerektiği iddiasıyla açtığı davada, davalıların dedelerinden miras kalan taşınmaz üzerinde kesintisiz zilyetliklerinin bulunduğunu savunmaları üzerine, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesi zilyetlik şartlarının gerçekleştiğine hükmetmiş, Yargıtay ise Hazinenin temyiz talebini reddederek alt mahkemelerin davalılar adına tescil kararını usul ve kanuna uygun bularak onamıştır.
8. Hukuk Dairesi         2026/418 E.  ,  2026/4322 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1667 E., 2024/1797 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/585 E., 2024/230 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 17... parsel sayılı 251,97 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla davalılar ... ve müşteekleri adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 17... parsel sayılı taşınmazla ilgili yapılan kadastro tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin ve kullanımının bulunmadığını, davalı lehine zilyetlik şartları bulunmamasına rağmen hukuka aykırı olarak davalı adına tespitin yapıldığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile İlk Derece Mahkemesince tespit edilecek vasıfla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde; taşınmazın büyük dedeleri ... oğlu ...'e ait olduğunu, buna ilişkin arazi tahrir ihbarnamesi ile 19.06.1936 tarihli ve 4, 7, 13, 15, 30... tahrir numaralı vergi kayıtlarını ibraz ettiğini, daha sonra yıllar önce mirasçılar arasında rızai taksim yapılarak taşınmazın kendilerine kaldığını, kadastro tespitinin de bu nedenle adlarına yapıldığını, taşınmazın deden bu yana kesintisiz zilyetliğinin sürdüğünü, dava konusu taşınmazın hiçbir zaman orman/mera/dere yatağı olmadığını, taşınmazın doğal yapısı nedeniyle eskiden üzerinde yer yer ağaç kümeleri bulunduğunu, ancak bu ağaç kümelerinin hiçbir zaman orman olarak kabul edilmediğini, uzunca bir süre taşınmazın tarım alanı olarak kullanılması nedeniyle üzerindeki ağaçların da söküldüğünü belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davalı Kadastro Müdürlüğünün pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde sayılan tüm şartların davalı gerçek kişi lehine gerçekleştiği" gerekçesiyle, davalı Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine, dava konusu 1 17... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve Hazineye ait yerlerden olduğunu, mülkiyet hakkı koşularının hiçbirinin oluşmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı gerçek kişi lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.