Konya Bölge Adliye Mahkemesinin, güneş enerji santrali devri sözleşmesinin iptali davasında ileri sürülen hile ve irade fesadı iddialarıyla reddedilen ihtiyati haciz ve tedbir taleplerine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı tarafından, güneş enerji santrali devrine ilişkin sözleşmelerin hile, tehdit, gabin ve irade fesadı gibi nedenlerle iptali ile hak ettiği alacakların tahsili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin yaklaşık ispat şartının oluşmadığı ve hükümle ulaşılacak sonuca tedbirle varılamayacağı gerekçeleriyle reddedilmesi üzerine, davacının bu ara karara karşı istinaf yoluna başvurarak, davalının haksız devir, varlıkları azaltma eylemleri ve uyguladığı hukuki/ekonomik baskılar nedeniyle sözleşmelerin geçersizliği, alacağın tahsili ile infazın tehlikeye girmesini önlemek amacıyla derhal ihtiyati haciz ve tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep ettiği görülmektedir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARARIN TARİHİ: 19/06/2026
NUMARASI: ... Esas
İSTİNAF EDEN DAVACI: ...
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ: Av... Av...
DAVA : Sözleşmenin İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 10/09/2026
YAZIM TARİHİ : 10/09/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan sözlemenin iptali davasında 19/06/2026 tarihinde tesis edilen ihtiyati haciz ve tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararına karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ve davalı taraf arasında ...... Mahallesindeki Güneş Enerji Santrali işletmesinin devrinden kaynaklı Cihanbeyli Noterliğinden devir sözleşmesi, sözleşmeye bağlı olarak da protokol imzalandığını, davalı tarafın protokole uymadığını, seranın satışından kaynaklı 11/12/2021 tarihli Satış sözleşmesinde alıcı olarak ne ıslak imzası ne de güvenli elektronik imzasının bulunduğunu, yine satış sözleşmesinin davalı taraf adına şahit sıfatında olan olarak ... tarafından imzalandığını, satış sözleşmesinde ve seranın tüm organizasyon ve kuruluş aşamasından satış gününe kadar danışmanlığı, yönlendirmeleri ve bilgilendirmeleri ...'ün yaptığını, 2021 tarihinde imzalanan ek protokolde de ...'ün imzasının bulunduğunu, protokolde yazan tüm maddelerin yerine getirilmediğini ve ihmal edildiğini, satış sözleşmesinde alıcı ve satıcıların net olarak belirtilmediğini, serayla ilgisi bulunmayan kişilerin tehdit ve şantaj ile taraf olduklarını, bu olayların sözleşmenin maddelerine aykırı olduğunu bu nedenlerle kanunlar çerçevesinde sözleşmelerin ve hileyle elinden alınana Güneş Enerji santralinin satışının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
TALEP: Davacı vekili 08/06/2026 tarihli talep dilekçesi ile; davalı şirket ve işlemleri fiilen yürüten ... tarafından ekonomik ve hukuki baskı uygulanarak sözleşmelerin imzalatıldığını, hile, tehdit, korkutma, gabin ve irade fesadı bulunduğunu, 28.12.2021 tarihli 2.154.900 TL bedelli faturanın ödenmediğini, müvekkiline ait GES projesinin gerçek iradesi dışında davalı adına devredildiğini, ...... nezdindeki bazı evrak ve başvurularda sahte imza bulunduğunu, sera ve ekipmanların sökülerek ortadan kaldırıldığını ve Tarım ve Orman Bakanlığına verilen taahhütlerin ihlal edildiğini, bu hususlara ilişkin olarak davalı şirket ve ... hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının malvarlığını azaltmaya yönelik tasarrufları nedeniyle alacağın tahsilinin ve hükmün infazının tehlikeye düştüğünü belirterek; hile, tehdit, korkutma, gabin ve irade fesadı nedeniyle sözleşmelerin iptalini, 28.12.2021 tarihli faturadan kaynaklanan ve 08.06.2026 tarihi itibarıyla güncel değerinin şimdilik 6.819.000 TL olduğu belirtilen alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını, davalının banka hesapları, taşınır ve taşınmaz malları, araçları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine derhal ihtiyati haciz konulmasını, dava konusu GES sistemi, bağlantı hakları, sera, ekipmanlar ve bunlarla bağlantılı malvarlığı unsurlarının üçüncü kişilere devir, temlik, satış, rehin, kiralama, tahsis ve benzeri tasarruflara konu edilmesinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesini, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin duruşma yapılmaksızın ivedilikle değerlendirilerek ilgili kurumlara müzekkere yazılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda; "...Dava dilekçesinde ve talep dilekçesinde yer verilen iddiaların gerek dilekçe ekinde eklenen belgeler gerekse de görevsiz mahkemece toplanan deliller nazarında yaklaşık ispat ölçüsünde mahkememizde olumlu kanaat oluşturmadığı, ayrıca dava neticesinde hükümle ulaşılabilecek sonuca ihtiyati tedbir kararıyla ulaşılacak şekilde karar verilmesinin mümkün olmadığı hususları dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekmiştir.
