Elektrik enerjisi hırsızlığının karşılıksız yararlanmaya dönüşmesi sonrası lehe yasa ilkesinin ve zararın giderilmesinin cezayı ortadan kaldırma potansiyelinin göz ardı edilmesi üzerine kanun yararına bozma istemi.
Özet: Kanun yararına bozma isteminde, sanığın elektrik enerjisi hırsızlığından kesinleşen 5 ay 25 günlük hapis cezasının ardından, suçun karşılıksız yararlanma olarak yeniden düzenlenmesi ve lehe yasa karşılaştırması gerekliliği göz ardı edilerek yapılan uyarlama yargılamasında 10 ay hapis cezasına hükmedilmesi, ayrıca 6352 sayılı Kanunun zararın tazmini halinde cezasızlık veya cezanın ortadan kalkmasını öngören geçici maddesinin uygulanıp uygulanmadığının araştırılmaması nedeniyle sanığın hukuki durumunun hatalı belirlendiği ve bu nedenle kararın bozulması gerektiği belirtilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/3634 E.  ,  2026/9613 K.
"İçtihat Metni"

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/138 E., 2023/783 K.
SUÇ: Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık (Karşılıksız yararlanma)
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2026 tarihli ve KYB-2026/23336 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre;
1-Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2008 tarihli kararını müteakip, 05.07.2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği, anılan Kanun’un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 142/1-f bendinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği, uyarlama yargılamasında, hükümlünün aleyhe bozma yasağından yararlanma ve kazanılmış hakkı bulunmamakta ise de, uyarlama yargılamasında, kesinleşen ve uyarlamaya konu edilen hükümdeki ceza miktarından daha fazla bir ceza verilmesinin söz konusu olamayacağı, bu kapsamda somut olarak karşılaştırma yapıldıktan sonra kesinleşen hükümdeki ceza miktarından daha fazla bir ceza verilmesi düşünüldüğünde uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerektiği nazara alındığında, 22.12.2008 tarihinde verilen ilk hükümdeki 5 ay 25 gün hapis cezasının, uyarlama yargılaması sonucu verilen ikinci hükümdeki 10 ay hapis cezasından sonuçları itibariyle sanığın daha lehine olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2-Sanık müdafisinin sunduğu 30.12.2018 tarihli yeniden yargılama talepli dilekçe ekinde CK ...Elektrik Perakende Satış A.Ş lehine yürütülen takip neticesinde borcun tahsil edildiğine ilişkin 19.12.2018 tarihli ibraname ibraz ettiği, sanığın 09.10.2023 tarihli savunmasında ''...çalışanı olduğum iş yerinde tespit edilen kaçak elektrik borcunu ödedim, ancak tekrar bu konuda dava açılmış, beraatimi talep ederim. Borcu ödedim ancak yine de bir zarar varsa karşılamak isterim'' şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın 16.01.2024 kayıt tarihli istinaf dilekçesinde ''...ödeme yapmış olmama rağmen lehe hükümler çerçevesinde beraatime karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ayrıca yargılama aşamasında tekrardan alınan bilirkişi tarafından tespit edilen cezasız tüketim bedelini içerir rapor gönderilerek ödeme için süre verilmiş ise de bu süre zarfında da gerekli ödemeyi yaptım'' şeklinde beyanda bulunduğu, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesinde "Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi...hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar." şeklinde yer alan düzenleme nazara alınarak, sanığın bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan cezasız kaçak kullanım bedelini ödeyerek şikayetçi kurumun zararını giderip gidermediği tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Hükümlü ... hakkında, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2008 tarihli ve 2005/793 Esas, 2008/936 Karar sayılı kararıyla, elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/ilk, 522, 59. maddeleri gereğince 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği ve bu hükmün 03.02.2009 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, bilahare hükümlü müdafii tarafından yeniden yargılama talep edilmesi üzerine 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yapılan uyarlama yargılaması sonucu, hükümlünün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanunun 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2019/46 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararına yönelik yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair Küçükçekmece 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.02.2023 tarihli ve 2023/76 D.İş sayılı kararını takiben yeniden yapılan yargılama neticesinde, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli ve 2023/138 Esas, 2023/783 Karar sayılı kararıyla hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 163/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, ancak 22.12.2008 tarihli ve 2005/793 Esas, 2008/936 Karar sayılı kararı uyarınca hükümlü hakkında daha önce verilen hapis cezasına dair mahkûmiyet hükmünün daha az süreli olduğu ve kazanılmış hak oluşturacağı hususu dikkate alınarak infazın 5 ay 25 gün hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verildiği ve anılan 14.12.2023 tarihli karara yönelik olarak kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmış ise de;
Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itirazın, Küçükçekmece 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2024 tarihli ve 2024/930 D. İş sayılı kararıyla REDDİNE karar verildiği anlaşılmış olup, Küçükçekmece 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2024 tarihli ve 2024/930 D. İş sayılı merci kararı hukuken geçerliliğini korurken, bu aşamada anılan merci kararında itiraz incelemesine konu edilen Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı; ancak talep konusu hususlara ilişkin olarak anılan merci kararının kanun yararına bozma istemine konu edilebileceği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.