İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacının sandalye kiralama alacak talebinin davalı tarafından reddedilmesi ve bilirkişi raporuyla ispat yetersizliği tespiti.
Özet: Bu hukuki metin, davacının sandalye kiralama hizmeti karşılığında düzenlenen 252.000 TLlik faturanın 75.000 TLsinin ödenmesi sonrası kalan 177.000 TL bakiye alacağın tahsili amacıyla başlattığı ilamsız icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasını ele almaktadır; davalı, ticari ilişkiyi, faturanın dayanağını ve hizmet alımını reddederek kendisinin alacaklı olduğunu savunurken, bilirkişi raporunda davacının iddia ettiği 177.000 TLlik alacağın mevcut belgelerle kesin ve yeterli şekilde ispatlanamadığı, ek belge talebine rağmen sunulmadığı belirtilmektedir.

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1129 Esas
KARAR NO : 2026/755
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/12/2025
KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... Şirketi arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalıya sandalye kiralama hizmeti sağlandığını, verilen hizmet karşılığında 04.04.2025 tarihli ve ... numaralı 252.000,00TL bedelli e-arşiv faturası düzenlendiğini, müvekkilinin edimini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı tarafın borcunu tam ödemediğini, fatura bedelinden yalnızca 75.000,00TL tutarında kısmi ödeme yapıldığını, geriye kalan 177.000,00TL tutarındaki bakiye alacağın tahsili için ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve mesnetsiz şekilde takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının itirazının kötü niyetli olduğunu, borcun kısmi ödeme dışında kalan kısmının ödenmediğinin sabit olduğunu, bu nedenle davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında iddia edilen nitelikte bir ticari ilişkinin bulunmadığını, 04/04/2025 tarihli faturanın herhangi bir işe dayanmadığını, ödeme dekontunda yer alan 15/03/2025 tarihinin davacının dava kurgusuyla çeliştiğini, söz konusu tarihte firmanın ortaklık yapısının ve isminin farklı olduğunu, arabuluculuk sürecinin davet ve bilgilendirme usullerine aykırı yürütüldüğünü, davacının icra takibine konu bir alacağının bulunmadığını, 15/03/2025 tarihinde yapılan ödeme ile şirketlerinin yaklaşık 60.000TL tutarında alacaklı duruma geçtiğini, muhasebe kayıtlarının incelenmesiyle bu durumun anlaşılacağını, 04/04/2025 tarihli ve 252.000TL bedelli faturanın karşılığında herhangi bir hizmet alınmadığını, söz konusu tutarın yaklaşık 4-5 düğünlük bir organizasyona tekabül ettiğini, şirketlerinin o dönemde bu büyüklükte bir organizasyon gerçekleştirmediğini, geçmiş dönemdeki tüm ticari hesapların kapandığını, faturanın afaki olduğunu ve sehven kesildiğini, faturadan haberdar olunduğu anda davacı şirkete gerekli itirazların yapıldığını, icra takibine de zorunlu olarak itiraz edildiğini belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra takibine konu faturalar karşılığında davacı şirketin cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 177.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır.
Alınan bilirkişi raporuyla; dosya kapsamında sunulan belgeler ve davalı ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davacı tarafından davalı adına 04.04.2025 tarihli, ... numaralı, 252.000,00 TL bedelli sandalye kiralama faturası düzenlendiği, davalı tarafından bu faturaya karşılık 04.07.2025 tarihli, 252.000,00 TL bedelli iade faturası düzenlendiği, iade faturasının yasal süresinden sonra düzenlendiği ve açıklamasında hizmet alınmadığının belirtildiği, davalının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi olan 26.06.2025 itibarıyla davacının davalı nezdinde 30.350,00 TL borç bakiyesi bulunduğu, davacı tarafından takibe konu edilen 177.000,00 TL alacağın, mevcut belgelerle kesin ve yeterli şekilde ispatlanamadığı, davacı vekili ve şirket yetkilisinden ek belge/bilgi talep edilmesine rağmen rapor tarihine kadar gerekli belgelerin sunulmadığı, bu nedenle, mevcut dosya kapsamı itibariyle davacının 177.000,00 TL alacak iddiasının ispata muhtaç olduğu beliritlmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda davalının kendisine verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini sunduğu, davacının ticari defterlerinin verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı anlaşılmıştır.
HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00TL ilam harcından peşin alınan 2.137,72TL harcın mahsubu ile bakiye 1.405,72TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 4.600,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır