İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin Organize Sanayi Bölgesi genel kurul kararı iptali ve katılımcılık sıfatı tespiti uyuşmazlığına dair istinaf kararı.
Özet: Davacıların, maliki oldukları parsellerin tapu tescil işlemlerinin yapılmaması ve davet edilmedikleri iddiasıyla 16.03.2017 tarihli genel kurul toplantısının usulsüzlüğünü ileri sürerek iptalini veya yok hükmünde sayılmasını talep ettiği davada; davalı, bakanlık talimatıyla davacıların katılımcı vasfını kaybettiğini, davanın süresinde açılmadığını ve önceki genel kurul kararlarıyla tahsislerinin zaten iptal edildiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2026/1547 KARAR NO:2026/3859T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:08/03/2023NUMARASI:2017/671 Esas - 2023/237 KararDAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde;...'nden yer alan, davacı ...Şirketi'nin maliki olduğu E.16 parsel taşınmazla; ... varisleri diğer davacıların, maliki oldukları E-13 parsel taşınmazla ... Sanayicileri ... katılımcısı olduklarını; Davalı ... yönetiminin 2014 yılında ... ifraz ve parselasyonu tamamlanmasına rağmen davacılara ait taşınmazların tapu tescil işlemlerini tamamlamadığını; davalı ...'ye ihtarname keşide edilmiş olmasına rağmen bugüne kadar tapu tescil işlemlerini yapmaktan ısrarla kaçındığını; Davalı ... yönetiminin 03.03.2016 tarihinde usul ve yasaya aykırı olarak yaptığı Genel Kurul Toplantısında verilmiş olan kararın iptali için açılan davaların, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/677 E sayılı dosyasında (Davacı: ... varisleri) ve İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/684 E sayılı dosyasında (Davacı: ... A.Ş.) derdest olduğunu; Davalı ... yönetiminin, 16.03.2017 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısına da davacıları davet etmediğini; toplantıya ilişkin olarak davacılara çağrı yapılmadığını; toplantının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptali gerektiğini, Genel Kurulun yok hükmünde olduğunu belirterek taşınmazların maliki (hak sahibi) olarak davacıların... Bölgesi katılımcısı olduklarının tespitine; 16.03.2017 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısının usul ve yasaya aykırı olduğundan iptaline ve yok hükmünde sayılmasına; karar verilmesini talep etmiş, davacı şirket ile diğer mirasçı davacıların aralarında zorunlu ya da ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmamasına rağmen tek bir dava harcı ödeyerek birlikte dava açmaları usul ve yasaya uygun bulunmamakla davacı şirkete ait dava tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine 04.07.2018 tarihli celsede karar verilmiş, eksik harç sebebiyle yapılan tefrik kararı sonrasında harç eksiği tamamlanarak davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacılar, davalı ...'nin bağlı bulunduğu ... Bakanlığı'nın 15.05.2015 tarihli talimatı ile artık davalı/...'de katılımcı olmadıklarından, ... Uygulama Yönetmeliği'nin 34'üncü maddesi gereği davacıların davada taraf ehliyetlerinin bulunmadığını;Davacıların bu davayı, dava açma süresi geçtikten sonra açmış olduklarını; Davacılar katılımcı vasıflarının, davalı ...'nin bağlı bulunduğu .... Bakanlığı'nın 15.05.2015 tarihli talimatı ile sonlandırılmış olduğunu ve bir önceki Genel Kurul olan 03.03.2016 tarihli Genel Kurul Toplantısında katılımcı bedelleri hesaplanarak karar altına alınmış olduğunu; 03.03.2016 tarihli Genel Kurul Kararı hakkında (iptali talebiyle) davacılar tarafından, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/677 E sayılı dosyasında (Davacı: ... varisleri) ve İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/684 E sayılı dosyasında (Dava: ... A.Ş.) davalı ... aleyhine davalar açıldığını ve bu davaların derdest olduğunu; 18.04.2001 tarihinde ... Kooperatifi'nin, ... Bölgesi'ne dönüştürülerek davalı ...'nin kurulduğunu; Davalı ...'nin kuruluşundan itibaren, katılımcıların parsellerine yavaş yavaş inşaatlarını yapmaya başladıklarını ve zaman içinde katılımcıların çoğunluğunun inşaatlarını tamamlayarak üretime geçtiklerini; 2010 yılına gelindiğinde, inşaatı yapılmamış ve üretime geçilmemiş parsellerin, davacıların da içinde bulunduğu toplam 25 adet katılımcıya ait parsel olduğunun tespit edildiğini; İşbu Parseller hakkında 11.02.2010 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında, inşaatlarına hiç başlamamış veya yarım bırakılmış, parsel üzerinde üretime geçmemiş bütün katılımcıların ... Uygulama 108.maddesi gereğince hareket etmeleri, aksi halde yönetmeliğinde 3.maddesi gereği katılımcıların tahsislerinin iptaline karar verileceğinin kabul edildiğini; bu kararın, aralarında davacıların da bulunduğu 25 adet katılımcıya tebliğ edildiğini; bu aşamadan sonra işbu 25 adet katılımcının da büyük çoğunluğunun inşaatlarını yapmaya başladıklarını; 10.03.2011 ve 15.03.2012 