Kiracının eşyalarını izinsiz boşaltıp satmak suretiyle hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal eden şüpheliler hakkında yeterli delil varken kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddedilmesi kanun yararına bozulmuştur.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kiracının yedek anahtarını bıraktığı yerden alarak izinsizce iş yerine giren, eşyalarını boşaltıp hurdacıya satan mülk sahipleri hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddini, olayın taraflar arasında hukuki bir ihtilaf olmaktan ziyade, bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını oluşturduğunu ve kamu davası açılmasını gerektirdiğini belirterek kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

K A N U N Y A R A R I N A O Z M A
MAHKEMESİ:Sulh Ceza HâkimliğiSAYISI : 2025/6666 D. İşSUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâliİNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddiKANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıI. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2026 tarihli ve KYB-2026/21356 sayılı kanun yararına bozma isteminin;"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki ...'nun, şüpheli ...'den kiraladığı iş yerinin, kendi bilgisi ve izni olmadan, yedek anahtarını bıraktığı iş yeri sahibinden anahtarı alınarak içeride yer alan eşyalarının boşaltılıp hurdacıya satıldığını belirterek şüpheliler ... ve ...'den şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüpheliler ... ve ...'in, müştekinin kiracı olarak kaldığı iş yerinin sahibi oldukları, kiracının kira ve aidat borcunu ödememesi, tahliye taahhütnamesinin varlığı veya kanunun aradığı başkaca sebeplerin varlığı halinde, kanunî yollar izlenmek suretiyle tahliyenin sağlanabileceği ancak oluşa, kolluk tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre, şüpheliler ... ve ...'in, sahibi oldukları iş yerini müştekiye kiraya verdikleri, müştekinin kira borcunu ödememesi üzerine şüphelilerin kanunî yollar izleyip tahliyeyi sağlamak yerine, olay tarihinde müştekinin kullanımında bulunan iş yerine, müştekinin yedek anahtarını bıraktığı iş yeri sahibinden anahtarı alarak içeriye girdikleri ve müştekiye ait eşyaları parçalatarak hurdacıya sattıkları olayda, mevcut delillerin bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması hâlinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması hâlinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hâkimliğince, Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığının veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürülürse bu husus açıkça belirtilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı verilerek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunulabilir. Anılan şekilde talepte bulunulmuş ise Cumhuriyet başsavcılığı, belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hâkimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hâkimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir.Dosya kapsamına göre, şikâyetçi ...'nun, şüpheli ...'den kiraladığı iş yerinin, kendi bilgisi ve izni olmadan, yedek anahtarını bıraktığı (suça konu iş yerinin alt katında faaliyet gösteren) bir başka iş yeri sahibinden anahtarı alınarak içeride yer alan eşyalarının boşaltılıp hurdacıya satıldığını belirterek şüpheliler ... ve ...'den şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukukî ihtilaf olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;Şüpheliler ... ve ...'in, şikâyetçinin kiracı olarak kaldığı iş yerinin sahibi oldukları, kiracının kira ve aidat borcunu ödememesi, tahliye taahhütnamesinin varlığı veya kanunun aradığı başkaca sebeplerin varlığı hâlinde, kanunî yollar izlenmek suretiyle tahliyenin sağlanabileceği, ancak oluşa, kolluk tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre, şüpheliler ... ve ...'in, sahibi oldukları iş yerini şikâyetçiye kiraya verdikleri, şikâyetçinin kira borcunu ödememesi üzerine şüphelilerin kanunî yollar izleyip tahliyeyi sağlamak yerine, olay tarihinde şikâyetçinin kullanımında bulunan iş yerine, şikâyetçinin yedek anahtarını bıraktığı iş yeri sahibinden anahtarı alarak içeriye girdikleri ve şikâyetçiye ait eşyaları parçalatarak hurdacıya sattıkları olayda, mevcut delillerin bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın anılan hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçları yönünden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 01.09.2025 tarihli ve 2025/6666 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.