İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, inşaat hizmetleri kaynaklı ticari alacak için faturanın tek başına yeterli olmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddini onayan karar.
Özet: Alacaklı şirket, borçlu şirketle yaptığı işler karşılığında düzenlediği ve borçlunun itiraz etmediği e-faturalar ile cari mutabakat mektubuna dayalı 3.794.400,00 TL tutarındaki ödenmeyen alacağı için icra takibi başlatmış ve borçlunun kötü niyetli iade faturaları düzenlemesi üzerine alacağını güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, faturaların alacağın varlığını tek başına ispatlamadığını ve yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını gerekçe göstererek ihtiyati haciz talebini reddetmiş, bu ret kararı alacaklı vekili tarafından istinaf kanun yoluna taşınmıştır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1393
KARAR NO : 2026/1855
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2026
NUMARASI : 2026/327 Esas 2026/329 Karar
DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz
BAM KARAR TARİHİ : 09/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 09/09/2026
Alacaklı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: İhtiyati haciz isteyen vekili dilekçesi ile özetle; müvekkil şirketin inşaat, taahhüt, altyapı, iş makinesi, saha uygulama ve özel eğitim hizmetleri alanlarında faaliyet gösteren tacir sıfatına haiz bir anonim şirketi olduğunu, karşı tarafın ise inşaat ve taahhüt sektöründe faaliyet gösteren tacir bir limited şirketi olduğunu, taraflar arasında kurulan ticari ilişki kapsamında karşı taraf borçlu şirketin talebi ve yönlendirmesi doğrultusunda Manisa ili Akhisar ilçesi ... Sitesi Kanalizasyon ve yağmur suyu hattı çalışmaları kapsamında müvekkil şirket tarafından iş makinesi, kepçe, keşif, işçilik ve saha uygulama ifa edildiğini, müvekkil şirketin üstlendiği edimleri karşı tarafın borçlu şirketin talebine uyguun şekilde yerine getirdiğini ve yapılan iş ve verilen hizmetler karşılığında 22/04/2024 tarihli 1.224.000,00 TL bedelli ve 31/05/2024 tarihli 2.570.000,00 TL bedelli e fatura düzenlendiğini, borçlu şirketin bu faturalara süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından borçlu şirkete 23/08/2024 tarihinde gönderilen cari mutabakat mektubunda borçlu şirketin 31/07/2024 tarihi itibariyle müvekkil şirkete 3.794.400,00 TL borç bakiyesi bulunduğunun açıkça bildirildiğini, söz konusu mutabakat mektubunun borçlu şirket yetkilisiyle yapılan whatsapp yazışmasında bildirilen e-posta adresine gönderildiğini, buna rağmen borçlu şirketin mutabakat bildirimine de herhangi bir itirazda bulunmadığını, farklı bir bakiye, ödeme belgesi veya hesap ekstresi sunmadığını, borçlu şirketin borcunu ödememesi üzerine Manisa İcra Müdürlüğünün 2024/39740 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin takipten sonra kötü niyetli olarak 31/10/2024 tarihli iki farklı numaralı iade faturaları düzenlediğini, bu durumun iade faturalarının ticari ilişkinin gerçek mahiyetini yansıtmadığını, alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu gösterdiğini, müvekkil şirketin bu iade faturalarını kabul etmediğini, noter ihtarnamesi ile iade faturalarına da açıkça itiraz ettiğini, bu nedenlerle müvekkil şirketin alacağının güvence altına alınması için davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, bankalardaki hesapları, araçları, teminat mektupları ve sair malvarlığı değerleri üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
MAHKEMECE: "... 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde belirtilmiştir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1.maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Talep eden vekilinin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen e-faturaların vadesinin geçmiş olmasına rağmen alacağın bugüne kadar ödenmediği gerekçesi ile ihtiyati haciz talep ettiği, alacağın faturaya dayanması nedeniyle ispatının yargılamaya muhtaç olduğu, faturanın tek taraflı olarak düzenlenebileceği gibi alacağın varlığını ispatlamadığı, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, bu itibarla İİK'nun 257 ve devamı maddesindeki şartların oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile;
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-İhtiyati haciz isteminin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin red kararının, ihtiyati haczin geçici hukuki koruma mahiyetini ve yaklaşık ispat ölçüsünü aşacak şekilde, adeta tam ispat şartı aranarak tesis edildiğini, ihtiyati hacizde tam ispat değil, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borcu bakımından alacaklı, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını isteyebilir. İİK m.258 uyarınca ise alacaklının, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında Mahkemeye kanaat verecek deliller göstermesi yeterlidir. Bu düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz yargılamasında aranan ölçünün, genel hükümlere göre tam ispat değil; alacağın varlığı ve muacceliyeti yönünden mahkemede kanaat oluşturacak seviyede yaklaşık ispat olduğunu, dosyada yalnızca fatura bulunmadığı hâlde ilk derece mahkemesince “alacağın faturaya dayandığı” gerekçesiyle talebin reddedilmesinin, dosya kapsamının eksik değerlendirilmesinden ibaret olduğunu, müvekkili şirket tarafından borçlu şirkete 23.08.2024 tarihinde cari mutabakat mektubunun gönderildiğini, bu mutabakatta borçlu şirketin 31.07.2024 tarihi itibarıyla müvekkili şirkete 3.794.400,00 TL borçlu olduğunun açıkça bildirildiğini, mutabakatın, borçlu taraf yetkilisiyle yapılan ...yazışmasında bildirilen e-posta adresine gönderildiğini, buna rağmen borçlu şirketin herhangi bir itirazda bulunmadığını, farklı bir bakiye ileri sürmediğini, ödeme belgesi sunmadığını ve hesap ekstresi paylaşmadığını, borçlu şirketin aylar sonra ve özellikle icra takibinin başlatılmasından sonra iade faturası düzenlemesinin, TTK m.21/2 anlamında süresinde yapılmış bir fatura itirazı olarak kabul edilemeyeceğini, takipten sonra düzenlenen iade faturalarının, borcu ortadan kaldıran yahut müvekkili şirket aleyhine sonuç doğuran bir belge niteliğinde olmadığını, müvekkil şirketin 3.794.400,00 TL tutarındaki alacağının uzun süredir ödenmemiş olması, borçlu şirketin ancak icra takibinden sonra iade faturası düzenlemesi ve bu suretle borçtan kaçınma iradesini ortaya koyması karşısında, borçlunun malvarlığını devretmesi, banka hesaplarını boşaltması veya üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarını elden çıkarması hâlinde alacağın tahsilinin ciddi şekilde güçleşeceğini, bu nedenle, yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili şirket alacağının teminat altına alınması amacıyla borçlu şirketin haczi kabil malvarlığı değerleri üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: ihtiyati haciz red kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Talep konusu somut olayda; ihtiyati haciz talep eden karşı tarafa kesmiş olduğu 2 adet faturayı sunmuştur. Cari hesap mutabakatı karşı tarafça imzalı olmadığından, alacak yargılamayı gerektirdiğinden, yaklaşık ispat sağlanmadığından mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunamamıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; yaklaşık ispatın bu aşamada sağlanmamış olmasına, alacağın yargılamayı gerektirmesine göre talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/05/2026 tarih, 2026/327 D.İş Esas ve 2026/329 D.İş Karar sayılı ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin olarak verilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 09/09/2026