tarihlerinde yapılan Genel Kurul Toplantılarında da, aralarında davacıların da bulunduğu katılımcılar hakkında aynı konuda karar alındığın ve işbu kararların da tebliğ edildiğini; 26.04.2012 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında, aralarında davacıların da bulunduğu 5 adet katılımcının tahsislerinin inşaat başlama tarihlerine kadar iptaline, inşaatlara başlanması durumunda ise tahsil iptalinin kaldırılmasına karar verildiğini; sonrasında, ilgili bakanlık tarafından talimat verildiğini ve bu talimatta, davacıların katılımcı olduğu E-16 ve E-13 parsellerinin ... Yönetmeliği'nin 108.maddesi çerçevesinde derhal arsa tahsislerinin iptal edilmesinin davalı ...'ye bildirildiğini; Davacıların tahsis iptalinin kanuna ve hukuka uygun olarak ve Bakanlık talimatı gereği yapıldığından, davacıların tahsis iptaliyle artık katılımcı vasıflarının kalmadığını ve dolayısıyla da 16.03.2017 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısına da davet edilmediklerini; ... Yönetmeliği'nin 108.maddesinde yer alan hükümler ile davalı ...'ye, verilecek ek süre ile birlikte toplam 5 yıl içinde inşaatına başlamayan arsa tahsislerinin iptali konusunda davalı ...'ye yetki verildiğini; davacıların ise, toplam 5 yıldan çok daha fazla bir süre boyunca tahsis edilen parselleri için tüm uyarılara rağmen hiçbir işlem yapmamış ve inşaatlarına başlamamış olduklarını; açıklanan sebeplerle, davacıların kanuna ve usule aykırı olduğunu iddia ettikleri işlemler, gerek ... Yönetmeliği'nin 108.maddesi hükümleri gereğince gerekse davalı ...'nin bağlı olduğu Bakanlığın acık Talimatı gereğince yapıldığından, dolayısıyla da işlemler hukuka uygun olduğundan, davacıların bu davadaki taleplerinin yerinde olmadığını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...4562 sayılı Kanunun 25/5 maddesinde '' Genel Kurul'un teşkiline müteakip bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde ...'leri organları ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu'nun Anonim Şirketlerin organları ile ilgili hükümlerinin'' kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. ...'lerin Genel Kurul Kararlarının iptali istemine ilişkin davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 4/f maddesi gereğince mutlak ticari dava olduğu tespit edilmiştir.Davaya konu talebin 16.03.2017 tarihli Olağan Genel Kurul kararının toplantıya ilişkin ilan, duyuru, davet ve çağrı yönetiminin kanun ve yönetmeliklere uyulmadığı gerekçesi ile iptali ve yok hükmünde olduğunun tespiti talepli davanın açılış tarihinin 13.06.2017 olduğu, 4562 Sayılı Kanun atfı ile 6102 Sayılı TTK 445 maddesi gereğince dava 3 aylık Hak Düşürücü sürede açılmıştır.Mahkememiz tarafından bekletici mesele yapılan İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2016/684 esas 2019/642 karar sayılı ilamının incelenmesi sonucu, davacı ... .... A.Ş. Tarafından davalı . Sanayicileri ... hakkında ... üyeliğinin devam ettiğinin tespiti ile 26.04.2012 tarihli ve 28.05.2015 tarihli alınmış bulunan tahsisin iptali kararlarının butlan sebebi ile yokluk ve iptali talebi ile 03.03.2016 tarihli Genel Kurul Kararının iptali davasında yapılan yargılama sonucu, davalı yönetim kurulundan alınan tahsislerin iptaline ilişkin kararların ve buna ilişkin Genel Kurul Kararlarının alınan raporlar gereğince haklı olduğu, davacının iddia ettiği gibi iptaline gerek bulunmadığının tespit edildiği, davacıya tahsis edilen ... nolu parsel ile dava dışı ... varislerine ait ... nolu parsel dışında diğer tüm katılımcı firmaların inşaatlarını bitirdikleri bu sebeple yönetim kurulu kararları ile tespit edilen ve davacının da içinde bulunduğu diğer dört adet katılımcıdan kalan ikisininde ihtarlar üzerine inşaatlarını tamamladıkları, ... mirasçılarının tahsisinde davacı firmada olduğu gibi iptal edilmiş bulunduğu bu sebeple eşitlik ilkesi yönünden de davalının almış olduğu yönetim kurulu kararlarının ve genel kurul kararının iptalinin gerekmediği tespit edilmiş olup bu tespitle davacının artık katılımcı pozisyonunun devam ettiğine dair tespit talebinin reddi gerektiği sebebiyle açılan davanın Reddine dair 23.05.2019 tarihinde verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek 13.02.2023 tarihinde kesinleşmiştir.Bekletici mesele yapılan bir diğer dosya ise İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2016/677 esas 2019/432 karar sayılı ilamının incelenmesi sonucu; davacılar ..., ..., ..., ... tarafından davalı ... Sanayicileri ... hakkında 03.03.2016 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan kararın iptali ile yok hükmünde sayılması ve davacıların katılımcı olduklarının tespiti talepli davada '' davalı ...'nin yönetmelik hükümleri ile Bilim Ve Sanayi Teknolojileri Bakanlığı'nın 13.04.2017 tarihli yazı cevabına göre tahsisin iptaline karar verilmesinde davalıya atfedilecek