Antalya Bölge Adliye Mahkemesinden temyiz edilen, işçinin eksik prim ve sigortasız çalışma süresinin tespiti talebine karşılık davalının hak düşürücü süre savunmasına dair hizmet tespiti davası.
Özet: Davacı, 2010-2012 yılları arasında çalıştığı işyerinde sigorta primlerinin eksik veya geç yatırıldığı ve günlerin bildirilmediği iddiasıyla hizmet tespitini talep ederken, davalı işveren bu iddiaları reddederek davanın hak düşürücü süreye takıldığını, davacının belirtilen dönemde kendileri nezdinde çalışmadığını, sigorta kayıtlarının eksiksiz olduğunu ve davanın erken emeklilik amacıyla açıldığını savunmuş; feri müdahil ise davanın yine süre, hukuki yarar eksikliği ve kuruma başvuru şartı yerine getirilmediği gerekçeleriyle reddini talep etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/18458 E.  ,  2026/5457 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2027 E., 2025/2107 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çal 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2024/216 E., 2025/126 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.06.2010 tarihinden itibaren .. Market ... Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde hizmet akdine bağlı işçi olarak çalışmaya başladığını, davacı ... Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde 20.06.2010 tarihinden 01.06.2022 tarihine kadar kesintisiz olarak çalışmasını sürdürdüğünü, 01.06.2022 tarihinde ihtarname uyarınca iş akdinin sonlandırıldığını, davacı, davalı işveren bünyesinde çalıştığı süre içinde 20.06.2010 tarihinden 31.01.2012 tarihine kadar olan sürede sigortasının zamanında başlatılmadığını, çalışmasına uygun olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna tam olarak bildirilmediğini ve primlerinin de yatırılmadığını beyanla eksik bildirilen günlerin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini gerektiğini, davacının iddia ettiği tarihler 20.06.2010 tarihinden 31.01.2012 tarihleri arası olup, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde davanın açılması gerektiği, kanunda belirtilen bu süre, hak düşürücü süre olup, bu süre geçtikten sonra açılan davaların dinlenemeyeceğini, bu nedenle davanın öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini, dava dilekçesindeki hususları da kabul etmediklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde, müvekkil ... isimli iş yerinde 20.06.2010 tarihinden 01.06.2022 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, ancak sigortasının çalıştığı sürenin tamamında gösterilmediğinin iddia edildiğini, davacı tarafın çalıştığı gün kadar sigorta bildirimi yapılmış olup, iddia edildiği tarihlerde bir çalışması olmadığını, bu konuda gerektiğinde Mahkemeye tanıklarını da bildireceklerini, davacının tüm sigorta dökümü Mahkemece incelendiğinde, sigortaların tam gün ve kesintisiz olarak bildirildiği ve primlerin yatırıldığının da görüleceğini, müvekkil şirket tarafından tek prim günü dahi eksik bildirilmemiş, herhangi bir giriş-çıkış yapılmamış, eksiksiz olarak tüm sigorta gün bildirimleri yapıldığını, davacı sigorta kaydında göründüğü kadar müvekkil şirkette çalışmış, iddia ettiği 20.06.2010 tarihinden 31.01.2012 tarihine kadar herhangi bir çalışması olmadığını, davacının yaklaşık 1,5 yıl sigortası olmadığını ve bunu bilmediğini iddia etmesinin zaten hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir şahsın bu süre zarfında sigortasız olduğunu her şekilde bilebileceğinin (örneğin hastaneye tedavi amaçlı gitmesi, ilaç alması vs.) aşikar olduğunu, dolayısıyla davacının salt erken emekli olabilmek amacıyla çalışmadığı zamanları bile çalıştı göstermeye çalıştığını, ancak bildirecekleri ve Mahkemece toplanacak deliller ışığında davacının iddialarının doğru olmadığının görüleceğini, davacı tarafın ve Mahkemenin 2022/3 19... E. sayılı dosyalarda davacı olarak görünen .. .. ve ... ve iş bu dosyada tanık olarak gösterilen ...'nin, işverenleri olan müvekkil şirkete hiç bir ön bilgi vermeksizin sözlü olarak işi bıraktıklarını söylediğini ve ertesi gün de müvekkil şirkete fesih ihbarnamesi gönderildiğini, davacı ve diğer dosyalardaki davacılar iş akitlerinin fesih nedenlerini haklı olarak göstermek için iş bu davayı ikame ettiklerini düşündüklerini, bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı/hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde görüleceği üzere davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini, Kuruma karşı dava açmadan önce Kuruma başvuru zorunluluğunun dava şartı olduğunu, davacı ilgili koşulları yerine getirmemiş olup davasının dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, davacıya ait işe giriş bildirgeleri incelendiğinde görüleceği üzere davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihte işe giriş bildirgesine de rastlanmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihte 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine göre tescil ve çalışma kaydına rastlanmamış olup, bu durumun hizmet döküm cetvelinden açıkça anlaşıldığını, ayrıca iş yeri unvan listesi incelendiğinde görüleceği üzere davacının dava dilekçesinde belirttiği iş yeri kaydına da rastlanmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği iş yerinden verilmiş dönem bordrosuna da rastlanmadığını, müvekkil Kurum işleminin yasal mevzuata, mevcut Yargıtay kararlarına ve hukuka uygun olduğu bu sebeplerle haksız ve yersiz olarak açılmış olan davanın usulden reddine Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacı ...'nın davalı ... Şirketinde dönemin asgari ücretiyle 20.06.2010 - 31.01.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak ve işçi olarak çalışmış olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili;
a.Delillerin incelenmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini,
b.Hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini,
c.Somut delilleri ve tanık beyanlarındaki çelişkileri dikkate almadığı,
d.Çalışmanın kanıtlanmadığını beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Feri müdahil Kurum vekili;
a.Davanın zamanaşımı/hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği,
b.Davacının işbu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığı, hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği,
c.Kuruma başvuru zorunluluğu dava şartı olup dava şartı yokluğundan reddi gerektiği,
d.Kurum işleminin mevzuata, mevcut Yargıtay kararlarına ve hukuka uygun olduğu, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının bildirim yapılmayan 20.06.2010-31.01.2012 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve feri müdahil Kurum vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.