2. Ceza Dairesinin, karşılıksız yararlanma suçunda, 6352 sayılı yasanın geçici 2. maddesi ve etkin pişmanlık hükümleri uyarınca zarar giderimi talebinin incelendiği Kanun Yararına Bozma kararı.
Özet: Adalet Bakanlığı, sanığın sayaç yerine boru takarak su kullanması eylemiyle ilgili verilen mahkumiyet kararının kanun yararına bozulmasını talep etmiş; bu talepte, eylemin suç tarihinde hırsızlık olup sonradan 6352 sayılı yasa ile karşılıksız yararlanmaya dönüşmesi karşısında, mahkemenin sanığa zararı gidermesi halinde etkin pişmanlık veya 6352 sayılı yasanın geçici 2. maddesindeki ceza verilmesine yer olmadığı hükmünden yararlanma imkanı tanımadan hüküm kurmasını hatalı bulduğunu belirtmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/3624 E.  ,  2026/9609 K.
"İçtihat Metni"

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/99 E., 2014/103 K.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/17928 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 09/04/2018 tarihli ve 2018/616 esas, 2018/4761 sayılı kararında, "Kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi halinde TCK'nın 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usul işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi halinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK'nın 168/5 ve CMK'nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediği için suç tarihine göre düşme kararı verileceği ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip yüze karşı ise talep etmesi halinde, tebligat yapılıyor ise makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde, eksik kovuşturma ile mahkumiyet hükmü kurulması,.." şeklinde belirtildiği üzere, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesi uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanabileceği hususu hatırlatılıp, talep etmesi hâlinde zararı gidermesi için kendisine süre verilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda, sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmadığının anlaşılması karşısında Mahkemesince katılan kurumun zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, oluşan zararın nasıl ve nereye ödeneceği hususunda bildirim yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Somut olayda suç tarihinin 27.04.2012 olduğu, sanığın, iş yerinde, sayaç yerine boru takarak abonelik esasına göre yararlanılabilecek olan suyun tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde su kullanmak suretiyle işlediği iddia olunan üzerine atılı eylemin suç tarihi itibarıyla "hırsızlık" suçunun oluşturduğu, ancak 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile anılan eylemin karşılıksız yararlanma suçu kapsamına alındığı ve buna göre 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi öncesinde işlenen karşılıksız yararlanma suçları için 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkra hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kurum zararının giderilmesi hâlinde öncelikle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceğinden, kurum zararı normal tarifeye göre vergili ve cezasız olarak bilirkişiye hesaplattırılıp, bilirkişi tarafından belirlenen zararı gidermesi hâlinde, 6352 sayılı Kanun'un geçici 2/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair hükümlüye bildirimde bulunulması, ödeme için makûl bir süre verilip, sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A) 1 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, her ne kadar hükümlüye 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/5. maddesi uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanabileceği hususu hatırlatılıp, talep etmesi hâlinde zararı gidermesi için kendisine süre verilerek sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle somut olayda, hükümlüye soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmadığının anlaşılması karşısında Mahkemesince katılan kurumun zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, oluşan zararın nasıl ve nereye ödeneceği hususunda bildirim yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediği belirtilmiş ise de; anılan durumun ancak 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçları için söz konusu olabileceği, oysa somut olayda suç tarihinin 27.04.2012 olduğu, hükümlünün, iş yerinde, sayaç yerine boru takarak abonelik esasına göre yararlanılabilecek olan suyun tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde su kullanmak suretiyle işlediği iddia olunan üzerine atılı eylemin suç tarihi itibarıyla "hırsızlık" suçunu oluşturduğu, fakat 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile anılan eylemin karşılıksız yararlanma suçu kapsamına alındığı ve buna göre 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi öncesinde işlenen karşılıksız yararlanma suçları için 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkra hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kurum zararının giderilmesi hâlinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği dikkate alındığında, (1) numaralı kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
B) 2 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre, suç tarihinin 27.04.2012 olduğu, hükümlünün, iş yerinde, sayaç yerine boru takarak abonelik esasına göre yararlanılabilecek olan suyun tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde su kullanmak suretiyle işlediği iddia olunan üzerine atılı eylemin suç tarihi itibarıyla "hırsızlık" suçunu oluşturduğu, ancak 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile anılan eylemin karşılıksız yararlanma suçu kapsamına alındığı ve buna göre 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi öncesinde işlenen karşılıksız yararlanma suçları için 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkra hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kurum zararının giderilmesi hâlinde öncelikle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceğinden, kurum zararı normal tarifeye göre vergili ve cezasız olarak bilirkişiye hesaplattırılıp, bilirkişi tarafından belirlenen zararı gidermesi hâlinde, 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair hükümlüye bildirimde bulunulması, ödeme için makûl bir süre verilip, sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 1 No.lu kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2 No.lu kanun yararına bozma isteminin gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle KABULÜNE, Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli ve 2013/99 Esas, 2014/103 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.