bir kusurun olmadığı gibi bu hususta yapılan işlemlerde de bir usulsüzlük tespit edilememiştir. Tahsisin iptali için yönetim kuruluna yetki verilmiş, yönetim kurulu bakanlık yazısı doğrultusunda inşaata başlamayan murise tahsis edilen taşınmaz bakımından tahsisi iptal edilmiş, iptal ile murisin dolayısıyla davacıların katılımcı sıfatı kalmamış, yapılan genel kurul toplantısı için davacılara çağrıda yapılmamıştır. Davacıların katılımcı olduklarının tespitine dair taleplerinin kabul edilmesi için, ...'nin tahsis kararının iptaline ilişkin tasarruf ve kararın usulsüz olması veya davacıların verilen süreler içinde inşaatın yapılmamasına, üretimin başlamamasına ilişkin haklı bir sebebi ortaya koymaları gerekir. Ne var ki davacıların, inşaatın kendilerine kusur atfedilmeyecek belli bir sebeple yapılamadığına ilişkin bir iddiaları yoktur.'' gerekçesi ile 17.04.2019 tarihinde açılan davanın Reddine dair verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin 2019/1983 esas 2020/196 karar sayılı gerekçesi ile mahkeme tarafından 17.04.2019 tarihli son celsede taşınmazlara tedbir bırakıldığı ara karara yönelik herhangi bir gerekçe yazılmadığı gerekçesi ile mahkeme tarafından verilen karar usuli eksiklik sebebi ile 20.02.2020 tarihinde kaldırılmış olup bu defa İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2020/139 esas 2020/305 karar sayılı 27.03.2020 tarihli kararı ile bir önceki gerekçedeki şekli ile açılan davanın Reddine karar verilmiş olup verilen karar halen derdesttir.Yapılan yargılama sonucu; Kıyasen 6102 sayılı TTK'da yer alan Anonim Şirket hükümlerine ilişkin maddelerin ...'ler hakkında da uygulanacağı anlaşıldığından Genel Kurul toplantısı için sadece üyelere toplantıya yönelik ilan ve davetlerin yapıldığı, mahkememiz tarafından bekletici mesele yapılan İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2016/684 esas 2019/642 karar sayılı ilamı ve İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2020/139 esas 2020/305 karar sayılı ilamları ile mahkememizde ki bütün davacıların Genel Kurul bünyesinde artık katılımcı pozisyonunda olmadıkları tespit edildiğinden mahkememiz tarafından da verilen mahkeme kararları doğrultusunda davacıların, davalı ... bünyesinde katılımcı pozisyonunda olmadıkları tespit edilmiş olduğundan bahse konu iptal talep edilen 16.03.2017 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına katılma yeterliliğine sahip olmadıkları ve bunun sonucu olarak da bahse konu toplantının iptalini ve yok hükmünde olduğunun tespitini talep edemeyecekleri anlaşıldığından açılan davanın reddine, ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı asıl ve birleşen davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Asıl ve birleşen davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkillerine arsa tahsis edilmediğini, müvekkillerinin, arsa maliki olarak katılımcı sıfatına haiz olduklarını, 4562 sayılı ... Kanunu'nda ve kıyasen uygulanacak TTK'nın Anonim Şirketlerin organları ile ilgili hükümleri arasında Kooperatif Kanunu'nda yer alan "Ortaklıktan Çıkarılma" hükmüne havi bir düzenleme bulunmadığını, müvekkillerinin, hukuki dayanaktan yoksun işlemlerin düzeltilmesi ve geçici düzenlemeler kapsamında işlem tesisi için yaptıkları başvuruların reddedildiğini ve müvekkilleri tarafından ayrı ayrı iptal davası açıldığını, İstanbul 4. İdare Mahkemesi 2025/813 sayılı ve İstanbul 9. İdare Mahkemesi 2025/783 sayılı davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili ... Aş'nin davasının tefrik edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin aynı davaya ilişkin ayrı ayrı harç yatırmasına gerek olmadığından harç ve gider avansı tamamlatılmasını kabul anlamına gelmemek üzere; aynı dosyada ikmal edilebilecek eksiklik dosyanın tefrikine gerekçe olamayacağını, birleşen dosya numarasına gerekçeli kararda yer verilmemesinin de maddi bir hata olarak kabulü mümkün olmadığını, bu bağlamda ilk derece mahkemesinin davaların ayrılmasına ilişkin ara kararına da asıl kararla birlikte itiraz ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; ... Genel kurul kararının iptali talebine ilişkindir.Dava dosyasının incelenmesinde; İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2016/684 esas 2019/642 karar sayılı ilamında davacı ... ....A.