Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda tebligat usulsüzlüğü iddialarına rağmen sanık temyiz istemini esastan reddedip istinaf mahkemesi kararını onadı.
Özet: İnceleyen yüksek yargı organı, sanıklardan birine yapılan hüküm tebligatının usulsüz olduğunu ve bu nedenle temyiz başvurusunun öğrenme üzerine süresinde yapıldığını kabul etmesine rağmen, sanıkların hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddi yönündeki bölge adliye mahkemesi kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılık tespit etmeyerek, sanıkların delillerin yetersizliği, suç konusu malın değer azlığı ve masumiyet iddiaları gibi temyiz nedenlerini reddederek hükmün onanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3760 E., 2023/2088 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, aynı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında; sanık ...'ın yokluğunda verilen 09.06.2023 tarihli hükmün sanığın duruşmada bildirdiği adresten farklı bir adrese yukarıda belirtilen usule aykırı olarak doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca 22.11.2023 tarihinde tebliğ edilmesi sebebiyle tebliğ işleminin geçersiz olduğu anlaşılmakla; sanığın 25.12.2023 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin temyiz nedenlerinin, sanığın somut bilgi ve olguya dayanmayan ikrarı dışında somut delil bulunmadığına, suç konusu olan malın değer azlığının dikkate alınmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulmasına ilişkin olduğu, sanık ...'ın temyiz nedenlerinin ise suçsuz olduğuna ve kendisine iftira atıldığına, dosyasının yeniden incelenmesinin gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararları hukuka uygun bulunduğundan, sanık ... müdafiinin ve sanık ...'ın yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin de Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.