İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari elektrik kullanım hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen fatura alacağına yönelik itirazın iptali davasında ispat yükü ve tarafların iddiaları.
Özet: Bu itirazın iptali davası, davacı şirketin davalı ile yapılan elektrik kullanım sözleşmesi kapsamında kesilen faturanın davalı tarafından ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesiyle açılmış olup, davacı itirazın iptalini ve takibin devamını talep ederken; davalı, fatura konusu elektriğin kendisi tarafından kullanılmadığını, dolayısıyla alacak iddiasının mesnetsiz olduğunu ve icra takibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini ve tazminat istemektedir; mahkeme, uyuşmazlığın temelinde yatan hizmetin fiilen sunulup sunulmadığı ve ödeme yükümlülüğünün doğup doğmadığı hususlarını, ispat yükünü ve taraflarca sunulan delilleri değerlendirmektedir.

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/438 Esas
KARAR NO : 2026/725 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/06/2025
KARAR TARİHİ : 11/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket ile ... A.Ş. arasında elektrik kullanımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, davalı/borçlunun, imzalamış olduğu elektrik kullanımı hizmet sözleşmesine ilişkin olarak ödenmesi gereken 299.665,79-TL'lik 30.09.2024 tarihli fatura bedelini ödemediğini ve müvekkil şirket tarafından davalı/borçluya karşı ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, söz konusu icra takibine davalı/borçlu tarafından 30.12.2024 tarihinde itiraz dilekçesi sunulduğunu ve bu itiraza dayanarak İstanbul 20. İcra Müdürlüğünce takibin durdurulduğunu, bu nedenle takibi geciktirmeye yönelik itirazların iptali ile ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile yürütülen takibin devamını, davalı/borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı olmadığını, davacı tarafın her ne kadar müvekkili şirkete kesilen faturanın bedelinin ödenmediğini ve faturaya itiraz da edilmediğini, fatura içeriğindeki hizmetin de müvekkili şirkete teslim edildiğini belirtmiş ise de söz konusu iddiaların gerçek dışı olduğunu, dava konusu fatura içeriğinde belirtilen kaynakların müvekkili şirket tarafından, kullanılmadığını, söz konusu kaynakların kullanıldığını davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafça faturalarda belirtilen kaynakların kullanılmadan faturaları gönderildiğini; müvekkili tarafından ise davacı ile aralarında süre gelen ticari ilişki güvenine dayanılarak faturalara itiraz edilmediğini, ancak faturalarda belirtilen elektrik miktarı müvekkil tarafından kullanılmadığı gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu sebeplerle, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada davacı taraf davalı ile elektrik kullanımı için sözleşme imzalandığını, davalıya hizmet verilmesine rağmen davalının ödemesi gereken fatura bedelini ödememesi sebebiyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını davalının bu takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
... 20.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... Tic. AŞ, borçulunun dosyamız davalısı .... AŞ Olduğu, alacak kaleminin 299.665,79 TL fatura alacağı olduğu anlaşılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 10. Maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple davalının icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yaptığı itiraz reddedilmiştir.
Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan 28/01/2026 tarihli raporda davalı yanın incelenen ticari defterlerinde davacı yana 530.070,51 TL borçlu olduğu, davacı yanın takip talebinin ise 299.665,79 TL olduğu, takip dayanağı 299.665,79 TL bedelli faturanın davalı yanın defterlerinde kayıtlı olduğu, Taraflar arasında tanzim edilen .../03/2023 düzenleme tarihli sözleşmenin: Faturalama ve Ödeme Süresi Başlıklı 4.2. Maddesinde: “Fatura kesim tarihlerinde belirlenen ilk ve son endeks tespit edilerek iki taraf arasında bir tutanak ile imza altına alınır. Belirlenen birim fiyatlar ile enerji tüketim miktarı masraf yansıtma miktarı belirlenir.” Denildiği, ancak dosya kapsamında taraflar arasında ilk ve son endekslerin tespit edildiğine dair tutanağın bulunmadığı, görülmekle birlikte; Takibe ve davaya dayanak faturanın; davacı şirket tarafından davalı şirketin unvanına temel fatura versiyonu ile tanzim edilmiş e-Fatura olduğu; elektronik faturaların alıcıya Gelirler İdaresi Başkanlığı aracılığıyla gönderildiği ve anılan e-faturanın da davalı yana Gelirler İdaresi Başkanlığı aracılığıyla tebliğ edildi; Faturaya ve muhteviyatına davalı yanın yasal süresi içinde itirazına ve/veya davacı yana iadesine ilişkin dosya kapsamında tespit yapılamadığı şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Davacı yanın defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan 15/06/2026 tarihli raporda; Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davacı aynı yıl E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfi Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup; Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe konu edilen 30.09.2024 tarihli, ... numaralı, 299.665,79 TL tutarlı faturanın davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (24.12.2024) itibarıyla davalıdan 530.070,71 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edildiği, Davacının incelenen ticari defter ve kayıtları ile davalının talimatla incelenen ticari defter ve kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, birebir uyumlu olduğu, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın, davacının ve talimat ile incelenen davalı ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturanın taraflar arasında akdedilen elektrik kullanım sözleşmesi kapsamında, davalı şirketin Antalya-Manavgat Ayrı-(Başlar-İbradı) Ayr-3 BI Hd Yolu işi kapsamında kurmuş olduğu asfalt plentinin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisinin davacıya ait elektrik aboneliği üzerinden karşılanması ve süzme sayaç ile tespit edilen elektrik tüketim bedelinin masraf yansıtması olarak davalıya fatura edilmesine ilişkin olarak düzenlendiği, takibe konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve Türk Ticaret Kanunu'nun 23/2. maddesi uyarınca öngörülen 8 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulduğunu gösterir yazılı veya somut bir belgenin dosyada yer almadığı, bu itibarla düzenlenen faturanın davalı tarafça bilindiği ve içeriğinin zımnen kabul edildiği kanaatine varıldığı, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtları ile talimat ile incelenen davalı ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 30.09.2024 tarihli, ... numaralı, 299.665,79 TL tutarlı faturanın tarafların ticari defter ve muhasebe kayıtlarında mevcut olduğu, takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (24.12.2024) itibarıyla davalıdan 299,665,79 TL asıl alacaklı olduğu yönünde rapor ibraz etmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.... K.... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Davalı tarafın ticari defterleri ve davacı tarafın ticari defterleri birbirlerini doğruladığından HMK 222. Maddesi gereği davacının defterleri kesin delil niteliğine haiz olup dosyaya sunulan bilirkişi raporları neticesinde davacının icra takibine konu ettiği alacağının bulunduğunu kesin delil niteliğine haiz ticari defterler ile ispatladığı anlaşılmakla davanın kabulü ile, Davalının ... 20. İcra Müdürlüğünün ... sas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 299.665,79 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 299.665,79 TL'ye takip tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesine, asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranındaki 59.933,15 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 20. İcra Müdürlüğünün ... sas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 299.665,79 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 299.665,79 TL'ye takip tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesine, asıl alacağın %20 oranındaki 59.933,15 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 20.470,17 TL harçtan başlangıçta alınan 5.117,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.352,62 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 5.117,55 TL peşin harç ve 615,40 TL başvuru harcının davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 13.230,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre 47.946,53 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL bedelin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
7-Artan gider avansı bakiyesinin HMK 333. md göre karar kesinleşmesi halinde ilgililere iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/09/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır