Hazinenin kadastro tespitiyle zilyetlik nedeniyle şahıs adına kaydedilen taşınmazın kendi adına tescili talebi üzerine, arazinin Hazine adına tescil edilip, üzerindeki samanlığın muhdesat şerhi olarak şahıs adına bırakılmasının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Hazine tarafından Diyarbakırda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle bir gerçek kişi adına tespit edilen 140,93 m² büyüklüğündeki taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve Hazine adına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin taşınmazın Hazine adına tesciline ancak üzerindeki samanlığın davalı adına muhdesat olarak beyanlar hanesine şerh düşülmesine yönelik kararının ardından, Hazinenin bu muhdesat şerhine ilişkin istinaf ve temyiz başvuruları, söz konusu şerhin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilerek bölge adliye mahkemesinin kararı onanmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2025/4353 E.  ,  2026/4313 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1433 E., 2024/1734 K.
2. Kadastro Müdürlüğü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/551 E., 2024/233 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 18... parsel sayılı 140,93 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, samanlık ve arsası vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 18... parsel sayılı taşınmazla ilgili yapılan kadastro tespitinin hukuka aykırı olduğunu, davalının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin ve kullanımının bulunmadığını, davalı lehine zilyetlik şartları bulunmamasına rağmen hukuka aykırı olarak davalı adına tespitin yapıldığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile İlk Derece Mahkemesince tespit edilecek vasıfla Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın 14.08.1936 tarihli arazi tahrir ihbarnamesi ile büyük dedesi İbrahim oğlu Resul'a ait olduğunu, daha sonra torunları tarafından kullanıldığını, yıllar önce mirasçılar arasında rızai taksim yapılarak taşınmazın ailesine ve kendisine kaldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davalı Kadastro Müdürlüğünün pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı gerçek kişinin zilyetliğinin yasanın aradığı zilyetlik süresini dolduramadığı, bu nedenlerle davacı Hazinenin davasında haklı olduğu ancak 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereğince muhdesata karar verildiği" gerekçesiyle davalı Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne, dava konusu 1 18... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile diğer nitelikleriyle birlikte arsa vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesince taşınmazın üzerindeki samanlığın ... tarafından 2011 yılında yapıldığının beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "muhdesatın davalıya ait olduğuna dair kadastro tutanağının beyanlar hanesine şerh verilmesine ilişkin usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesince taşınmazın üzerindeki samanlığa ilişkin şerh verilmesine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı gerçek kişi lehine muhdesat şerhi verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.