Ş.nin artık katılımcı pozisyonunun devam ettiğine dair tespit talebinin reddine dair 23.05.2019 tarihinde verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 13.02.2023 tarihinde kesinleştiği ve yine İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2016/677 esas 2019/432 karar sayılı ilamınında davacılar ..., ..., ..., ...'nin artık katılımıcı pozisyonun devam ettiğine dair tespit talebinin reddine dair 27.03.2020 tarihli kararın Yargıtay denetiminden geçerek 17.01.2024 tarihinde (UYAP üzerinden yapılan kontrolde) kesinleştiği, bu anlamda açılan asıl ve birleşen dava dosyasında yer alan bütün davacıların Genel Kurul bünyesinde artık katılımcı pozisyonunda olmadıkları tespit edildiğinden, davalı ... bünyesinde katılımcı pozisyonunda olmadıkları tespit edilmiş olduğundan bahse konu iptali talep edilen 16.03.2017 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına katılma yeterliliğine sahip olmadıkları ve bunun sonucu olarak da bahse konu toplantının iptalini ve yok hükmünde olduğunun tespitini talep edemeyecekleri anlaşılmakla asıl ve birleşen davacılar vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.Harç eksikliği tefrik kararı verilmesine ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;Yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (16.12.1983 tarihli ve 1983/5 E., 1983/6 K. İçtihadı Birleştirme Kararı). Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes bu harçları ödemekle yükümlüdür.Harcın kimden alınacağı konusu, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun “Mükellef” başlığını taşıyan 11. maddesinde düzenlenmiş ve genel olarak yargı harçlarının, davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerce ödeneceği hüküm altına alınmıştır.Davanın açılmasına esas teşkil eden harç, başvurma harcı ile peşin karar ve ilam harcıdır. HMK’nın 120. maddesi gereğince, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarın dava açılırken mahkeme veznesine yatırılması zorunludur. Bu harçların miktar ve nev’ini düzenleyen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28. maddesi gereği (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden yargı harçlarının alınacağı; 30. madde hükmüne göre de, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması hâlinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunarak takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı açıktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/749 Esas, 2020/995 Karar sayılı ilamı).Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Davanın açılması sebebiyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı kanunun 27 ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30.maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HMK.150/5. maddesinde gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır.Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir.Eksik harcın alınmasında bu hükümlere uyulması gerekir.Bu açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; taraflar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup, her bir dava yönünden ayrı ayrı harcın alınması gerektiğinden Mahkemece eksik yatırılan harç için kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapması gerekirken tefrik kararı verilip, harç eksiği tamamlandıktan sonra İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/788 E. Sayılı dava dosyaları birleştirilerek karara verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, usul ekonomisi ilkesi gereğince bu husus eleştiri konusu yapılmıştır. Kabule göre, 6100 sayılı Kanun'un 297 ve devamı maddeleri gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması sebebiyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/5013 E., 2021/610 K. sayılı ilamı). Mahkemece asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı hüküm tesis edilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince asıl ve birleşen davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak usul ekonomisi ilkesi ve istinaf edenin sıfatı da gözetilerek bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacılar tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;(Kapatılan)İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/671 Esas 2023/237 Karar sayılı 08/03/2023 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2-Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı REDDİNE, 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; Asıl dava yönünden;3/a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 700,60 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/b-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3). 10. ve 13/(1). maddelerine göre 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin asıl davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine,Birleşen dava yönünden;3/e-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 107,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 624,30 TL harcın birleşen davacı ... A.Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/f-Birleşen davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3/g-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3). 10. ve 13/(1). maddelerine göre 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin birleşen davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden asıl ve birleşen davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.16/09/2026