Hırsızlık suçundan temyiz edilen kararda, Bölge Adliye Mahkemesince önceki bozma ilamına uyulmayarak çelişkili şikayetçi beyanları giderilmeden hüküm kurulması ve TCK 53/1in Anayasa Mahkemesi kararına aykırı uygulanması.
Özet: Bu hukuki evrak, hırsızlık suçundan verilen hükme ilişkin temyiz incelemesinde, sanık müdafiinin müvekkilinin suçu işleme kastının olmadığı, olayın gece vaktinde gerçekleşmediği, şikayetçi ifadelerindeki çelişkiler ve delil yetersizliği nedeniyle beraat etmesi gerektiği yönündeki iddialarını değerlendirmektedir; inceleme sonucunda, bölge adliye mahkemesinin, önceki bozma ilamına rağmen olayın gerçekleşme zamanına ilişkin "gece vakti" olup olmadığı çelişkisini şikayetçiyi yeniden dinleyerek gidermemesi ve sanık hakkında uygulanan TCKnın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kısımlarını ve ilgili fıkralarının uygulanma usulünü hatalı bir şekilde gözetmeyerek hüküm kurması gibi hukuka aykırılıkları tespit etmektedir.
2. Ceza Dairesi         2024/5591 E.  ,  2026/9576 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2705 E., 2024/243 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, suçu işlemeye yönelik olarak herhangi bir kasti davranışının söz konusu olmadığına, şikâyetçinin öç alma saikiyle yapmış olduğu suç duyurusu ve aşamalardaki çelişkili beyanlarına dayanılarak sanık hakkında ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, şikâyetçinin olayın gerçekleşme saatini tüm aşamalarda farklı olarak beyan ettiğine, bu nedenle gece vakti işlendiğinin kabulünün mümkün olmadığına, dosya kapsamında şikâyetçi ve sanığın HTS kayıtlarının alınmadığına, soyut, çelişkili, hayatın olağan akışına aykırı şikâyetçi beyanları ile iddialar dışında hiçbir delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine," yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2022 tarihli ve 2021/712 Esas, 2022/44 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik O yer Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 16.05.2022 tarihli ve 2022/586 Esas, 2022/1201 Karar sayılı kararı ile "1-)... Suça konu cep telefonunda suç tarihinde gece saat 01.40'da şikayetçinin sim kartının ve sabah saat 08.02 de sanığın sim kartının takılı olduğunun HTS raporundan anlaşılmış olmasına göre cep telefonunun 1.40-08.02 saatleri arasına tekabül eden zaman diliminde çalındığının tereddütsüz olduğu, Suç tarihinde daimi yaz saati uygulaması ile gecenin bitiş saatinin 06.53 saati olduğu, Şikayetçinin alınan beyanlarında saatlerin farklı farklı bildirildiği,Şikayetçinin soruşturma evresinde alınan ve yönlendirilmemiş olması nedeniyle esasen itibar edilmesi gereken beyanında evden ayrıldığı saati 06.50 sıraları olarak bildirmiş olması halinde "sıraları" kelimesini kullanıp kesin bir zaman dilimi bildirmediğinden ve gecenin bitiş saatinin de 06.53. Saati olması nedeniyle evden çıkış saatlerine denk gelmiş olması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince eylemin gündüzden sayılan zaman diliminde işlendiğinin kabul edilmesi, Ve aksi halde sanığın kovuşturma evresindeki ifadesinde belirttiği gibi olay zamanı evden sabah 05.50 sıralarında çıkmış olması halinde eylemin geceden sayılan zamanda işlendiğinde tereddüt olmayacağı, Bu çelişkinin şikayetçi dinlenerek giderildikten sonra vicdani kanaat oluşturulması yönündeki dairemiz bozma ilamına şikayetçi dinlenmeden karar verilmekle ve çelişki giderilmemekle uyulmayarak dairemiz bu bozma kararına zimnen direnilmiş olması, 2-) İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kanuni sonucu olarak TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak TCK.nın 53/1-b fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile "b" fıkrasındaki bazı hak ve ehliyetlerin kısıtlanması açısından kısmen iptal edildiği gözetilmeden,Ve; TCK.nın 53/1-(c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; Hükmün; "Sanığın; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı gözetilerek TCK.nın 53/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hak ve yetkilerden TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA," şeklinde kurulmak yerine karar yerindeki gibi kurulmuş olması..." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 16.05.2022 tarihli ve 2022/586 Esas, 2022/1201 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2022/530 Esas, 2023/456 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.