İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin, mal teslimatı yapılmayan çekler nedeniyle açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı şirkete inşaat malzemeleri tedariki karşılığında toplam 2.200.000 TL bedelli iki adet çek teslim etmesine rağmen, davalının bu malzemeleri hiç teslim etmediğini, önceki ticari ilişkiden de davalı tarafından eksik mal teslimi nedeniyle yaklaşık 1.000.000 TL borçlu kalındığını, davalının yetkilisinin tutuklanıp şirket faaliyetlerinin durması ve çok sayıda mağdur yaratması nedeniyle çeklerin vadesi geldiğinde haksız icra takipleri başlatılması riski bulunduğunu belirterek, çeklerin bankalarca ödenmemesi ve icra takipleri başlatılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuş, ancak yerel mahkeme tarafından HMKnın 389 ve 390/3 maddelerindeki şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle bu talep reddedilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1237
KARAR NO : 2026/1836
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2026
NUMARASI : 2026/519 Esas
DAVA : MENFİ TESPİT
KARAR TARİHİ : 09/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/519 Esas sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin inşaat, davalı şirketin ise inşaat malzemeleri tedariki alanında faaliyet gösterdiğini ve taraflar arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, tarafların son olarak yeni bir inşaat malzemesi tedariki hususunda anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma kapsamında müvekkil şirket tarafından davalı tarafa,... Bankası T.A.O.’na ait olan; 59186 seri numaralı, 30/06/2026 ödeme tarihli ve 1.100.000,00-TL bedelli çek ile 59187 seri numaralı, 30/07/2026 ödeme tarihli ve 1.100.000,00-TL bedelli olmak üzere toplam 2.200.000,00-TL bedelli iki adet tacir çeki teslim edildiğini, müvekkil şirketin süregelen bu ticari ilişki kapsamında davalıya daha önce de aynı bankaya ait 59182, 59183, 59184 ve 59185 seri numaralı, toplam 4.400.000,00-TL bedelli dört adet çek verdiğini ve bu çeklerin vadelerinde eksiksiz olarak ödendiğini; buna karşın davalı tarafça bu ödemeler karşılığında yalnızca 3.453.977,00-TL tutarında mal teslimi yapıldığını, şirket kayıtlarına göre davalının müvekkil şirkete yaklaşık 1.000.000,00-TL borçlu durumda olduğunu, son anlaşılan 2.200.000,00-TL bedelli iki adet çeke konu olan inşaat malzemelerinin ise müvekkil şirkete hiç teslim edilmediğini, davalının edimini yerine getirmediğini, mal teslimi yapılmaması sebebiyle müvekkilinin üçüncü kişilere karşı taahhütlerini yerine getiremeyerek zarara uğradığını, davalı şirket yetkilisinin tutuklanması sonrasında şirketin faaliyetlerinin durduğunu, Kuşadası'nda bulunan "...." isimli iş yerinin boşaltılarak fiilen kapatıldığını, şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde çok sayıda haciz bulunduğunu ve davalının piyasada birçok kişiyi mağdur ettiğini, çeklerin vadelerinin yaklaşması sebebiyle davalı şirket veya çeki ciro edeceği üçüncü kişiler tarafından haksız icra takipleri başlatılması riski bulunduğunu, menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklıda olduğunu ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde çeklerin bedelsiz kaldığının ortaya çıkacağını belirterek; öncelikle İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca icra takipleri başlatılmaması ve çeklerin bankalarca davalıya veya üçüncü kişilere ödenmemesi adına ivedilikle uygun bir teminat mukabilinde çekler hakkında ödemeden men yasağı konulmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkil şirketin dava konusu çekler nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini ve neticeden söz konusu çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
MAHKEMECE: "...Talep, derdest davada ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
HMK' nun 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK' nun 390/3 bendi ile ispat koşulları düzenlenmiş olup buna göre tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.
İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.
İhtiyati tedbire esas olan hakkında iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun ''uyuşmazlık konusu hakkında'' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (madde 398/1). Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir.
Talepte bulunan alacaklı tarafın dosyaya sunduğu deliller kapsamında dosyanın incelenmesinde; dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davaya konu çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasının yaklaşık olarak ispat edilemediği, kaldıki tedbirin sadece dava konusu üzerine konulabileceği ve davada taraf olmayan 3. kişilere yönelik ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla bu aşamada davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
'' gerekçesi ile;
Alacaklı vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Müvekkili .... Şirketi , inşaat işleri konusunda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, Davalı ... A.Ş. ise müvekkil şirkete inşaat malzemeleri tedariki yapan bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki bu ticari ilişki uzun süreden beri devam ettiğini, Müvekkili şirket, son olarak davalı şirketten yine inşaat malzemelerinin tedarikine ilişkin bir anlaşmaya vardığını, anlaşma konusu inşaat malzemeleri müvekkile teslim edilmediğini, müvekkili malların teslim edilmemesinden dolayı üçüncü kişilere vermiş olduğu taahhütleri de yerine getiremediğinden dolayı mağdur olmuş ve zarara uğradığını, uğranılan işbu zarar her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile ayrıca talep edileceğini, Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı ( borçlu ), davalının ( alacaklının ) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi ( meselâ borcu ) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin ( borcun ) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşeceğini, borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırıldığını, bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun ( BK ) 61 vd. ( 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( TBK ) 77 vd. ) maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme olduğunu, Mahkemece bir başka müvekkile karşı ikame edilmiş olan yine konusu bir çeke dayalı menfi tespit davasında, çekin ödemesini tedbiren durdurduğunu, Yargıtay uygulamasına göre, temel borç ilişkisinin alım-satım sözleşmesi olduğu durumlarda, satım bedelinin ödenmemesi yahut malın teslim edilmemesi iddialarının belgelenmesi, defter kayıtlarıyla doğrulanması halinde, kökleşmiş biçimde senedin bedelsizliği nedeniyle iptaline karar verildiğini, İcra İflas Kanunu 72.maddesi uyarınca icra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğini, davalı şahsın, malların teslim edilmesine karşılık gelen çeklerin vadesinin gelmesi ve derhal haksız olarak icra kanalıyla tahsiline gidebileceğinden ötürü söz konusu çeklerin dava kesinleşinceye kadar ödenmemesi için çekler üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bahse konu çeklerin iptal edilmesini ve müvekkilin borçlu olunmadığının tespitini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının iddiasını yaklaşık ispat düzeyinde ispat edemediğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf istemleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih ve 2026/519 Esas sayılı dosyasından verilen ara karar hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.