İhtiyati haciz talebine yönelik değerlendirmede ise;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup buna göre; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa...".
İİK'nin 258.maddesi uyarınca, alacaklı, alacağı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermek zorundadır.
Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Bununla birlikte, özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (HMK m.200).
Talebin niteliği ve mahiyeti, mevcut delillerin ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat derecesinde de olsa yeterli kanaati vermemesi, alacağın ayrıntılı yargılamayı ve teknik bilirkişi incelemesini gerektirmesi, tarafların hak ve menfaatlerinin dengelenmesi ve korunması ilkesi ve dosyadaki delil durumu nedenleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle; Davacı vekilinin 08/06/2026 tarihli dilekçesindeki ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, geçici hukuki korumalarda tam ispat değil yaklaşık ispatın yeterli olmasına rağmen mahkemece fiilen kesin ispat arandığını, 28.12.2021 tarihli 2.154.900 TL bedelli fatura, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren belgeler, WhatsApp yazışmaları, ...... kayıtları, GES devrine ilişkin belgeler, fotoğraflar, tanık anlatımları, sera ve üretim altyapısının sökülmesi, malvarlığı hareketleri, sahte belge ve imza iddiaları ile devam eden ceza soruşturmasının birlikte değerlendirilmesi halinde yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, mahkemenin delilleri bütünsel olarak değerlendirmeyerek her birini ayrı ele aldığını ve neden yaklaşık ispat oluşturmadıklarını somut biçimde açıklamadığını, bu nedenle kararın gerekçesiz ve istinaf denetimine elverişsiz olduğunu, GES sisteminin devredilmesi, sera ve üretim altyapısının sökülmesi, ekonomik değerlerin azaltılması, malvarlığının el değiştirmesi ve ticari yapının boşaltılması nedeniyle mal kaçırma, aciliyet ve telafisi güç zarar riskinin somut ve devam eden nitelikte olduğunu, bu durumun dava sonunda verilecek hükmün icrasını etkisiz hâle getirebileceğini, ret kararının hak arama özgürlüğü, mülkiyet hakkı, gerekçeli karar ve adil yargılanma hakkını etkisiz hâle getirdiğini belirterek; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.06.2026 tarihli ve ... E. sayılı ara kararının kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri hakkında yeniden karar verilmesine, GES sistemi, sera, ekipmanlar ve tüm haklar üzerine teminatsız ve ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine teminatsız ve ivedilikle ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemlerine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde ''Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.'' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Yasa'nın 258/1 madde ve fıkrasında ise; "İhtiyati hacze 50nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.'' hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' düzenlemesi bulunmaktadır.
HMK'nın 390. maddesinde de ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' düzenlemesi yer almaktadır.
Bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, somut olayda HMK'nın 389 ve 390. maddelerinde belirtilen ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerekli şartlar oluşmadığı gibi, İİK'nın 257 ve 258. maddelerinde belirtilen, ihtiyati haciz talep şartlarının da oluşmadığı bu nedenle, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden harç ve istinaf yargılama giderleri ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
3- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
4- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...